14.12.2014

Hyde Jekyll, I ~ Hyun Bin Sonunda Sahalara Geri Dönüyor!



Hyun Bin şukelası uzunnn bir aradan sonra sahalara dönüş yapıyor millet! Gül cemalini en son 2010 yılında Secret Garden dizisinde görmüştüm selvi boylumun. Bu zamana kadar izlediğim en eğlenceli dizilerden biri olarak tarihe geçen Secret Garden dizisini Hyun Bin de çok sevmiş olucak ki o gün bu gündür diziye tövbe etti adam. Arada dört tane film çekti ama hiçbirini izlemedim, merakla müjdeli haberi bekliyordum ki sonunda dizi camiasında takrar adı duyuldu;)

Dizimizin ismi Hyde Jekyll, I...
Konusu:  Han Geu-Roo iki farklı kişiliğe sahip bir adama aşık olan bir kadındır. Onun kişiliklerinden biri Ji Gil'dir. Ji Gil (Hyun Bin), soguk bir kişiliğe sahip bir yazardır. Adamın diğeri kişiliği ise Ha Yi-Doo'dur. Ha Yi-Doo (Hyun Bin), tatlı ve masum bir kişiliğe sahiptir. (Konu alıntıdır orijinal yazı için tık tık)

Anladığım kadarıyla dizi abd yapımı bir filmden uyarlama, aynı film ülkemizde de İki Ruhlu Adam adıyla gösterime girmiş. 20 bölüm olarak planlanan dizi, tür olarak fantastik-romantik-komedi yani bir dizide isteyebileceğim bütün türler mevcut. Hele de Secret Garden de kadın rolüyle kalbimde taht kuran Hyun Bin den bu dizide de üstün performans bekliyorum;) İşin diğer güzel yanıda dizinin kadın oyuncusu Çatı Katı Prensi'nden tanıdığımız Han Ji Min hatunu. Kadın hem çok sevimli hemde oyunculuğunu seviyorum bakalım Hyun Bin ile nasıl bir çift olucak.

Dizimiz Pinokyo adlı dizinin hemen bitiminde yani Ocak 2015 de başlıcak inşallah. Büyük merakla beklemedeyim...


Güncelleme:

Dizinin tanıtım videoları düşmeye başladı, yeni videolar geldikçe güncelleme yaparım canlar ;)





27.11.2014

Sevilesi Güney Kore Dizileri 3



Şu sıralar içimde bir gram yazma isteği yok. Çok sevdiğim şeyleri kısada olsa yazayım diyorum ama başlığı yazmamla sıkılmam bir oluyor hal böyle oluncada caaanım yazılar taslaklarda çürüdü. Madem tek tek yazamıyorum en azından bu senenin sevilesi güney kore dizilerinin listesini kaldığımız yerden devam edeyim.

Bu sene, güney kore dizileri açısından kaliteli bir o kadar da hayal kırıklığıyla geçti. Hem konu itibariyle hem oyuncularıyla hemde kalitesiyle birbirinden güzel iki dizi yayınlandıktan sonra bi duraklama oldu. O kadar harika oyuncular ne idüğü belirsiz dizilerde harcandı. En azından benim nazarımda öyle, bir ara izleyecek güzel dizi bulamayıp kendimi tamamiyle hintlilerin içine atmıştım. Neyseki bu aralar güzel yapımlar çıktıda geri özüme döndüm:)  

Bu sefer liste çok kısa olacak dediğim gibi çok sevdiğim diziler bu sene cidden azdı. Yıl bitmeden kaliteli yapımlar çıkarsa güncelleme yaparım. 

Not 1: Her listede dediğim gibi bu seçimler keyfim ve kahyasının ortaklaşa kararıdır.

Not 2: Canlar çok sevdiğimi söylediğim halde dizinin ismi listede yoksa eğer, bu dizinin liste yapıldıktan sonra yayınlanmaya başlamasından dolayı diğer seneye sarkmıştır. Yani blogdaki yazıların tarihlerine dikkat edin.

******

You Who Came From the Stars


Do Min Joon (Kim Soo Hyun) 400 yıl önce uzaydan dünyaya gelmiş ve bazı nedenlerden dolayı gezegenine tekrar dönememiş olağanüstü bir varlıktır:) Yıllarca görüntüsü değişmeden insanların arasında yaşayan Do Min Joon kendi gezegenine geri dönmesini sağlayacak yıldızın dünyaya yaklaştığını öğrenir. Bu sırada ünlü oyuncu Cheon Song Yi (Jeon Ji Hyun) ile tanışır ve olaylar gelişir... 21 bölümlük romatik-komedi-fantastik türünde bir dizidir.

2013'ün aralık ayında başlayıp bu seneye sarkan ve yıla damgasını vuran şahane bir dizi! Konusu, oyuncuları, replikler, şarkılar, kıyafetler, kötü adamı ayy bu dizide herşey çok güzeldi yahu:) Kim Soo Hyun genç yaşına rağmen çok güzel oynadı zati ondaki o donuk ifadeler rolüne cuk oturdu, Jeon Ji Hyun hatununu bu dizide daha bi sevdim. O mimikleri, ses tonunu başkası yapsa dönüp bida yüzüne bakmazdım lakin bu kadın bu rolle kendini çok sevdirdi. Son olarak o kötü adam ahh ahh çok iyi oyuncu yahu helal olsun. Canlar diziyi hala izlemeyen varsa kesinlikle izleyin cidden çok iyiydi;)



***

It's Okay, That's Love



Takıntıları olan başarılı bir yazar Jang Jae Yeol, psikiyatrist olan sivri dilli kızımız Ji Hye Soo ile bir televizyon programında karşılaşırlar. Bu saatten sonra kimin hasta kimin doktor olduğu önemini yitirecek ve birbirlerinin derdine derman olacaklardır... 16 bölümlük psikolojik-romantik-komedi türünde bir dizidir.

Yine bu yıla damgasını vuran şahane bir dizi daha. Yanlış ifade etmek istemem ama; konunun işlenişi, replikler ve oyuncuların kimyası bakımından en doğal ve gerçekçi diziydi bence. Sanırım daha orta yaş grubuna hitap eden bir dizi olduğu için masalsılıktan uzak daha gerçekçiydi yada bana öyle geldi, herneyse kısaca bu diziyide çok sevdim;) Ayrıntılı yazı için tık tık.

***

Liar Game


Liar Game yalan üzerine kurulmuş bir yarışma programıdır. Rakibini kandıran, en iyi yalan söyleyen ve zekasını kullanarak rakiplerini eleyen büyük ödülü alacaktır. Yarışmanın en önemli kuralı ''Asla kimseye güvenme'' 12 bölümden oluşan gizem-zeka türü bir dizidir. (Zeka diye bir tür yok ama bu diziyede kalkıp romantik dersem ayıp ederim:))

Yine şahane bir dizi daha! İlk olarak mangadan Liar Game adıyla japon dizisine uyarlandı daha sonrada kore versiyonu geldi. Ben japon versiyonunu henüz izlemedim ki iyikide izlememişin yoksa dizi bu kadar heycanlı olmazdı. Zira her bölümde öyle akıl oyuncları dönüyor ki noldu nolcak diye meraktan çatlıyor insan. Ve değinmeden edemicem sen nasıl muhteşem bir psikopatsın ey kötü adam, oyunculuk cidden muhteşem;)

***

Pinocchio 


Pinokyo sendromu olan Choi In Ha (Park Shin Hye) ne zaman yalan söylese hıçkırık tutar, yalan söyleyemediği için bir çok iş görüşmesinde başarısız olur. Geçmişte muhabirlerin yaptığı yalan haber nedeniyle ailesi dağılmış olan Choi Dal Po( Lee Jong Suk ) yalan haberi yapanlardan intikam almak istemektedir. Romantik-komedi-dram türündek 20 bölümlük bir dizi.
 Bir kez daha uyarayım dizi yeni başladı ve hala deva ediyor yani finale kadar aynı güzellikle götüreceklermi muamma. Eğer sonlara doğru batırırlarsa listeden çıkarırım ama dizi öyle güzel başladı ki listeye eklemeden kendimi alamadım;) Sizi bilmem ama Park Shin Hye hatununu gram sevmem, sanırım oynadığı karakterlerden kaynaklı olarak bir türlü yıldızımız barışmadı. Bu diziyle birlikte bu kızın rol yapabildiğine şahit oldum demekki bu hatuna öyle mıy mıy aman sevimli kız rollarindense burdaki gibi daha gerçekçi ve azcıkta çatlak roller verilmeliymiş;) Umarım dizi bu güzellikte devam eder...

Pinokyo dizisi için güncelleme: Diziyi bitirdim ve cidden sevdim ya, Park Shin Hye'nin nerdeyse bütün dizilerini izledim ve bu zamana kadar hiç birini aman aman sevmedim. Ama bu dizi olmuş arkadaş, kız ilk defa bi dizide hakkaten güzel oynamış. Pinokyo dizisi için sadece bir oyuncuya yüklenmek haksızlık olur dizideki bütün oyuncular çok başarılıydı, konu güzel ve ilgi çekiciydi kısaca bu diziyi de sevdim ;)

***


Aklıma gelen ve severek izlediğim diziler şimdilik bu kadar canlar. Elbetteki başka dizilerde izledim ama çoğunu tamamlayamadım bile. Misal izleyipte listeye almak istemediğim diziler şöyle;

You’re All Surrounded: Cha Seung Won ve Lee Seung Ki gibi iki şahane ve şebelek oyuncu ancak bu kadar harcanabilirdi:( Ne umutlarla başlamıştım diziye ama hayal kırıklığı yaşadım, tamam dizi güzel ama sadece o kadar...

Fated To Love You: Tayvan versiyonunu izlediğim için konusunu ve gidişatını biliyordum yinede oyuncular güzel olunca izleyeyim dedim. Lee Gun'un absürt mimik ve hareketleri başta sevimli geldi ama bölümler ilerledikçe sıkmaya başladı helede kızın o mıy mıylığı ay fenalık geldi devam edemedim...

Trot Lovers: Bu dizi için diyeceğim iki husus var birincisi; trot şarkıları ne güzelmiş yahu valla bayıldım, diziyi sırf şarkıları dinlemek için devam ettim desem yeridir. İkincisi; dizideki küçük kız kardeş, sen ne kadar akıllı ve sevimli bir şeysin Allah herkese senin gibi kardeş nasip etsin:)

Flower Grandpa Investigative Team: Konu olarak çok farklıylı, bu zamana kadar aynı anda bu kadar harobojiyi(büyükbaba) bir arada izlememiştim:) Güzeldi hoştu şahsen ben sevdim hatta son bölümüne kadar izledim ama herkesin sevebileceği bir dizi değildi.

Modern Farmer: Lee Hong Ki şukelasının ''Kençanayo, kençanayo''(sorun değil) repliğiyle kalbime taht kursada, diziyi izlerken gülsemde başrol oyunculuarın arasındaki yaş farkı ve uyumsuzluğu öyle rahatsız ediciki bir türlü izlemek içimden gelmiyor...

Şimdilik benden bu kadar 
seneye serinin dördüncü yazısında görüşmek üzere
sağlıcakla kalın;)



Güncelleme:
Plus Nine Boys dizisinide sevdim, finalini yaptıktan sonra tekrar güncelleme yaparım;)




~~Serinin birinci yazısı: Sevilesi Güzey Kore Dizileri 1~~
~~Serinin ikinci yazısı: Sevilesi Güney Kore Dizileri 2~~

31.10.2014

Benimkide Laf Olsun İşte...





Dört ay önce denetimsizlik ve taşeronların aç gözlülüğü yüzünden Soma’da yaşanan maden faciası nedeniyle 301 can gitti. Daha bu yaralar sarılmadan suçluların cezası verilmemişken yeni bir doğal afet(!) meydana geldi ve 18 vatandaşımız madenin bilmem kaç metre derinliğinde sular altında kaldı. Dört gündür olayları yakinen takip eden bilmem ne bakanımız ‘’Valla bizde güvenliği olmayan madenlerin açılmasını istemiyoruz ama napak elimizden bişi gelmii’’ dedi. Madenlerin açılmasını onaylayan devlet erkânından bile daha söz sahibi bu elli kişinin kimliği açıklansın lütfen ama bunu yaparken masum insanlarında isimleri arada kaynamazsa pek bi seviniriz. Bir tarafta dört gündür canla başla 18 vatandaşımız kurtarılmaya çalışırken diğer tarafta dört saniyede 18 vatandaşımız yine dikkatsizlik ve aç gözlülük yüzünden minibüs kazasında öldü…

Devamlı artan vergilerle imanımız gevrerken devlet baba bu duruma bir açıklık getirdi ‘’Sadece vergilerle çözüm süreci hızlanmaz bu işi yayarak kar'a geçmemiz lazım’’ dedi ve kendini özel sektör zannederek elimizdeki kartları değiştirmeye başladı. Ehliyetten sonra şimdide her vatandaşın sahip olması gereken, en doğal haklarından biri olan ve 2 liraya mal edildiği açıklanan kimlik kartlarını 18 lira vererek pek kıymetli vatandaşlardan değiştirmeleri isteniyor. Aradaki farkı bulup, yeni doğan bebeğin bile kimlik kartı olduğunu düşünerek bulduğunuz farkı ülke nüfusuyla çarpın bi zahmet zira benim matematiğim yetmiyor. Birde bu TL’cikler bize yol ve su olarak geri döncek mi?!

Sokakta gezerken karşılaştığım on kişiden biri Suriyeli ya da başka bir millettendi şimdi bu sayı beşe yükseldi. Evet biz yardımsever bir ülkeyiz ve bu uğurda harcanan milyonlarca lira benim adıma helali hoş olsun lakin işin rengi bambaşka. Binlerce kişiyi ülkemize sokup tek bir yerde muhafaza etmek yerine ülke geneline yayarak sosyal ve ekonomik dengeler altüst edildi. En basitinden; işsizliğin fazla olduğu ülkemizde asgari ücretle zor bela geçinmeye çalışan işçilerimiz çıkarılarak yerlerine kimlikleri olmadığı için sigorta yaptırılmayan ve karın tokluğuna çalışan sığınmacılar alındı. Lakin onlarında işten çıkarılmasına pek az kaldı yakında karın tokluğundan bile daha az maaşla çalışacak Bangladeşliler ülkemize gelicekmiş. Sizde gelin canlar gelin çekinmeyin…

İsimlerini bile anmak inanın içimden gelmiyor ama yapılanları gördükçe yazmadan da duramıyor insan. Kobani’yi mahne ederek özelliklede doğu bölgemizi birbirine katan kendini bilmezler şimdide Diyarbakır da bir caddeyi keserek gelen geçenden kimlik sormuşlar bak sen! Tabi su sırada bir çok ilimizde protesto adı altında eylemler yapılıp yine kamu mallarına zarar verilerek yerli esnafı canlarından bıktırıyorlar. Bilmem ne genel başkanıda çıkıp ‘’Şiddetten uzak ve barışçıl bir eylem’’ yapalım tarzı bişi söylemiş, ayyy yesinler senin şiddetten uzak barışçıl eylemini! Yıllardır görüyoruz zaten ne kaaa barışçıl olduğunu…

Tüm bu gelişmelerin ışığı altında toplanan MGK (Milli Güvenlik Kurulu) 10 saat 25 dakikalık toplanma süresiyle tarihimizde bir rekora imza attı. Kapalı kapılar arkasında bunca saat ne konuşuldu diye merak ediyor insan haliyle, yapılan açıklama aynen şöyle “Ülkemizin güvenliği, halkımızın huzuru ve kamu düzenini ilgilendiren hususlar ayrıntılı olarak görüşülmüştür. Bu kapsamda milli güvenliğimizi tehdit eden ve kamu düzenini bozan iç ve dış legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar ve illegal oluşumlarla yürütülen mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır” Yani demem o ki Hakkari’de üç askerimiz şehit edilirken, Diyarbakır’da pazarın ortasında hamile eşinin gözü önünde başından haince vurularak şehit edilen astsubayımız dururken rekor kırarak bilmem kaç saatlik yapılan GÜVENLİK toplantısından çıka çıka ‘’Paralel yapıyla mücadele kararlılığı’’ çıkması... 

Neyse canlar sağlıcakla kalın dicem ama 
sağ da kalamıyozki!

8.10.2014

Sevilesi Hint Filmleri



Çok severek izlediğim yapımları anlatmakta pek bi zorlanırım, sanırım bu şukela yapımlar için hangi kelimeleri yazarsam yazayım hep yetersiz kalıyor. Bu yüzdendir ki çok çok severek izlediğim Hint filmlerini tek tek anlatmak için çırpınmaktansa tek bi sayfada derleyip toparlıcam inşallah.

Filmlere geçmeden önce hemen belirteyimki bu listedekiler benim bu zamana kadar izlediğim hint filmleri arasında ilk sırayı zorlayanlar. Yani keyfim ve kahyasının ortaklaşa hazırladığı bir liste. ''Şu film nasıl bu listede olmaz'' diyebilirsiniz lakin zevkler ve renkler meselesi canlar.  Misal Aamir Khan'ın Fana yada Ghajini filmleri için millet ölüp bitiyor ama benim için ikinci sırada gelirler zira gönlümde Taare Zameen Par ve 3 Idiots filmlerini asla geçememişlerdir.

Bu hint filmleri yazısını üç seri halinde yazmayı planlıyorum. İlki şimdi yazıcam çok severek izlediklerim. İkincisi yine çok severek izlediklerim ama bazı nedenlerden ikinci sıraya düşenler. Üçüncüsü ise klasik hint filmleri diye tabir ettiğim filmlerin içinden yine severek izlediklerim olucak. Şimdiden planımı yapayımda vazgeçmeye falan kalkarsam hiç değilse buraya yazdım deyip utanır yazarım;)

Not 1: Hint filmlerine yeni başlıyorsanız ilk olarak bu filmleri izlemeyin canlar. Hatta baya bi geciktirin zira bunları izledikten sonra insanın kalite anlayışı çok yüseklere çıkıyor hal böyle oluncada diğer filmleri bir türlü beğenemiyoruz. Benden uyarması;)

Not 2: Filmler arasında herhangi bir sıralama yoktur hepsi benim canlarım:)


~~~~~~~~~~

Taare Zameen Par / Yerdeki Yıldızlar


İshaan (Darsheel Safary) yaşıtlarının aksine okumada ve yazmada oldukça zorluk çeken yaramaz bir çocuktur. Öğretmenlerinden ve komşulardan gelen şikayetlere dayanamayan ailesi onu yatılı bir okula yazdırır. Okula ve yeni çevresine uyum sağlayamayan İshaan gittikçe içine kapanır ve herkesle iletişimi keser. Ta ki küçük çoçuğun hayatını değiştirecek resim öğretmeni Ran (Aamir Khan) gelene kadar...

Bu filmi Aamir Khan var diye izlemiştim ama Aamir'cim olaylara filmin yarısından sonra dahil oluyor. Lakin o zamana kadarda yokluğunu pek çekmedim açıkçası çünkü filmi asıl alıp götüren küçük oyuncu Darsheel Safary idi. Bu yaşta böylesine bir oyunculuk cidden çok çok iyiydi.

~~~~~~

  3 Idiots / 3 Aptal


Hindistanın en iyi mühendislik okuluna kapak atan üç kafadarın başından geçen olayları espirili bir şekilde anlatılmakta. Aslında bizim ülkemizde de benzer sorunları olan eğitim sistemini ve bu sistemle yetiştirilen geleceğin gençlerini bir güzel irdelemektedir.

''...Ve kaderim belli olmuştu,
ne olmak istediğimi kimse sormadı''

Yine bir Aamir Khan filmi! Eğitim sisteminin aksaklıklarını eğlenceli bir şekilde irdeleyen çok güzel bir yapım. Zaten bu ilk iki film Türkiye'nin bir çok yerinde eğitim amaçlı okullarda izlettiriliyor ve ünlerini sonuna kadar hakediyorlar.

~~~~~~

Guzaarish


Ünlü sihirbaz Ethan (Hrithik Roshan) bir gösteri sırasında düşerek boynu kırılır ve belden aşağısı felç olur. Doktorların yaşamaz dediği adam tam on dört yıl boyunca yatağa mahkum olarak hayatta kalır. Yazdığı kitaplarla ve evinden yayınladığı radyo programıyla topluma örnek olur. Lakin yıllar geçtikçe sağlık sorunları ve maddi sıkıntılar artar. Artık çevresindeki insanlara bağımlı olarak yaşamak istemeyen Ethan mahkemeye başvurarak ötenazi olmak ister...

 ''Eğer yaşamak haksa, ölmekte hak olmalı''

Hrithik Roshan'ın devleştiği, oyunculuk budur dedirttiği bir film. Yine sosyal içerikli şahane bir yapım. Filmi izlerken kesin bir yargıya varamıyor insan, bir taraftan Ethan'a hak verirken hemen arkasından diğer düşünceninde doğru olduğunu farkediyorsunuz. Ve  Aishwarya Rai sen ne güzel bir kadınsın yahu;)


~~~~~~

My Name Is Khan / Benim Adım Khan


Rizvan Khan (Shahrukh Khan) annesinin çabalarıyla büyütülmüş bir otizm hastasıdır. Annesi ölünce Amerika'daki kardeşinin yanına gider. Kardeşi sayesinde kozmetik ürünleri satmaya başlayan Khan, Mandira'yla (Kajol) tanışır ve aşık olur. Hindu olan Mandira aynı zamanda dul ve bir çocuk sahibidir ama herşeye rağmen bu iki çift evlenirler. Ülkede 11 Eylül saldırılarından sonra müslümanlara karşı olumsuz bir tavır takınılır. Mandira'nın oğluda aynı nedenden dolayı öldürülür. Bu olaylan sonra ikilinin hayatı kabusa döner Mandira Rizvan'ı terkeder. Rizvan'ın eve tekrar dönebilmesinin tek şartı ise ABD başkanına gidip kendisinin terörist olmadığını söylemesidir...

 ''Din kriter değildir, insanlık kriterdir.''

Hindistanın en ünlü çiftlerinden Shahrukh ve Kajol'un başrollerini oynadığı yine sosyal içerikli bir film. ''Benim adım Khan ve ben terörist değilim'' sloganıyla batının Müslümanlara bakış açısını çarpıcı bir şekilde anlatan güzel bir yapım.

Not: Khan soyadını Hindistan da sadece Müslümanlar kullanır.


~~~~~~

Black / Siyah  



Bebekken geçirdiği bir hastalık nedeniyle sağır ve kör olan Michelle (Rani Mukherjee), çevresiyle iletişim kurmakta zorlanır. Kendi karanlığında çırpınan Michelle bütün öfkesini çevresinden çıkarmaya başlar. Aileside kızlarına yardım edemeyince öğretmen tutarlar ama gelenler kızımızın karanlık dünyasını aydınlatamaz. Ta ki yeni öğretmen Debraj (Amitabh Bachchan) gelene kadar. Debraj ya bu zifiri karanlığa ışık tutucak yada kendi de bu karanlıkta kaybolacaktır...

“Ona sözcüklerden bir kanat takacağım Bayan Nair, uçmayı öğreteceğim...”

Benim nazarımda Rani Mukherjee şukelasının devleştiği yapımdır. Bu kadını severim ama oyunculuğunu bu kadar güzel konuşturduğu başka bir filmi yok bence.

~~~~~~

Barfi


Doğuştan sağır ve dilsiz olan Barfi (Ranbir Kapoor), annesini küçük yaşta kaybetmiş ve babası tarafından büyütülmüştür. Yaşamındaki bütün olumsuzluklara rağmen hayatı dolu dolu yaşamayı başaran Barfi, şehre yeni taşınan bir kıza aşık olur. Fakat ailesi kızlarını normal(!) biriyle evlenmesini istemektedirler. Otistik olan çocukluk arkadaşı Jhilmil'in (Priyanka Chopra) de olaylara dahil olmasıyla işler karmaşık bir hal alır...

 ''Aşkın dile ihtiyacı yoktur.''

Ranbir Kapoor sen ne kaa mükemmel bir oyuncusun! Sıfır replikle duygu ve düşünceler ancak bu kadar güzel ve eğlenceli anlatılabilir.  Priyanka Chopra da beni şaşırtarak çok güzel oynamış rolünü lakin bu filmin yıldızı kesinlikle Ranbir'di.

~~~~~~~~~~

Not 3: İsimleri yazarken farkettimki ben en çok içinde hastalık konusu barındıran filmleri çok sevmişim. Halbuki öyle çok ağlak yapımları izleyemem. Ama hintli oyuncular özelliklede böyle zor rolleri öyle güzel, doğal ve içten oynuyorlarki bazen bunun bir film olduğunu unutuyor insan...

(Vallahi son) Not 4: Yeni izlediklerim arasında yine çok severek izlediğim yapımlar olursa liste güncellenecektir.



Kalın sağlıcakla...

26.09.2014

Eylem Aktaş ♫♫♫


Selam canlar bu aralar can sıkıntısının dibine vuruyorum. Üzerimdeki baskı arttıkça bendeki sinir katsayısıda artıyor, bu gibi durumlarda en iyi kafa dağıtma yöntemi tabiki YouTube:) Boş işler uzmanı olarak o video senin bu video benim gezip duruyom, bi faydasını gördüm mü kesinlikle hayır ama napcan canlar elimdeki asıl işleri yapmamak için kendime bir bahane bulmam gerekiyodu...

Neyse işte bol bol video izledim ve sizlere gerekli gereksiz bi sürü video buldum, taslaklara hepsini kaydettim deli damarım atıp silmezsem sırayla yayınlıcam inşallah. Öncelik Eylem Aktaş'ın, ben bu kadının sesine bayılıyorummm yahu. Maşallah kadında öyle güzel, sade ve dokunaklı bir ses var ki işte Allah vergisi dedikleri bu olsa gerek. Youtube de fink atarken eski şarkılarından birine denk geldim mazi gözümde canlandı be. Eylem Aktaş, yayınlandığı dönemde çok sevilen dizilerin şarkılarını söyledi misal Hatırla Sevgili gibi. Ki bence o dizinin bu kadar ses getirmesinde şarkıların rolü büyüktü zira üzerinden kaç sene geçti ama şarkıları hala dinlerim. Asi dizisinin Gururu Yenemedik şarkısıda öyle, her iki diziyide şöyle böyle izlemişimdir ama bütün şarkılarını ezbere bilirim. Cidden çok güzel seslendirmiş Eylem Aktaş helal olsun... Şu an da aklıma gelen ve severek dinlediğim bir kaç videoyu ekleyip kaçıyorum...

  ♫♫♫♫♫♫


Eylem Aktaş - Zor Yıllar (Hatırla Sevgili)



~Varsın eller gönül yarası kapanır sansın~

~Kabuğun altında sevgili sen kanayansın~




♫♫♫


Eylem Aktaş - Söyleyemedim



♫♫♫


Selçuk Balcı & Eylem Aktaş - Mezar Taşı (Benim İçin Üzülme)

 



♫♫♫

Blog videoyu kabul etmediği için link ekliyorum sadece, 
dinlemek istediğiniz şarkının üzerine tıklayın.







4.09.2014

4 Eylül ~ Sivas




"Cumhuriyet'in temellerini burada attık"




Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı 4 Eylül Sivas Kongresinin 95. yıldönümünü kutlar, bu uğurda canlarını feda eden aziz şehitlerimizi saygı ve dua ile yad ederim...


3.09.2014

Haikyuu!! - Filenin Küçük Canavarı



Selam canlar... Anime olarak en son Kuroko no Basket'i yazmıştım, bu yazımda da konusu yine spor olan ve son zamanların sevilerek izlenen animesi Haikyuu isimli seriden bahsedicem. Animelerde konu olarak futboldan basketbola, yüzmeden tenise kadar bütün spor dalları işlendi bir erkek voleybolumuz eksikti onuda yaptılar çok şükür:) Konusunu yazıp diğer animelerden neden farklı olduğuna değinicem kısaca.

Konusu: 10 numaralı formasıyla smaçör Hinata Shoyou 1.62'lik boyuyla takımın en kısa oyuncularından biridir bu yüzden rakipleri maçlarda onu pek tınlamazlar lakin Hinata kısa boyuna rağmen herkesten daha yükseye zıplayarak dikkatleri üzerine çeker. Bu durum onu takımın en büyük yemi haline getirir. 9 numaralı formasıyla pasör Kageyama Tobio eski takımında ''Kral'' olarak tanınır, bu lakap lider olduğu için değil aksine aşırı bencil olduğu için takım arkadaşları tarafından kullanılmaktadır. Kageyama bu lakabı ve kişiliğini yeni takım arkadaşlarının yardımıyla değiştirmeye çalışacaktır. Hinata'nın yüksek zıplayışları, Kageyama'nın nokta atışları ve diğer takım oyumcularının yardımıyla Karasuno takımı birinciliği hedeflemektedir...


25 bölümden oluşan bu sevimli seri son aylarda takip ettiğim tek anime. Sizde benim gibi spor animelerini seviyorsanız bu seriyide seveceksiniz. Zira Haikyuu görsel olarak gayet sade ve temiz çizilmiş Kuroko'daki gibi boyun kısımlarını gölgelendirmek için çizilen aşırı belirgin çizgiler burda yok adam gibi gölgelendirme yapışlar. Dediğim gibi seri yirmi beş bölümden oluşuyor o yüzden sıkılma gibi bir durumda olmuyor. Başrol kahramanımız yine kısa boylu biri ve yine japonların çok sevdiği ''Çalışırsan herşeyi başarırsın'' mantığı hakim ama çok şükür ki anime boyunca tek bir karakter üzürinde durulmuyor yeri geldiğinde rakip oyuncuların bile durumuna değiniliyor ki bunu sevdim, en azından animeyi sıkıcı olmaktan kurtarmışlar.


Takimdaki diğer karakterleride çok sevdim hepsi çatlak:) En kısasından en uzunana, sorumlu öğretmeninden koçuna kadar hepsi arıza ki böyle tipleri izlemek daha eğlenceli. Animedeki diyalogları, takım arasındaki uyumsuzluğunu, karakterlerin zıtlığını, Hinata ve Kageyama arasında bitmek bilmeyen saçma yarışları kısaca herşeyi sevdim çok sevdim yahu. Aklıma gelmişken seride sevmediğim tek şey oyun esnasında filenin arkasındaki oyuncuları gösteririken baş kısımları belirgin yapmak için filenin bi kısmını solduruyolar, ne demek istediğini izlediğinizde daha iyi anlarsınız, işte o ayrıntıyı sevmedim. Sahnelerin büyüsünü bozuyor bence neyse o da animenin nazarlığı olsun artık napalım, absürt gölgelendirmelerden daha iyi en azından. Seri hala devam ediyor lakin finaline çok az kaldı, eğer sizde spor temalı animeler seviyosanız izleyin canlar cidden kaliteli bir yapım.



Not: Söylemeden edemicim bu japonlar kadın erkek ayrımı yapmadan sevilen bütün ikili karakterler hakkında neden abuk sabuk yakıştırmalar yapmak zorundalar yahu. Bunlar yüzünden sevdiğim karakterlerin resimlerine bile bakamıyorum, değişik zevk anlayışları var cidden neyse...

Başka bir yazıda görüşmek üzere
sağlıcakla kalın;)

24.08.2014

It’s Okay, That’s Love OST



Selam canlar It’s Okay, That’s Love dizisinden bir nebze de olsa burdaki yazımda bahsetmiştim. Dizi şimdiye kadar komedi tadında ilerliyordu artık yavaştan drama geçicekler gibi. Umarım sonuda başı kadar iyi olur... Yazıya başlarken dizinin bütün şarkılarını ekleme niyetindeydim ama eleye eleye bi kaç şarkıya düşürdüm. Ayrıca şarkıların yanına indirme linklerini de ekledim ister dinleyin, ister indirin...


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Twin Forks ~ Cross My Mind


~~~~~~

~~~~~~

Davichi ~  It's Alright, It's Love
 (Şarkıyı indirmek için tıklayın)


~~~~~~


Crush (feat. Punch) ~ Sleepless Night
 (Şarkıyı indirmek için tıklayın)



~~~~~~



~~~~~~~~~~~~~~

Sağlıcakla kalın;)


17.08.2014

It's Okay, That's Love - Sorun Değil, Aşk Bu


Son aylarda hintlilerle pek bi haşır neşir olmama rağmen tabiki koreyi unutmuş değilim. Sadece You Came From Stars dizisinden beri bloğa yazacak kadar sevdiğim bir dizi çıkmadı karşıma en azından benim izlediklerim arasında. Son günlerde ise hem konusuyla hem de oyuncularıyla göz dolduran It's Okay, That's Love dizisi fazlasıyla ilgimi çekti. Halen devam eden bir dizi olduğu için yazmak istemedim hatta buraya sadece dizinin şarkılarını paylaşmak için geldim ama dayanadım aylar sonra bu kadar orjinal bir yapım bulmuşken tanıtayım dedim sonra üşengeçliğim tutuyor arada kaynıyor sevdiğim diziler.

Konusu: Takıntıları olan başarılı bir yazar Jang Jae Yeol, psikiyatrist olan sivri dilli kızımız Ji Hye Soo ile bir televizyon programında karşılaşırlar. Bu saatten sonra kimin hasta kimin doktor olduğu önemini yitirecek ve birbirlerinin derdine derman olacaklardır...


Bir konu ancak bu kadar dolambaçlı anlatılabilirdi:)) Bu diziye dair özellikle spoiler vermemeye çalışıyorum zira gayet sürprizlere acık bir dizi. It's Okay, That's Love diğer yapımlardan ayıran özellik korenin ilk psikiyatri dizisi olaması. Her ne kadar afişlerde öyle görünmesede dizi bir nevi ruh hastalıklarını konu alıyor ama öyle Japonlar gibi ağır bir şekilde değil araya romantik öğeler serpiştirerek yumuşatmışlar.

Ayrıca izleyecekler için önemli bir not düşelim, canlar bu dizi alışık olduğunuz masumane kore dizilerinden biraz farklı. Misal finalde görmeye alışık olduğunuz kiss sahneleri daha ilk bölümlerden başlıyor ve diyaloglar olabildiğince rahat. Öyle aman aman sahneler yok tabi, yanlış betimlemek istemem ama yinede bu diziyi yirmi beş yaş üstü kişiler daha çok sever diye tahmin ediyorum. Ayrıca sizde benim gibi kırık karakterleri seviyorsanız kaçırmayın derim zira dizide akıllı adam yok hepsi arıza;)

Dizinin başrol oyuncularından Jo In Sung'u That Winter The Wind Blows dizisinde izlemiş ve hiç beğenmemiştim, dizinin konusu oyunculuk felan kötüydü bi kaç bölüm zor dayanmıştım. That Winter dizisinin senarist ve yönetmeniyle bu dizininki aynıymış zati Jo In Sung'un bu rolü kabul etmesinin nedeni buymuş. Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim, umarım bu caanım diziyi de batırmazlar. Ve söylemeden edemicim Jo In Sung şukelası bu dizide resmen döktürmüş oyunculuk, karizma, bakış, duruş hepsi on numara:)

Diğer başrol oyuncumuz Gong Hyo Jin. Kendisini Hello My Teacher, Pasta, Greatest Love gibi daha bilimum dizilerden hatırlarsınız. Bu kadın da bir türlü sevemediğim oyuncular arasındadır nedense biraz itici gelir, ama oyunculuğuna lafım yok neredeyse rol aldığı bütün yapımlarıda izlemişimdir. Sanırım bu diziyi sevmemin bir diğer nedenide Gong Hyo Jin  ilk defa bir dizide adam akıllı giyiniyor, normalde böyle şeylere pek takmam ama konu bu hatun olunca ve öyle paspal giyinip saçlarını horoz kekmiş gibi ortada dolanınca sinirlerim zıplıyodu. Ama bu dizide cidden hoş olmuş yani bide cilveli, sivri dilli tam izlemelik olmuş yani;)

Neyse efenim dediğim gibi 16 bölüm olarak planlanan dizimiz hala devam ediyor eğer sevgili senaristler diziyi heba etmezlerse belkide bu yılın en iyilerinden biri olmaya şimdiden aday. Dizi bittiğinde tekrardan güncelleme yaparım şimdilik sağlıcakla kalın...





Güncelleme:

Ben diziyi baştan sona pek bi sevdim. Başrol oyuncularını yeni yapımlarda tekrardan izleriz umarım;)

13.08.2014

Bazen...





Bazen
en kötüsünden bi gökcismi düşse üstüme
gıkım çıkmaz

bazen de saçlarım düşse omuzlarıma
kırılırım...

(Alıntıdır orjinal adres antiparadiqma)




Bazen saatlerce dil dökersin bir nebze derdini anlatamazsın,
bazende yukardaki gibi tek bi cümle kurarsın seni senden iyi anlatır...

8.08.2014

Gazze'de İnsanlık Öldü!


israil'in Gazze'ye karşı günlerdir süren saldırıları hız kesmeden devam ediyor. En son 8 çocuk daha öldürülmüş ve toplam öldürülen çocuk sayısı yaklaşık 300 olmuş. Bu dakikalarda pek saygılı ve sevgili(!) Obama golf oynamak için ayırdığı değerli zamanından feragat ederek, israil'den ölenlerin sayısını olabildiğince minimize etmelerini istemiş. Ahh canım ne kadar da düşünceli dimi! Ha bu arada abd başkanlık seçimlerinden önce Irak'a karşı yapılan abd saldırıları durduracağı vaad eden Obama kısa süre önce abd askerlerine hava saldırısı yapabilmeleri için onay vermiş. Aslında yadırgamamak lazım adam yaşlandı canlar saçlarıda beyazladı baksanıza, acep yaşlılığa bağlı unutkanlık hastalığı felan mı başladı zira başkanlık seçimlerinden önce ne dediyse şu anda tam tersini  yapıyo, kesin hasta ahanda buraya yazıyom...

Bu hafta Cumhurbaşkanlığı seçimleri olucak ülkeme şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Aslında pek umudum yok, sağıymış soluymuş hepsi aynı terane en azından başa gelicek kişi vicdanlı biri olur inşallah tek temennim o. Herneyse demem o ki bu seçim yüzünden Gazze olayı arada kaynadı gitti. Ölen sivillerin sayısı 2000'e yaklaşıyor ve bir ülkede kalkıp adam gibi tepki gösteremiyor, helal olsun yahudilere dünyayı öyle bi sindirmişki kimse gıkını çıkaramıyor bizde dahil. Gidip savaşalım aman cihad yapalım demiyorum tabiki ama en azından israil'le olan ticari ilişkilerimizi bu orantısız savaş bitene kadar askıya alalım. Bu işler üç günlük milli yas ilan etmekle olmuyor malesef yada senin benim israil markalı ürünleri almamızlada çözülmüyor, bu ürünlerin direk ülkeye girmeden engellenmesi lazım. Bu da devletin işi değil midir, eğer yapamıyorsak ya israil mallarına aşırı derecede bağımlı hale geldik ya da Obama gibi bizde tırsıyoruz onlardan...

Rahat koltuğumdan Gazze fotoğraflarına bakarken bile kötü oldum o anı yaşayanlar kim bilir ne haldedir. Allah hepsinin yardımcısı olsun… Bu arada insan düşünmeden edemiyor; vakti zamanında insan hakları, kadın ve çocukların korunması konusunda geri kaldığımızı söyleyip duran pek gelişmiş aynı zamanda pek medeni topluluklar ve ülkeler şu anda nerede acep? 

Gazze ve israil arasındaki husumet savaş değil bi kere ona açıklık getirelim. Savaş dediğin iki ülke askerleri arasındaki çatışmadır ama buradaki resmen tek taraflı saldırı zira ölenler SİVİL. Sanırım israil ve diğer devlet büyükleri hukuk kurallarından bi haber! Aksi halde savaşmanın bile belli kurallar çerçevesinde yapılacağını bilir. Hangi savaş kuralında sivillerin öldürülebileceği yazıyor. Bu düpedüz soykırımdır başka bir açıklaması olamaz. israil’in tutumunu batı ülkeleri ‘’Kendini savunuyor’’ şeklinde değerlendirmiş,  3 yaşındaki çocuk 30 yaşındaki adama ne yaptı da adamcağız kendini savunmak zorunda kaldı acep, pek bilgili büyüklerim bu kısmı açıklasın lütfen benim gibi cahil insanlar merak ediyor biline!
Batıymış insan haklarıymış geçin bunları canlar, o kadar Müslüman sivil öldü ve öldürülüyor ama yeri geldiğinde din kardeşiyiz diyen ülkelerin hepsi sessiz kaldı (Türkiye ve Katar’ı bir nebzede olsa hepsinin dışında tutuyorum) bi de kalkmış batıdan medet umuyoruz… Umarım bu orantısız saldırılar ve bu zulüm bir an önce son bulur. Zulmedenleri ise önce Allah’a sonrada vicdan sahibi büyüklerime havale ediyorum. Saygılar…

Not: israil ve abd gibi şahsiyetlerin baş harfleri bilerek küçük yazılmıştır herhangi bir yazım hatası yoktur.


27.07.2014

Sanam & Jonita Gandhi - Teri Aankhon Se ♫♫

Son zamanlarda yine bir şarkı dilime dolandı... Söz, müzik, vokallerin ses tonu herşeyiyle çok sevdim nerdeyse her gün dinler oldum. Bir hint şarkısı ismi  Teri Aankhon Se dinleyin canlar;)

(Türkçe altyazılı dinlemek için tık tık)

18.07.2014

Meri Aashiqui Tum Hi Se - Benim Aşkım Sensin


Uzakdoğu semalarından bir süre uzak kalınca kendimi başka kültürlerin içinde buldum. Hint filmlerini bloğumda sıkça paylaşıyordum zaten, son zamanlarda dizilerine de fena halde takmış durumdayım.  Pyaar dizisinden burda ve daha sonraki yazılarımda bolca bahsetmiştim bugünde sizlere Meri Aashiqui Tum Hi Se dizisinden bahsedicem.

Bu bollywood sevdasına bulaştığımdan beri bir çok dizi izledim hepsini bitiremesemde en azından başladım zira genel olarak hint dizilerinin ortalama bölüm sayısı en az yüz, izle izle bitmii:) Misal Rang Rasiya, diziyi tee ilk yayınlandığı günden beri izliyorum karakterlerde fena değil ama benim için bir Pyaar olamadılar malesef. Sevenleri elbetteki var ama ben bloğa yazacak kadar sevemedim bir türlü o yüzden es geçiyorum. Bugün sizlere asıl bahsetmek istediğim dizi Meri Aashiqui Tum Hi Se (bundan sonra kısaca Meri diye bahsedicem)  Henüz devam ediyor daha doğrusu türkçe altyazısı yeni çıkıyor ve ben yine devam eden bir diziye vuruldum. Dizideki Ranveer karakteri, Arnav'dan sonra bu kadar sevdiğim ikinci hint dizi karakteri oldu. Dediğim gibi devam eden bir dizi sonunu batırırlarmı çıkarırlarmı bilmiyorum ama daha ilk bölümden dikkatimi fazlasıyla çekti, inşallah böylede güzel devam eder...

Konusu: Çocuk yaşta konağa hizmetkar olarak gelen Ranveer ilk gördüğü andan beri Ishaani'yi sevmektedir. Ranveer sınıf farklılığı yüzünden ne bir adım ileri, aşkı yüzünden ne de bir adım geri gidebilmektedir. Ranveer'e çok güvenen ve onu oğlu gibi gören evin beyi ondan Ishaani'ye uygun bir damat bulmasını ister...

Konusu bir bakıma zengin kız fakir oğlan diyebilirim ama benim diziyi sevmemdeki asıl neden konusundan ziyade oğlanın aşkı. Hiçbir karşılık beklemeden öyle içten seviyor ki kızı! Arnav'dan sonra ''Sen ne kadar güzel sevdin be!'' dediğim ikinci karakter oldu. Çocuk öyle aman aman yakuşuklu felan da değil ama insan sesiyle haraketleriyle kendini sevdirir ya aynen öyle biri işte ♥ Ne söylesem yetersiz o yüzden size bir video ekliyeyimde oğlanın aşkını nee kadar güzel dillendirdiğini görün. Video birinci bölümün özeti şeklinde ona göre izleyin canlar;)

video

(Altyazı için Simran'a teşekkürler^.^
Videoyu izleyemeyenler için tık tık)

Dediğim gibi hala devam eden bir dizi sonunu bilmediğim için tam anlamıyla bir şey söyleyemiyorum ama şimdilik sevdim orası garanti. Dizinin finalini yaptıktan sonra hala düşüncelerim aynı olursa Meri hakkında daha uzun ve kapsamlı bir yazı yazıcam inşallah. Diziyi kardeş sitemiz çeviriyo indiasia.boards.net adresinden türkçe altyazılı olarak izleyebilirsiniz.

Şimdilik benden bu kadar
Başka bir yazıda görüşmek üzere,
sağlıcakla kalın;)




Bol - Söyle!


Bu sefer sizleri kültür olarak bizlere hem çok yakın hemde çok uzak bir ülkeye götüreceğim Pakistan'a...
Filmimizin ismi Bol yani Söyle! Filmi izleyip bitirdiğinizde isminin filme ne kadar uyumlu olduğunu göreceksiniz. Film bir İslam ülkesi olan Pakistan'ın yarayan kanasını yani cehaleti konu alıyor. Cehaletten kastım hem Yaradan'a inanıp hemde yaradılana yüz çevirmek yani kara cehalet. İlk defa bu kadar ödül almış bir filmi bu kadar sevdim (genelde ödüllü filmler pek iyi olmaz en azından benim için) ve bu zaman kadar izlediği en iyi Pakistan filmiydi...

Konusu: Zeynep isminli bir kadın mahkemede suçlu bulunur ve idama mahkum edilir. Son arzusu sorulduğunda idam sehpasındayken bütün yaşadıklarını medya karşısında anlatmaktır. İsteği kabul edilir ve Zeynep başından geçenleri tek tek anlatmaya başlar...

Film İslamiyet'in ne kadar yanlış amaçlar için saptırıldığını, erkek egemen bir toplumda kadın olmanın zorluklarını ve cinsiyet farklılığının kesin çizgilerle çizilmesi gerektiğini vurgulayan son derece toplumsal içerikli bir filmdir. Demem o ki Yerdeki Yıldızlar gibi şen şakrak bi şey beklemeyin, olaylar bütün gerçekçiliğiyle tek tek işlenmiş sizde bir kaç gün yan etki bırakabilir. Herşeyden öte kültür farkı çok fazla o yüzden bir çok olayı yadırgayabilirsiniz yinede bir şans verin bu filme;)

Benim gibi toplumsal içerikli filmleri seven biri için gayet güzel bir yapımdı en büyük artımsa Atif Aslam şukelasının ilk oyunculuk denemesinde izlemiş oldum. Kendileri Pakistan'ın en ünlü şarkıcılarından beri ve sesi cidden çok güzel. Zaten filmin bir çok şarkısınıda kendi yazıp söylemiş. (Hona Tha Pyaar şarkısını dinlemek için tık tık)

Elimdeki konuları yetiştirebilmek için yazıları olabildiğince kısa tutmaya çalışıyorum zira bu film hakkında söylenecek tonlarca şey var. Her karakter ince ince işlenmişti ve hepsinin oyunculuğu çok iyiydi hatta o kadar iyiki sizde izlerken o anları yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz. Filmi izleyeli aylar oldu ama aklımda kalan en belirgin karakter baba rolüydü. Bir insan dine bağlı olduğunu söyleyip dini ancak bu kadar saptırabilirdi... Velhasıl kelam izleyin canlar vakit ayırmaya değicek bir film;)

 ''Yok etmek suçta, dünyaya getirmek neden suç değil!!!''  



10.07.2014

Uzakdoğuya Dair İlkler (Mim)


Selam canlar an itibariyle sahalara dönüş yaptım. Uzun zaman oldu doru düzgün yazı yazmayalı özlemişim buraları. Bir sürü de konu birikti en kısa zamanda hepsini yazıcam inşallah. Blog kendinden geçmiş ama  ayarlarını yapmaktan arkaplana ve diğerlerine vakit kalmadı bi kendime geleyim onları da halledicem şimdilik size bi selam vereyim hemde bloğun tozunu alayım dedim.

Böyle aralardan sonra yazılacak en güzel ve kestirme yazılar tabikide mim yazıları bende geleneği bozmayarak açılışı yapıyorum. Bizim bıcırık yazarlardan Harmony bana mim konusu paslayarak beni ilk yazı konusu bulma zahmetinden kurtardı sağolsun;)  Mimin konusu uzakdoğuya dair ilkler, bu mimde bazı sorular cevapsız kalıcak zira benim ilk bloğum kapandığı için bir çok ilkim orda kaldı... Bu arada Harmony yeni bir hikaye bloğu açmış henüz okuyacak fırsatım olmadı ama en kısa zamanda ziyaret edicim. Sizde okumak isterseniz buraya alalım sizide;) Artık mime başlıyorum:



1) Uzakdoğu ile nasıl tanıştın?
Önecelikle belirtmek isterimki zehir gibi bir hafızam vardır ama hep gereksiz ayrıntıları hatırlarım malesef. O yüzden sorulara kesin cevaplar veremeyebilirim. Misal bu soru; Brezilya dizilerini takip ederken kendimi kore dizilerinde bulmuş olabilirim yada video sitelerinde Ankara'nın Bağlarını dinlerken bi anda K-pop karşıma çıkmış olabilir bilemiyorum. Çünkü ben bu uzakdoğu serüvenine bir anda dalmadım baya bi aşamadan geçtim.

2) İlk izlediğiniz Uzakdoğu dizisi, filmi, animesi?
Güzel soru:) Şimdi ne desem yalan olacak ama ilk aklıma gelenleri yazayım artık napam.
İlk dizi: Saraydaki Mücevher (Bu yengemin zoruyla televizyonda izlediğim ilk uzakdoğu dizisiydi bunu çok net hatırlıyorum ama internette ilk ne izledim orası muamma)
İlk film: My Sassy Girl (Tamamiyle sallıyor da olabilirim ama aklıma ilk bu geldi)
İlk anime: Ay Savaşçısı (Oyy ya bak bundan kesinlikle eminim ahh ahh ne günlerdi. Bu yazşımda yine açıp koysalar önüme yine izlerim bu seriyi^^)

3) İlk yazdığınız post?
Dediğim gibi ilk yazım eski bloğumda kaldı, muhtemeler ''Selam millet naber'' gibi gayet laubali bir yazı yazmışımdır heralde:) Bu blogdaki ilk yazım da budur.

4) İlk yorum alan postunuz?
Size daha önce zehir gibi bir hafızam olduğunu söylemiştim dimi, bu önemli ayrıntıyı unutmadan bu yazıyı okumaya gayret edin emi canlar:) İlk yazım neydi, yorum aldımı yada ilk yorumu kim yaptı inanın zerre hatırlamıyorum yahu, yaşlandık artık azizim naparsın...



5) İlk beğendiğiniz aktör / aktris? 
Aktris: Jun Ji Hyun hatunudur ki hala da severim kendisini. Kadında güzellik oyunculuk ne arasan var maşallah.
Aktör: Le Dong Wook yakuşuklusu olabilir ama bi ara bu şukelaya sulandığım doğrudur:)

6) İlk aldığınız mim?
Eskisindekini hatırlamıyorum tabiki ama bu blogdaki ilk mimim budur.



7) İlk takibe aldığınız blog?

İlk göz ağrım Bunu Sevdim'in bloğunu mail takibine almıştım, halada severek okurum kendisini.

8) İlk yazdığınız dizi / film postu?
Hayal gücümü devreye sokarak oyumu My Girl ve My Sassy Girl'den yana kullanmak istiyorum:D Yani mantıken o zamanın aklıyla anca onlardan bahsetmişimdir...



9) İlk dinlediğiniz K-pop grubu?
DBSK grubunun şarkılarıydı şimdi bile dinlerim grup dağılınca yeni gözdem JYJ oldu tabi. Ahh yavrularım neler çektiler bi ara size JYJ'ye dair son haberleri anlatayım unutmazsam:)

10) İlk başlattığınız mim?

Dizilerle ilgili bir mim başlattıydım ama eski blogda kaldı...


Elde yeterli kanıtlar olmayınca net cevaplar veremedim ama aşağı yukarı böyle;) Bu mimi kimler yaptı bilmiyorum takip etme fırsatı bulamadım o yüzden ben uzunnn zamandır ortalarda görünmeyen My Destiny ve Kaktüs Çiçeği'ne yolluyorum inşallah onlarda mim yazıları vesilesiyle dönüş yaparlar. Uzun zamandır yazı yazmayan daha nice emektar blog yazarı var umarım onlarda en kısa zamanda tekrar yazmaya başlarlar hepsini özledim biline...




En kısa zamanda yeni yazıyla tekrar görüşmek üzere sağlıcakla kalın;)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...