9 04 2014

Karadeniz'in En Hızlı Kaptanı:)



Vakti zamanında bu videoları taslaklara kaydetmişim, şimdi görünce Gülbeyaz dizisini ne kadar özlediğimi farkettim. Yeni bölümünü izleyebilmek uğruna dayak yeme olasılığını bile göze aldığım sevimli karadeniz dizim benim.  Ne çok severdim bu diziyi bee! Gerçi hala da seviyorum yani tekrarını bir kez daha yayınlasalar bi daha izlerim o derece. Şimdi böyle dedik diye de Doktorlar dizisine çevirmesinler olayı aman diyim:)

Aslında yazı yazma sebebim farklı ama hazır elim değmişken arada Gülbeyaz'ı da çıkarayım dedim...
Canlar sınavlarım yüzünden en az üç (belkide daha fazla) ay boyunca yeni yazı yazmıcam daha doğrusu blogla olan pek samimi ilişkime ara veriyorum:) Ayrıca yorumlarınıza da geç cevap verirsem şimdiden kusura bakmayın. Tekrar görüşmek üzere canlar kendinize iyi bakın...


Çak tokatı Rosalinba:)

Kız kaçırma olayı

Tekne de Kadir isminde biri mi var :P

Divane aşık gibi...

Ben seni sevdiğimi dünyalara bildirdim...

*Gönül isterdi ki videoları izleyemeyenler için farklı bir kaynak bulayım
ama aynı sahneler kesit halinde yoktu malesef...
**Gif alıntıdır kamu oyuna duyurulur:)
***Blog size emanet canlar... Bu sefer gittim...

18 03 2014

Bir Hilal Uğruna Ya Rab Ne Güneşler Batıyor!



18 Mart 1915 Çanakkale Zaferinin 99. yılında bu topraklar için canını feda eden aziz şehitlerimizi bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz!


Türk askerinin vatanın her bir karış toprağını kendi kanıyla sulayarak destan yazdığı bu günü Allah bir daha yaşatmasın inşallah. Gerçi '' Tüfek çıktı mertlik bozuldu'' hesabı artık sıcak savaş yerine (ki olmasın zaten) soğuk savaş başladı. Artık işler topla, tüfekle değil; siyasetle, dinle, dille, ırkla yapılmaya başladı. Artık birbirimizi öldürmek için başkalarının topraklarımıza girmesine gerek kalmadı piyonlar sırtımızdan vurmaya başladı. Önümüz seçim inşallah sandıktan çıkacak isimler koltuk sevdalıları değil vicdan sahibi insanlar olur!  

 ~~~~
  
               Çanakkale Şehitlerine                                                                                                                                                                      
Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Ostralya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Ebr-i nîsânı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

(Mehmet Akif Ersoy) 




14 03 2014

Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon Hakkında


Uyarı!!!
Diziyi izlemediyseniz ve izlicekseniz bu yazıyı okumayın zira tamamiyle spoilerden oluşmaktadır.
Dizi tanıtımı için sizi burdaki yazıya alalım.
Diziyi izlemiş ve bir kez daha yad etmek isteyenler devam;)


Selam canlar bir önceki IPKKND(bundan sonra diziden Pyaar diye bahsedicem) yazımda diziden spoiler vermeden bahsetmiştim şimdide diziyi mercek altına alıp evin içinde esen rüzgardan tutunda ailenin bir ferdi olan keçiye kadar yazıcam:) Daha doğrusu yazmak istiyorum ama bu yazının sonu nerelere gider bilemiyorum şimdilik bi başlayalımda gerisi gelir inşallah... Diziyle ilgili üç klasör biriktirdim hepsini paylaşamıcam tabiki ama görseller haddinden fazla olcak buna eminim. Bilerek paylaşmıcam resimler de var tabi özellikle de Barun'cuğumun pek bi cesur olduğu pozları, şimdi durduk yere karısıyla papaz olmayalım:D


Söyleyecek o kadar çok şey var ki nerden başlamalı nasıl anlatmalı... Dizi bildiğiniz üzere 398 bölüm ne kadar mümkün olur bilmiyorum ama yazıyı elimden geldiğince düzenli yazmaya çalışıcam bunun içinde dizinin baş karakterleri Arnav ve Khushi'yi ayrı ayrı ele alıcam.


Arnav Singh Raizada - Barun Sobti

Artık adama nasıl bağlandıysam adını duyunca bile kalbim bi farklı atıyo hahah...
Bu zamana kadar bir çok oyuncuya derin duygular besledim hani şu her aklıselim insanın duyduyu hayranlık babında ama bu adam başka yaa! Utanmasam daha yüzünü bile yakinen görmediğim bir hintliye ilan-ı aşk edicem ama adam evli... Hayır bu kadar erken evlenicek ne var anlamıyorum ki! İlk kız arkadaşıyla evlenmiş, bi de bağlı ki karısına sormayın gitsin. Adam sırf karısı istiyo diye 398 bölümlük diziyi bırakti koşa koşa evine gitti. Yok yani kıskandığımız için falan değil güzelim diziden ayrıldı ondan şey ediyoz :P                                           

Aslında dizideki Arnav karakteri gerçek hayatta nefret edilecek insan tiplerinden; kendini beğenmiş, ukala, dediğim dedik, herşeyi parayla ölçen... Ne kadar sinir bozucu huy varsa bu adam da toplamışlar. Zaten dizinin başında daha doğrusu Khushi'yle evlendikten sonra ben buna bi uyuz oldum. Yaşlı teyzeler gibi ekran başında söylemediğim söz, etmediğim hakaret kalmadı. Bir an kendimi Khushi'nin yerine koydum amannn çekilir dert değil valla. Hayır yani kıza o kadar çektiriyor nedenini de söylemiyo ki... Kızın kollarını morarta morarta kangren falan olcak diye bi ara telaşlanmadım değil hani:) Ama Arnav'ın durumuda kötüydü be bi taraftan cidden seviyo kızı bi taraftanda nefret ediyo. Bi saniye önce kızı yaka paça dıraşı atarken bi saniye sonra kız yaralandı diye helak oluyo:( 

Arnav'ın haraketlerine her ne kadar uyuz olsam da itiraf etmek gerekir ki dizinin en eğlenceli sahneleri bu ikilinin kavga ettiği, birbiriyle inatlaştığı yerlerdir. Özellikle de Khushi böyle zamanlarda kendinden geçiyodu, Arnav neye sinir oluyosa hiç düşünmeden onu yapıyodu. Bilhassa Khushi'nin Arnav sinir olsun diye peşinden ''kocacım kocacım'' diye dolandığı sahneler favorimdir:D


Her neyse sonra bu uyuz adam yavaş yavaş gitti yerine dünya tatlısı bi koca geldi. Yani bizim Khushi naptı yaptı aslan gibi adamı kediye çevirdi:) Arnav'ı bi görseniz ses tonu, bakışları, hareketleri, mimikleri off aşık olunası bi adam oldu. Gerçi Arnav baştan beri nazik biriydi ama Khushi'ye olan nefreti ona istemediği şeyler yaptırıyodu. Bu arada dizide mimiklerini en iyi kullanan Barun'du bana göre. Sadece mimiklerini değil ses tonunu falan da çok iyi kullanıyodu resmen insanı sesiyle kendine aşık ediyo yahu:)

Arnav'ı sevmemin bir nedenide kendime benzetmiş olmam olabilir:P Şöyle ki başkalarını tınlamam ama sevdiğim insanlarla çok uğraşırım sonracıma odunluk desen tamam o da var:) Ve son olarak Arnav'ın şeker yiyememesi, garibim hastalık yüzünden yiyemiyodu ama ben içinde şeker olan hiçbişeyi sevmiyorum ee burdan da uyuşuyoruz. Demem o ki seviyoz adamı ya:))
Barun yeni bir film çekicekmiş duyduğuma göre, elbetteki yeni filmi dört gözle bekliyom ama ben filmden ziyade Barun'un filmdeki tipini merak ediyom:) Pyaar dan önceki hallerine falan baktımda bildiğin çocuk yaa! Kirli sakalı bu derece yakıştırdığım nadir insanlardan ki ben sakalı normalde hiç sevmem. Ama Barun sakallarını kesmesin cidden bebek surat ona hiç yakışmıyo. Gerçi çok sakalda yakışmıyo, diziden sonra Barun bey sakallarını hiç kesmemiş galiba ayy bi resimlerini gördüm dersin ormandan kaçıp gelmiş:D Yandaki resmi en masumu daha beterleri de var. Bunun içindir ki yeni filminde nasıl bir rol alcak, tipi nasıl olcak çok merak ediyom açıkcası... 

Bi de Bu Barun bu zamana kadar gördüğüm en dengesiz insan evladı:))))) Allah'ım bi insanın dizide oynadığı karakterle gerçek hayattaki karakteri birbirine bu kadar mı zıt olur!!! Dizide ne kadar ağırbaşlıysa gerçekte o kadar çocuksu hatta bildiğin çocuk, adam iki dakka yerinde duramıyo.

<Uğruna türküler yaktığımız (Rabba veeee) Arnav >



<Bu da kamera arkasında gerçek yüzünü gösteren Barun :))) >





Khushi Kumari Gupta - Sanaya İrani 

Dizide en masum olanlardan biride Khushi'ydi, hep birilerinin zorlamasıyla haraket etmek zorunda kaldı. Ailesinin zoruyla nişanlandı, Arnav'ın zoruyla evlendi hep ortada bi mecburiyet vardı. Bu yüzden Khushi'ye çok acıdım ya, Arnav o kadar eziyet etti kıza ama ben en çok Arnav'la evlendiğinde ailesi ''Zaten bizim kanımızdan olmadığın belliydi'' dedi ya off resmen ağlayasım geldi. Kız zaten yetim bide kendini büyüten ve cidden sevdiği insanlardan bunu duyması çok kötüydü resmen yıkıldı. İlk defa Arnav'a burada hakikatli bir küfür etmiştim... Khushi bu kadar yardıma muhtaçken bile yinede Arnav'a boyun eğmemesini sevdim. Sanaya hem yardıma muhtaç hemde dikbaşlı kadını aynı anda oynamayı iyi kıvırıyor. Bu tarz roller bu kadına yakışıyo açıkçası. Ama bu tarz roller üstüne yapıştı sanki daha farklı bi karakterde görebilicez mi acep bu kadını... 

Aslında Sanaya uğrunda deli divane olunacak kadar güzel bir kadın değil. Ama bu kızda şeytan tüyü var o kadar arkadaş canlısı ve sıcak kanlı ki zorla kendini sevdiren cinsten. Dizi boyuncuda Barun'la çok iyi iki arkadaş olmuşlar hatta biraz fazla iyi olmuş olacak ki Barun'un eşi kıskanmış:)) Şaka bi yana ikisinin de başı bağlı olmasaydı çok sevimli bir çift olurlardı lakin tren kaçtı artık yapcak bişi yok... 

Ama şu bir gerçek ki daha uzunnn süre Barun ve Sanaya birbirinden başka kimseye bu kadar çok yakıştırılmıcak. En azından Arnav ve Khushi 'nin yerini kimse dolduramıcak. En azından benim için öyle... Bir önceki yazıda bahsettiği gibi Maan&Geet dizisi Pyaar dan önce çekilmiş yani Pyaar bir nevi Maan&Geet dizisinin yeni uyarlanış versiyonu gibi bişi. Maan&Geet dizisini de sevdim ama ne kadar güzel olursa olsun hala hiçbiri Arnav&Khushi'nin yerini tutamadı... 

Barun ailemle vakit geçircem ayaklarına ekranlardan ayrı kaldı daha doğrusu çektiği filmler yayınlanmamış ama Sanaya hiç hız kesmeden baya ses getiren bir diziye başladı Rang Rasiya. Bu dizide Paro karakterini canlandırıyor, Khushi karakteriyle çok benzeyen yönleri var ama Paro da daha güçlü daha aklı başında biri. Sanaya ekranları uzun zaman meşgul eden Khushi&Arnav ikilisini şu sıralar Paro&Rudra çiftiyle kafalarda oluşan tabuları yıkmaya çalışıyor. Ve başarılı oldu gibi... Neyse bu Rudra konusuna daha fazla girmiyeyim zira çıkışı yok;)

Bu arada söylemeden edemicem dizi boyunca Khushi karakterinde iki şeye sinir oldum; birincisi saçları! Sanaya'nın saçı normalde kısa, takma saçla falan uzatıyolar ama önleri çok kısa olduğu için bizim tee ilkokulda taktığımız kalın siyah tokayı tutturuyolar.(Sayfanın başındaki resimde kulaklarının hizasındaki toka) O tokalar her seferinde gözüme takıldı yaa nasılda kötü duruyodu. Zaten Khushi'ye toplu saç yakışmıyo istisnalar hariç (ikinci evlilikte saçını toplayıp çiçek türü bişiler takmışlardı onu sevdim) yahu bi salık bırakın şu kadının saçını bi kendi haline bırakın! Sanaya'nın acilen kuaförünü değiştirmesi lazım zira dizide de gerçek hayatta da hangi resmine baksam ya düz saçlı ya da maşa. Hani bizim düğüne gider gibi dediğimiz maşalardan. Yahu bu kız dalga nedir bilmiyo mu saçını şöyle hafif dalgalı yaptırsa ne güzel yakışır he:)
İkincisi ise Khushi'nin bayılmaları! Yani bi insan içine boru kaçmış gibi dik bi şekilde ancak bu kadar kötü bayılmaya çalışır. Eminim ki bu Sanaya'dan kaynaklı değil senaristlerin romantik takılalım ayağına belkide dizide berbat ettikleri tek kısım. Evim içinde açık pencere felan olmamasına rağmen rüzgar esmesine bile alıştım ama bu Khushi'nin bayılmasına alışamamıştım. Bi ara kız bayılmasın diye dua etmişliğim bile var yani.


Dizi baya bi uzun olunca konuş konuş bitmiyo, normalde yazdığım sayfa uzunluğunu çoktan geçtim ama ben daha sadece dizinin başrollerini kısacık anlatabildim. Kısa diyorum çünkü cidden daha ayrıntıya giremedim bile. Bide yan karakterleri anlatmaya başlarsam ohoooo:)) Televizyonlarda olduğu gibi burdan karakterlere bi selam yollayayımda içimde kalmasın. Efenim burdan Hello Hi Bye Bye teyzeye, dış kapının dış mandalı damat bozuntusuna zira kendisinden uzun uzun bahsetmek istiyordum, yüzüne bi ton makyaj yapan büyükanneye, sevimli kuzun NK'ye, gözü sağlam olduğu halde bazı şeyleri görmekte direten Anjali'ye, evlendikten sonra ilişkilerini bi türlü sevemediğim Payal&Akash ikilisine, bize ''dünyada keçi olmak varmış kardeş'' dedirten Lakshmi'ye ve daha bilimum karakterlere burdan selam olsun;)

Aslında elimde yazacak daha çok malzeme var ama sayfa yeterince uzun oldu zaten şimdilik bu kadar olsun. Böyle bir yazıyı bi daha zor yazarım gibime geliyor, yazarsam da artık kalan resim ve gifleri orda kullanırım... Dizide çalan ve severek dinlediğim bi kaç şarkı eklicektim ama onun yerine iki tane sevimli video ekliyorum umarım beğenirsiniz. Dizi şarkılarını da başka bi zaman ayrı olarak paylaşırım;)

***

Bizim bu ikili bi ödül töreni için klip çektiler.
İşte o klip çekimleri öncesinde böyle hazırlandılar:)) 

 

Bu videoyu özellikle eklemek istedim Allah'ım şu Barun'un haraketlerine bakın yaa tam çatlak:D
Dövüş sahnesine ne demeli daha adamlara dokunmadan yere seriyo,
hele o tontiş kadınla olan haraketleri:))))))
Bunlar cidden tavuk dansı yapıyo haha...

***
Bu da kanalın düzenlediği ödül töreninin açılış videosu.
Yalnız tanıtım o kadar hoşuma gitti ki, o ışıklandırma sonracıma insanları bilgisayardan yansıtıp sonra sahneye çıkmaları falan çok güzeldi.
En sonda da Arnav ve Khushi'nin görünmesi...


***
Not 1: Hint dizi-filmlerine alışkın olmayanlar diziyi biraz yadırgayabilir. Daha doğrusu benim kadar sevmeye bilirsiniz ama bi süre sonra insan alışıyo hatta bağımlısı oluyo;)

Not 2: Görsellerin bazılarını adımı yazmayı unutmuşum, yazılı olanlar belli zaten diğerleri de tumblr den alıntıdır.

Not 3: Nefertiti hani bu büyükanne niye bu kadar makyaj yapıyo diyodukya, kadının ismini görsellere bi yazdım amanın kadın gençliğinde afet-i devranmış:)) Bi pozları var görmelisin, kadının neden bu kadar süslü olduğu anlaşıldı:)

Not 4: Cidden başlık bulma özürlüyüm, ne kadar çok düşünürsem o kadar saçmalıyorum şimdilik bu başlıkla idare edin daha güzel bişey bulursam değiştiririm inşallah.
İlk defa bi dizi için bu kadar uğraşıyom,
kıymetini bil Pyaar;))
Başka bir yazıda görüşmek üzere,
sağlıcakla kalın canlar...

4 03 2014

Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon - Bu Aşka Ne Ad Vermeli?


Selam canlar bir önceki yazımda üstün körü bahsettiğim hint dizisini burda uzun uzunn anlatmaya geldim. Bu zamana kadar izlediğim ilk hint dizisi olma şerefine nail olan dizimizin ismi Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon türkçe adıyla Bu Aşka Ne Ad Vermeli... 

Hint filmlerini severek izlerim bloğumdaki filmlerin çoğuda onlara aittir ama dediğim gibi daha önce hiç hint dizisi izlememiştim. Elbetteki çoğu yerde denk geldim ama filmleri bile bu kadar uzun olan bir millet dizileri ne hal alır diye arkama bakmadan kaçardım. Sevgili Nefertiti bloğunda diziyi öyle ballandıra ballandıra anlatmış ki dayanamadım bir bölümcük bakayım dediğim diziyi bir çırpıda izleyip geldim. Yalnız bir çırpıda dediğim dizi 398 bölümcük(tabi bunlar gereksiz ayrıntılar:)) ama hemen gözünüz korkmasın her bölüm 20 dakika olduğu için hemen bitiyo bizdeki gibi saatlerce sürmüyo...

Konusunu olabildiğince kısa anlatmaya çalışayım: Khushi Kumari Gupta küçük yaşta ailesini kaybetmesine rağmen adının (khushi=mutluluk) anlamına yakışır şekilde etrafına mutluluk dağıtmayı seven, manevi duygulara, aileye ve sevgiye önem veren bir kızdır. Arnav Singh Raizada ise bu dünyada herşeyin parayla alınabileceğini düşünen, her an etrafına ateş saçacakmış hissi uyandıracak kadar sinirli, ablasından başka kimseye önem vermeyen bir iş adamıdır. Taban tabana zıt bu iki karakter bir şekilde bir araya gelir fakat onların arasında sadece sevgi değil aynı oranda nefrette vardır. Terazinin bir kesesinde uğruna canını verecek kadar severken diğer kesesinde birbirine cehennemi yaşatacak kadar nefret vardır. Peki hangi kese daha ağır gelecek....

Dizi hakkında söylenecek çok şey var ama insan çok sevdiği bişey hakkında konuşmakta zorlanır ya bendekide o hesap. Diziyi izleyeli çok oldu fakat ben hala etkisinden kurtulamadım vaktim olsa dönüp tekrar izlemek istiyorum o derece sevdim. Bu diziyi özelliklede benim gibi romantik komedi izlemeyi sevenler ve uzakdoğu dizilerinden sıkılanlar, değişiklik arayanlar daha çok sevecektir. Zaten bir iki bölüm izleyince Arnav ve Khushi sizi kendine çekiyor. Birkaç gün sonra ortalıkta Pyaarrr yada Arnavjiii nidalarıyla dolaşmanız kaçınılmaz;)

Artık dizinin nasıl müptelası olduysam oyuncularından tut gelmişine geçmişine kadar araştırdım bari onlarıda yazayım da içimde kalmasın:) Hindistanda vakti zamanında Maan&Geet (Hui Sabse Parayi) isminde bir dizi yayınlanmış, anladığım kadarıyla dizi çok sevilip karakterlerde çok tutulunca 2011 yılında hemen hemen aynı konuyla fakat farklı oyuncularla tekrardan çekilmiş. Maan ve Geet dizisini Nefertitiyle eş zamanlı izliyoruz belki bişeyler söylemek için erken ama (benceee) IPKKD dizisi sırf oyuncuların mükemmel uyumuyla bile orjinalini çoktan sollayıp fark attı... Daha sonra dizi 398 bölüm yayınlandıktan sonra oyuncular ayrılma kararı almış bundan sonra dizi Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon Ek Baar Phir adı altında farklı oyuncularla ikinci sezon olarak devam etmiş ama ben izlemedim, hiç bir oyuncu Arnav&Khushi ikilisinin izleyiciye verdiği duyguları veremiyor malesef. Ha bu arada oyuncular ayrıldı ama dizi güzel bitiyor yarıda kalma gibi bi durum yok yani rahatlıkla izlenebilir;) Benim izlediğim zamanlarda altyazı sorunundan dolayı ilk   bölümün türkçe altyazısı yoktu ama şimdi Bollywood Fanatikleri çevirmeye başladı burdan rahatlıkla izleyebilirsiniz. Dediğim gibi altyazı olmadığı için ben ilk yirmi bölümünü izlemedim direk olaya daldım yani o yüzden ilk bölümler sıkıcı mıdır bilemem, baktınız sıkıcı yirmi birden devam edin:D


Bütün yazıyı resimle gifle donatasım var durduramıyom kendimi:D Bu arada aklıma gelmişken söyleyeyim bu sevimli diziyi izlerken mantığınızı bir kenara koyun:) Hintliler iyi güzelde fazla romantik, romatizm uğruna fizik kurallarını altüst edebiliyorlar. Ama dizi sizi kendine öyle bir bağlıyor ki bu gibi şeyler pek gözünüze batmıyor daha doğrusu alıştıktan sonra batmıyor hatta bi süre sonra o sahneleri arar oluyosunuz.

Önemle dikkatinizi çekerim diziye dair en ufak bi spoi vermedim o kadar güzel şeyler var ki yazmayayım diye kendimi nasıl kasıyorum bilemezsiniz. İlk hint dizim ama bilmeden en güzelinden başlamışım şimdi diğer dizileri beğenmez oldum o yüzden bu dizinin kıymeti biline (ferman gibi oldu hiihi) Bu diziyi daha nasıl anlatmalı bilmiyorum ama İZLEYİN canlar! Sınavı mınavı olmayan, vakti bol olan izlesin! 


''Dünya da Barun Sobti (Arnavjiiii) diye bir varlık var canlar:)''
  
O kadar şey söyledim ama aslında diziden üstünkörü bahsettim, diğer karakterlerin hiçbirinden bahsetmedim hiç lakırdı yapamadım bu yazı diziyi daha önce hiç izlemeyenler için yazmış olayım. Haliyle bu yazının ikinciside gelicek mecburen zira doğru düzgün Arvavjiiii hayranlığımdan bile bahsedemedim. Diğer yazımda benim gibi izleyip Pyaar aşkını anlatmaya aç insanlar için olsun bari:))

Fangirl damarlarımın kabarıca diğer yazımda görüşmek üzere,
Sağlıcakla kalın canlar...

Not : Diziyi izleyecek olanların ilk merak edeceği soruyu şimdiden cevaplayayım; Barun evli canlar boşa sulanmayın:)) Hatta diziden ayrılma nedeni karısının kıskançlığı yüzündenmiş (ben Nefertiti nin yalancısıyım) ama karısına çok hak veriyorum bende olsam bende kıskanırım:))

20 02 2014

Havadisler

 

Selam canlar... Yazmayalı nerdeyse bir ay olmuş, aslında taslağa kaydettiğim bir sürü yazı var ama yayınlamak kısmet olmadı. Bu yazıyı bloğumun ziyaretçi sayısı bir milyonu bulduğunda yazıcaktım ama kaçırdım o yüzden bugün aklıma ne gelirse yazıcam, yani ortaya karışık bir yazı olucak şimdiden uyarayım;)


Sherlock dizisi sezon finali yapalı nerdeyse bir ay oldu ama ben hala yastayım. Sherlock Holmes serilerini herkes gibi bende çok severim kitaplarını, filmlerini takip ederim. Ama hiçbirini burdaki Sherlock kadar sevmedim. Sanırım bu dizideki oyuncuların kimyalarının mükemmel bir şekilde uyuşmasından ve bireysel olarak rollerini iyi oynamalarından kaynaklanıyor. Özelliklede Sherlock rolünü oynayan Benedict Cumberbatch isimli adama hayran kaldım. Sherlock'un dahilikle delilik arasındaki karakterini çok iyi yansıttı. Ekşi sözlükte gezerken Benedict için yazılmış şu söze rasladım ''Yıllarca bir yüz yakıştıramadan platonik bir şekilde aşık olduğum sherlock holmes'un benim için nihayet kazandığı yüzdür kendisi...(Jean Grey)'' işte tamda duygularıma tercüman olan cümle budur, altına imzamı atıyorum. Konuya balıklama daldım ama napayım Sherlock diyince kendimi kaybediyorum:) Dizi hakkında kısaca bilgi verip konuyu kapatıyorum inşallah ilerde daha kapsamlı bir yazı yazarım. 2010 dan beri devam eden Sherlock dizisinin en son 3. sezonu çekildi ve finalini yaptı. Malesef her sezon 3 bölümden oluşuyor ve daha siz kahvenizi bitirmeden dizi bitmiş oluyor. Yeni sezonuda Allah bilir ne zaman çekilir...


Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon türkçe adıyla ''Bu Aşka Ne Ad Vermeli'' gibi bişi. Hint filmlerini zati çok severdim Nefertiti sayesinde ilk hint dizimi de izlemiş oldum. Bu diziyle birlikte Arnav ve Khushi(Kuşi) gibi dünya tatlısı iki karakterle tanıştım. Ama ben bu ikiliyi öyle böyle sevmedim resmen aşık oldum onlara! Yakında bloğu bu ikilinin resimleriyle donatırsam şaşmayın. İlk işim bu dizi hakkında kapsamlı bir yazı yazmak olucak o yüzden ayrıntı vermeden atlıyorum.
Ama sizi uyarmadan geçemicem, evet ben çok sevdim diziyi ama buraya izleyin diye değil ''aman ben yandım sizde izleyip yanmayın'' diye yazdım:) Sırf böyle yazdım diye gidip izleyen arkadaşlar olucak biliyorum ama özellikle de sınavı olanlar gözünüzü seveyim gidip ders çalışın zira dizi 398 bölümlük sonra gelip bana söylenmeyin;)


Man From The Stars şu anda takip ettiğim tek kore dizisidir kendileri. Koreliler kendilerini aştı, erkek karakterleri (genel olarak) zati kusursuz olarak gösteriyorlardı bir tık ötesine gidip ''bundan fazlası da ancak uzaylı olur kardeşim'' diyerek son noktayı koydular:) Kim Soo Hyun genç yaşına rağmen bu rolü iyi kıvırdı. Herkes bu yıldızlardan gelen uzaylıya göz koydu ama ben asıl Jeon Ji Hyun hatununu sevdim. Kadının My Sassy Girl filminden beri hastasıyım bu diziyle daha bir çok sevdim. Yani bir insan bu kadar mı tatlı olur, saniyeler içinde hem ağlatıp hemde güldürübilen tek kadın oyuncudur benim için.
İkilinin aynı projede yer almasını The Thieves filminden beridir çok istiyordum dualarım kabul oldu resmen. Dizi 20 bölüm olarak başladı ama bir bölüm daha uzatma kararı almışlar galiba, şu anda 19. bölüm yayınlandı. İnşallah sonuda dizinin gidişatı kadar güzel olur...




Son olarak canlar, yukarda da bahsettiğim gibi bloğum 1Milyon ziyaretçiye ulaştı. Benim gibi takıntılı insan var mıdır bilmiyorum ama ben bu site-blog işlerine bulaşmadan önce (teee lise zamanlarından bahsediyom) sitenin görünmeyen kısmını daha çok merak ederdim. Yani sadece yöneticilerin görebildiği kısmı. Sonra moderatör- yönetici felan oldum da başım göğe erdi:) Demem o ki, o günlerin hatrına bu yazıda sadece bloğun istatistiğinden bahsedicektim ama böylesi daha iyi oldu. Yinede içinde kalmasın genel olarak bir kaç bilgi verip kaçayım.

Çoğunuzun bildiği üzere aynı isimdeki ikinci bloğum bu. WP de yaşadığım talihsizlikten dolayı blok işine sil baştan burda devam ettim. Elbetteki yazdığın yazılar nedeniyle birçok kişinin yolu buraya düştü ama ziyaretçi sayısının bu kadar hızlı artmasının nedeni ilk bloğum sayesinde bence. Çünkü orda acemiliğini atlatmış ve adımı duyurmuştum. Hey gidi günler...

 
<Bloğa en çok ziyaretçi gönderen ülkeler>
 
Yine de yalan çıkmayayım hazır söz etmişken 2011 den beri gelen ziyaretçilerin genel istatistiklerinden bir iki tane ekran alıntısı ekledim. Buraya öyle yada böyle yolu düşen herkese selam olsun!

Ayrıca aşağıda ismi yazan çingularıma, sabırla yazılarımı okuyan ve yorum yapan herkese teşekkür ederim. Gözleriniz dert görmesin;)
 
<Bloğa en çok ziyaretçi gönderenler>

Not 1: ''İzleyiciler'' kısmında blogdan kaynaklanan sorun var düzeltmeye çalışıyorum ama pek başarılı olduğum söylenemez, blogger yeni gadget'te eklemedi. Bu soruna çare bulan var mı?

Not 2: ''Dikkat çekenler'' kısmını cidden takip eden var mı? (Duruma göre değişiklik yapıcam)  

Şimdilik sağlıcakla kalın canlar...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...