Bir kız grubunu bu kadar çok sevebileceğimi hiç tahmin etmezdim doğrusu. Tek kelimeyle bayılıyorum şimdi bile bu çıtı pıtı kızların şarkılarını dinliyorum. Grupla ilk tanışmam Time To Love şarkılarıyla olmuştu o günden sonra da bir daha vazgeçemedim zati. Ses var, görüntü var, gereksiz yere rap yapmıyorlar, olduğundan daha fazla cırtlak ses çıkartıp beni delirtmiyorlar, güzel dans ediyorlar, yenilik yapmayı seviyorlar... Daha ne olsun dimi;) Evet farkedildiği üzere yine T-ara sevgim depreşti:)
Sevgili kızlarım (derken?) hakkında ayrıntılı bir yazı yazmak isterdim ama hiç içimden gelmiyor. Çünkü eski bloğumda uzunca bir yazı yazmıştım özene bezene ama bir anda tuzla buz oldu... Şimdi ise grubu tanıtmak yerine onların sevdiğim şarkılarından bir kaçını ekleyeceğim, bırakalım onlar kendi kendini tanıtsın;) Eminim bloğa uğrayanların büyük çoğunluğu bu grubu dinliyordur (dinlenmicek gibi değilki kardeşim) ama olurda daha önce grupla tanışma fırsatı bulamamış olanlar ve bu güzel şarkıları bir kez daha dinlemek isteyenler için paylaşıyorum.
Ciddi anlamda her bir şarkısını severek, bıkmadan dinlediğim grup sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Onları da blogda yavaş yavaş tanıtmak yada şarkılarını paylaşmak beni mutlu ediyor. Ne kadar çok seven o kadar çok şarkı. Ve tabiki Türkiye'ye gelme ihtimalleri o kadar fazla oluyor (umut dünyası işte):)) Daha fazla gevezelik yapmıcam işte T-ara ve bıkmadan dinlediğim şarkıları...
Bu internet sorunuma bir çözüm bulmak lazım, olmuyor böyle bölük pörçük. Zaten doğru düzgün ders çalışmıyorum en azından yazı yazayım dimi ama;) Neyse efenim sade de gelelim; benim çalışkan grubum FT Island , beklenen4. Mini Albümü Grow Up’ı sonunda piyasaya sürdü.
Hemen ardından da albümdeki Severely isimli şarkıya yukarıdaki ilk kliplerini çektiler. Film tadındaki bu klipte yine Hong Gi'ye ağırlık verilmiş, bizim şebek (şeker dicektim canım:)) oğlan hem klipte oynamış hemde şarkıyı tek başına söylemiş. Ha olmamış mı? Hong Gi'nin yolunası saçlarını hesaba katmazsak çok ta güzel olmuş. Adamlarda ses var görüntü var daha ne olsun;)
Hong Gi demişken, ben bu çocuğu normal bir saçla bir aydan fazla göremeden gözlerim açık gidecem yanarım da ona yanarım:) Nerde manyak bir saç model var anında bizim oğlan yaptırıveriyor. Tamam şarkıcısın fark yaratmaya çalışıyorsun ama bu kadar farklılıkta bünyeye zarar be kardeşim. Yani kilibi her izlediğimde o gözlerini kapatan saçlarını tutup yolasım geldi valla:)
Kliple ilgili gözüme takılan son bişey daha söylemek istiyorum, yoksa çatlarım:) Tamam herşey güzel hoş da bu çocuk niye arabanın önüne atıyor kendini, anlayan biri bu işin mantığını bana da anlatsın bi zahmet:D Yani Hong Gi'cim kusura bakma ama sen kendini arabanın önüne atmasaydın ne canından olcaktın ne de kızdan ahah. Farkettiyseniz bizinki kendini feda ederken kız zati yolu yarılamış, arabayıda geçmişti.
Ne yani bizim oğlan arabanın hızını falan mı düşürmeye çalışmış, o zaman niye kızla arabanın arasındaki mesefe o kadar uzun. Sen kendini Herkül mü zannediyosun oğlum yapma böyle şeyler:D Ahahha ne kadar fesatım yaa, çocuk cillop gibi klip çekmiş bende buldum da buluyom. Tamam tamam şaka bi yana sevdim, şarkıyı da klibi de;))
Gün itibariyle İzmir semalarında sayısı tespit edilemeyen beyaz cisimlerin havada uçuşarak yere intikal ettiği yetkililerce bildirildi. Ardından iletişim araçları vasıtasıyla, telaş yapılmaması ve dikkatli olunması gerektiği duyuruldu. Meraklarına yenik düşerek sabah saatlerinde sokağa dökülen İzmir halkı gördükleri manzara karşısında adeta şaşkına döndü.
Yirmi yaşından küçükler sokakları boydan boya beyaza bürüyen bu doğa olayını anlamakta zorlansalarda, büyüklerin eski deneyimlerini paylaşması ile birlikle korkulacak birşeyin olmadığına kanaat getirdiler. İsmimin Kar olduğu anlaşılan bu küçük cisimlerin bir araya geldiğinde çok tehlikeli bir silaha dönüşebileceğini öğrenen afacanlar kartopu savaşına giriştiler. Telaşa mahal yok her ne kadar savaş desekte ölen yada yaralanan olmadı, yirmi yılda bir kar gören İzmir halkı daha kartopu yapmayı bilmediği için pek kaza yaşanmadı. Tabi içlerinde deneyimlilerde vardı(mesela ben ahah) ama onlarda çömez arkadaşlarının canını fazla yakmamak için oldukça özverilili davrandılar. Arada işin dozunu kaçıranlar ise tabana kuvvet dediler, yakalanlardan henüz haber alamadık ama onlarda akşama eve gelirler herhalde çünkü kar erimek üzere:)
Çocuklarını lahana gibi kat kat giydiren anneler ve sanki Erzurum-Sivas soğuğun da kalmış gibi sarıp sarmalanan büyüklerle birlikte kar keyfi de bir başkadır İzmir de;)) Diğer şehirler de kar yağışı pek hoş karşılanmasa da İzmir gibi kar'ı para vererek alan bir memlekette kar yağışı büyük bir sevinçle karşılandı. Her ne kadar bu sevinç karın erimeye başlamasıyla kursaklarda kalmış olsada, asıl olayın şehrin en az yarısının hastalanıp yataklara düşmesi olduğu gün gibi aşikardır:)
Bizi okumaya devam edin güncel olaylarla karşınızda olmaya devam edeceğiz / Kore Delisi haber ajansı
.
..
...
....
Durun önce bir kendime gülem ahahhahahhahah:D Alttarafı gidip bir iki kar topu attım ama şimdiden boğazım ağrımaya başladı bile napalım katlanacaz artık bu kadarına:)) Dediğim gibi kar yağışı her ne kadar İzmir için güzel bir haber olsa da, bu kış ve soğukta Allah evi barkı olmayanlara yardım etsin... Biz iki dakika sokakta kalmaya dayanamadık onlar ne yapıyordur kim bilir:(
İçim içime sığmıyor, bende devamlı bir sırıtma hali sormayın. Ama kolay değil şimdi, hastası olduğum Jaejoong'um TÜRKİYE YE GELİYOR!Fakat geliyor da ne oluyor? Ben gidemiyorum:(
Çok istemiştim gelmesini nasıl istemişsem artık oldu valla. Erkenden yelkenleri suya indiriyorum. Haber kesin doğru diyorlar (ki bence de doğru baya araştırdım) ama olumsuzluklarını da düşünmek lazım. Mazallah bir aksilik çıkar da vazgeçersen hero'm yakana yapışırım bak, ömrü billah bakmam yüzüne bir daha ona göre:D Gidip göreceğimden değil tabi de, işte asıl sorunda bu... Ben neden en azından bir kaç gün için Ankara da yaşamıyorum ki! Bir ooooffffffffffff çeksem karşıki dağlar yıkılır be ya... Ankara da olamamak bi yana bir de Ankara’da olupta 500 kişi içine girmen gerekiyormuş. Al burdan yak... E daha da ben bişi demiyorum artık, malum Kore Delisi'nin RTÜK'ü işliyor burda:D
Hayranlarıyla buluşmak için gelen ilk koreli sanatçı Jaejoong diye biliyorum (yanlışım varsa düzeltirseniz sevinirimJ) bu bir başlangıç olduğunu düşündüğümüzden daha bir mutlu olduk tabi. Bir koreli demek aslında bir çok koreli demek inancına da fazlasıyla sahibiz çünkü:))
Yoochun veJunsuda gelseydi keşke:( Programlarından dolayı sıcak bakmamışlar, bir daha ki sefere inşalah diyelim. Jaejoong'um bir gelsin de hele sonra, gelsin T-ara'lar, gitsin Bi-rain'ler… (fazla mı uçtum ne:D)
Gerçi pek çok guruba teklif gitmiş fakat en sıcak bakanı JYJ olmuş. E boşuna sevmiyoz biz bunları, kanımız kaynıyor yapcak bişi yok:)
Hemen Ankara da ki fanlar için bi alıntı yapalım: (Haber kaynağı: JYJ Turkey)
Ankara Üniversitesi
Dil veTarih-Coğrafya Fakültesi
Sıhhiye/Ankara
Tarih:05.02.2012 PAZAR
Salon giriş saati:11:00
Etkinlik saati:12:00-14:00
giriş için;
Ankara Kore Kültür Merkezi e-mail adresine:
Ad soyadlarını,telefon numarası,cinsiyet, yaş, ve yaşadığı şehri belirten bir e-mail atmaları gerekmektedir.
Önemli Uyarı:Her e-mail bir kişi için geçerlidir.
koreaculturecenter@gmail.com
Gidecek arkadaşlardan bol bol fotoğraf bekliyoruz artık, elinizi korkak alıştırmayın:))
Dipnot: bir daha ki duam Türkiye için değil, İzmir’e gelmeleri için olucak (ee artık çıtayı yükseltiyoruz:P)...
Aslında çok düzenli bir insanımdır ama çaktırmam:) En sonunda zavallı bilgisayarımın masa üstündeki dosyaları düzenlemeye karar verdim. Ama baktım bu işin sonu yok vazgeçtim tabiki:) Bu sırada da eski videoları buldum, hazır işim yok(var da yok) ee canım da sıkılıyor Gıf yapayım dedim. Ben Misaki kadar uğraşmayı sevmem bu işlerle ama can sıkıntısı insana neler yaptırmıyor ki.
Gayet basit bişiler oldu ama bende sadeliği severim zati (detaylarıyla uğraşmak istemediğimden değil yani:)) Neyse en azından videoları izlerken baya bi eğlendim, özlemişim eskileri yahu...
GOM Player ve bilimum ıvır zıvır eşliğinde PhotoScape adlı benim vazgeçemediğim programı da yanıma alarak bişiler yapıverdim;)
***
Vakti zamanın da Can You Hear My Heart adlı dizinin bir iki klibini indirmişim. Diziye başlamış baya da izlemiştim ama sonunu getiremediğim dizilerden olmuştu nedense. Bu diziye başlamamın en büyük nedeni de başroldeki adamın bayaz ten rengi olmuştu(sapık falan değilim be, yalnış anlamayın). Adamın teni üzerinden dönen espirilere(!) baya bi güldüm-kızdım, çünkü bende çoğu zaman aynı şeylere maruz kalıyorum :(
***
Sassy Girl sen ne çılgın bir filmdin yaa:))
Kızın psikopat tepkilerinin hastasıydım, bir o kadar da çocuğa üzülmekten kendimi alamamıştım:))
***
DBSK candır, canandır. Ama bütün karizmalarını bir köşeye bırakıp bu şebelek klibi çekecek kadar da matraklardır:D Klibi her izlediğimde gülme krizine giriyorum. Seviyorum bu veletleri yaa:D
Şu sıralar yeni bişeyler izleyemiyorum bari eskilere takılayım dedim. Ve arşivimi her karıştırdığımda gözüme takılan ama nedense bu zamana kadar hakkında hiç bişey yazmadığım bir filmi bloğuma taşıcam bugün;More Than Blue yani Hüzünden Öte...
Film 2009 yapımı, 105 dakikalık, romantik- dram türünde. İzlemeyen kalmışmıdır acep bu filmi? Kaldıysada bir an önce başlayın derim ama baştan uyaralım sakın filmin ortalarına gelipte sıkılıp bırakmayın, yazık edersiniz. Çünkü asıl film o zaman başlıyor ve bütün o saçma dediğiniz sahneler tek tek anlam buluyor (en azından %90'ı) ona göre;) Adı üstünde gayet duygusal bir film, zati bir dizi yada filmin içinde Sang-woo Kwone (başroldeki adam) varsa o kesinlikle dramdır. Filmi falan izlememe gerek yok daha adamın yüzüne bakınca bile içimden ağlamak geliyor:) (So Ji Sub örneğinde olduğu gibi yada bizdeki Küçük Emrah :)) More Than Blue diğer birçok kore filmi gibi severek bir solukta izlediğim ama aklımda hep küçük pürüzlerin kaldığı bir film oldu. Peki bu sevmemi engelledi mi; hayır. Duygusal film sevenler için güzel bir seçenek;)
Konusuna gelirsek: Aslında bütün hikaye iki yalnız insanın birbirine tutunma daha doğrusu birbirini kendince mutlu edebilme çabalarını anlatıyor. Biri çocukken yetimhaneye bırakılmış K (Sang-woo Kwone), diğeri ise küçükken ailesini trafik kazasında kaybetmiş Cream (Bo-young Lee) ... Bu iki yabancının yolu lise yıllarında kesişir ve bir daha birbirinden ayrılmazlar. Yeri geldiğinde anne, baba, kardeş, sevgili olurlar. Ta ki K kanser olduğunu öğrenene kadar! Bu saatten sonra K'nın tek istediği ölmeden önce Cream'ı güvenilir biriyle evlendirmek ve onun mutlu olduğunu görmek...
Gerisini anlatmayayım işte böyle bişey işte:) Ama şu söylemeden geçemicem; tamam insan o anın içinde olmadan tam olarak anlayamaz olayları ve o kişinin gözleriyle algılayamaz. Ama arkadaş herşeye rağmen bu nasıl bir mantıktır yaa, ölmeden önce sevdiceğini başkasıyla evlendirmeyi amaç ediniyor adam! İlginç. Ne bileyim ben yapamazdım heralde, ne heraldesi yaa yapmazdım. Sağlamken şurda dursun ben ölünce başkasıyla evlensin bile istemezdim:D Ha adam deli de kız çok mu akıllı o da ayrı bir manyaktı. Adamın son isteği diye ve bu isteğini yerine getirme isteğiyle gitti başkasını buldu. Tamam o ikinci adam (Beom-su Lee) karısını aldatarak belki haketti(ki bunu söylemeye bile hakkın yok) bunu ama yine de sevdiceğini mutlu etmek için bir başkasını paramparça etmek olmadı be... Neyse yine de farklı bir filmdi özellikle de replikleri pek bi sevdim.
''ABC vitaminlerinin gerçekte ne olduğunu öğrendiğimde,
tüm dünyam zifiri karanlık olduğunda
ben K’dan önce öldüm...''
Başlarda karakterlere uyuz olmuştum özellikle de Cream'a. Ama filmin konusuna çok uyumlu bir saat giriyor devreye ve zamanı öyle bir tersine çeviriyor ki, tek kişinin gözünden baktığımız olaylar tek tek anlamını buluyor.
“Eğer sen benden önce ölürsen seni öldürürüm...!”
Ama bütün yaşananlara rağmen sormadan edemiyorum; geriye kalan o değerli zamanı beraber geçiremezler miydi, bu kadar mı imkansızdı? (hemen kafamdaki ses devreye giriyor; akıllım o zaman film olmazdı ahah). Dediğim gibi herşeye rağmen güzel bir filmdi, sevdim. İzlemeyen kaldıysa hala bir göz atın derim pişman olmazsınız. Özellikle de duygusal film sevenler kaçırmasın;)
Bu da filmin duygusal şarkısı filmden kareler eşliğinde hazırlanmış klip, hazır türkçe çevirisini de bulmuşken ekleyeyim dedim...
Lee Seung Chul yorumuyla No One Else (Senden Başka)
Sınavlar, şu-bu derken bloğumdan uzun bir zamandır ayrı kaldım. Ha bu döndüm anlamına mı geliyor hayır:) Elimde olmayan nedenlerden dolayı en az bir aya yakın internete eskisi gibi sık giremicem. Tabi kar kış demeden bütün zorluklara rağmen arada yazı yazmaya çalışıcam:) Ama ben buralarda yokken canım bloğuma göz kulak olması için sevgili(!) Misaki'yi bloğa davet ediyorum, bloğumda uzuncaaaa bir zamandır yazar olduğunu hatırlatırım kendisine burdan duyurulur:D En kısa zamanda tekrar görüşmek üzere canlar^^
Not: Yukarıdaki resim Misaki-çenn'den çalıntıdır:)))