Ha Ji-won etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ha Ji-won etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.09.2012

As One - Tek Yürek


Yine Kore'nin spor tarihine ışık tutan bir filmden bahsedicem. Dikkat ettiyseniz sadece Kore dedim çünkü bu film ülkenin kuzey-güney diye ayrılmasının hemen ardından spor için birleşmelerini anlatıyor. Öyle aman aman güzel bir film değil ama en azından izlemeye değer, sıcak bir yapım. Sizde benim gibi milli içerikli şeyleri seviyosanız bu filmide seversiniz. Daha önce Güney Kore'nin ilk Kayakla Atlama Takımı hakkında çekilmiş filmden burdaki yazımda bahsetmiştim, bu filmde aşağı yukarı aynı düzeyde.


Filmin konusundan bahsedersek; Ülkenin bölünmesinden sonra 1991 yılında Dünya Pinpon Şampiyonası'na Kore Masa Tenisi Takımı (tek ülke) olarak katılmasını konu almıştır. Yani film iki ülkenin geçmiş tarihine, gerçek olaylara dayanmaktadır.

Resimlerden de anlaşılacağı üzere başrolde Ha Ji Won var. Bu kadına her ne kadar uyuz olsamda oyunculuğuna diyecek bişey bulamıyorum. Gerçekten kadın üstlendiği her rolün hakkını fazlasıyla veriyor. Mesela bu filmdeki rolü için haftalarca tenis eğitimi almış, en az orta düzey bir oyuncunun seviyesine yükselmiş. Böyle filmleri izledikçe Güney Kore'ye bir kez daha hayran oluyorum yahu. Biz ki tarihimizle övünür dururuz ama bi tanemizde çıkıp adam akıllı film çekmez (istisnaları es geçiyorum) Çekilenlerde de tarihimizden öyle bir bahsedilir ki yani bir gavur (tabir edecek daha uygun bir söz bulamadım ya la) çekse ancak bu kadar kötüleyebilir bizi o derece... Adamlar elli senelik tarihlerinden hayali kahramanlar üretirken biz olanları yok etmeye çalışıyoruz. Bu mantığı anlamıyorum kardeşim! Neyse işte sadece devletle ilgili değil sporla ilgili de hiç bir filmimiz yok. Varsa söyleyin hayrınıza da izleyelim cidden. Yani iş Londra'ya bilmem kaç sporcuyla gittik diye havalara girmekle olmuyor. Güreş, cirit, basketbol, futbol, tenis, kayak... Ula nerdeyse her spor dalında yetenekli takımlarımız var ama onları sadece müsabakalarda hatırlıyoruz. Bu adalar nasıl-hangi şartlarda çalıştı kimse bilmiyor. Geçenlerde haberlerde izlemiştim milli yüzme takımımız antreman yapabilmek için yazlık villaların havuzlarını kiralıyorlar. Yahu adamların yüzmek için bir havuzları bile yok! Sonra da bunlar niye madalya getiremiyorlar, hasbinallah...

Neyse canlar filme dönecek olursam izlenebilir kıvamda sıcak bir film. Bazı sahnelerde yok yok çoğu sahnede abartmayın be desemde gözümden bir damla yaş süzülmedi değil;) Hepinize iyi seyirler...

9.10.2011

Love So Divine - Aşkım İçin

 Deo Gratias
 Deo Gratias
 Deo Gratias!


Çok uzun zaman önce izlediğim sempatik bir Güney Kore filminden bahsedicem size; Love So Divine (신부수업) türkçe adıyla Aşkım İçin yada Kutsal Aşk...

Love So Divine 2004 yılında çekilmiş, 110 dakikalık, romantik komedi tarzında bir film.  Konu itibariyle klasik kore filmlerinden biraz farklı ama gidişat olarak aynı diyebileceğimiz izlenesi, şeker bi yapım. Bu filmi izlememdeki neden tabiki oyuncuları; oynadığı her yapımı gözüm kapalı izlediğim Kwon Sang Woo ve kendisini pek sevemesem de oyunculuğuna (özellikle Secret Garden dan sonra) laf edemediğim Ha Ji Won. Bu ikili bir aaya gelir de bende izlemez miyim hiç;)

Filmin konusuna gelirsek; Kim Gyu-shik (Kwon Sang Woo ) kendini Tanrı'ya adamış bir rahip adayıdır. Yapılan son ayin sırasında arkadaşının sakarlığı yüzünden kutsal tütsüyü düşürürler ve ceza olarak Peder Nam'ın yanına yardım etmeleri için gönderilirler. Gerçek bir peder olabilmeleri ve kutsanabilmeleri için bu bir aylık cezanın bitmesi gerekmektedir. Peder Nam'ın yeğeni olan Yang Bong-hi (Ha Ji Won) erkek arkadaşını görmek için amerikadan ansızın gelir. Ancak erkek arkadaşı Bong-hi den ayrılmak istediğini söyleyince herşey altüst olur. Bong-hi bunun üzerine amerikaya geri dönmeye karar verir fakat beş parasız ortada kalmıştır. En azından bilet parasını biriktirene kadar kilise de amcasına yardım etmeye başlar... İşte bütün hikaye de bundan sonra başlar, Bong-hi'nin kilise de olmasına rağmen bir türlü kontrol altına alınamayan uçarı kaçarı haraketleri ve Gyu-shik'in rahip olma hayalleri aynı nokta da çakışır! Tek gerçek olan İlahi aşktır, o halde bu kararsızlık da neyin nesi?  

Konu itibariyle kısaca böyle, ilk izlediğim de çok farklı gelmişti bana ama daha sonra benzer konuları ele alan filmler izledim yinede bu filmin yeri ayrı bende;) Biliyorsunuz ki Hıristiyanlık da din adamı olmak o kadar kolay değildir. Eğer rahip olacaksan dünyevi herşeyi arkada bırakman gerekir. Aşık olmak ve evlenmek kesinlikle yasaktır, eğer kalbine Tanrı dan başkasının aşkı girerse rahipliği bırakman gerekir. İşte bu film de bu ikilemi anlatan, iki arada bir derede kalmanın sancılarını yaşayan bir adamın hikayesi;) 

~~~~

Gözüme takılanlar: (Filmi izlemediysen burayı atla bence)

***Filmin başından sonuna kadar bağırıp duran Ha Ji Won'un azının üstüne bi tane çakasım geldi. Kızım bi susta çocuk konuşsun yahu, zati adamın ağzından kerpetenle laf alıyoz! 

***Özellikle filmin başların da rahip adaylarına giydirilen uzun elbiselerine bayıldım. Çünkü en çok o sahnelerde güldüm, elbisenin eteklerini tutup sünnet çocukları koşturup durdular ortalıkta:D

***Esas çocuğun matrak rahip adayı arkadaşına bayıldım:) Hani uzmanlık alanı rus kızları doğru yola yönlendirmek olan arkadaştan bahsediyorum:D 

***''Hani bunu papa kutsamıştı! Nasıl oldu da kırıldı?'' dimi ama kırılmamasını gerekmez miydi?

***''Erkeklerin hepsi domuzdur, baban ve rahipler hariç'' ahhahahha 

***''Bir daha çanı erken çalarsanız bende budist olurum ona göre, köylülerin uykusunu alması gerekir'' bende çanı erken çaldığı için teşekkür falan edicek sonuyordum, koptum bu sahne de. Sen çok yaşa amca emi:D


***Bizim ikili zaruri nedenlerden dolayı otel odasında kalıyorlar. Sevgili rahp adayımızında ilk yaptğı şey odadnın duvarında asılı duran çıplak kadın resimlerinin üzerine kalemle kıyafet çizmek! Hoş bir ayrıntıydı sevdim...

 ***Kolyenin içine sevdiğin insanın resmini koymak artık klasiktir. Ama sevdiğin insanın sende resmi yoksa? İyi akıl edilmiş bir detaydı;)

~~~~

Ve daha bir çok hoş ayrıntı...Film 2004 yapımı, haliyle sizi çok fazla tatmin etmeye bilir. Yani aman aman bişi beklemeyin. Fakat Kwon Sang Woo'yu böyle bir rolde izlemek eğlenceliydi. Bu adamı genelde ultra aşık, karizmatik, korkusuz, devamlı ağlamaklı bir modda gezen rollerde oynatırlar ama bu filmde ağlama kısmı hariç tam zıddı acemi, saf, ürkek kısacası farklı bir Kwon Sang Woo izlemek güzeldi.Vakti zamanında pek bi sevmiştim bu filmi ve hala da seviyorum sempatik, sade bir kurgusu var. Eğer hala izlemediyseniz ve vaktiniz varsa kesin izleyin derim;)) Şimdilik benden bu kadar başka bir yazıda görüşmek üzere^^

Deo Gratias         
   Deo Gratias       
       Deo Gratias

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...