romantik komedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
romantik komedi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2.02.2016

Our Times - Bizim Zamanımız


Yine bir eskilere dönüşü konu alan sevimli bir film Our Times. Reply serisine rağmen hala bu tarz yapımları pek seviyorum. Hele de işlenişi naif, ayrıntısı bol, oyuncuları da uyumlu olunca şahane olur. 

Konusu: Truly Lin iş yerinde çok çalışmasına rağmen patronunun istekleri bir türlü bitmek bilmez. Bu yetmezmiş gibi iş arkadaşlarının da kendisi hakkında arkasından kötü konuştuklarına şahit olunca Truly istifayı basar ve geçmişte gitmeyi çok istediği Andy Lau konserine gitmeye karar verir. Ve tabi kendini bekleyen sürprizlerden de bir haberdir.


Filmin fragmanını izlediğimde ''Yine çirkin kız'' muhabbeti diye düşünmüştüm ama değil. Daha derin daha duygusal bir yapım olmuş. Aynı Reply serisindeki gibi eskilere atıf yapması güzeldi ayrıca filmin sondaki oyuncu sürprizde şahaneydi (Pek seviyorum bu adamı) Fazla bir beklenti içine girmeden izlenecek sevimli bir Tayvan filmi. 

Uzun fragman:

25.07.2013

Love You You - Seni Seviyorum


Şu anda birbirinden harika iki tane dizi izliyorum (Nine Times Time Travel, I Hear Your Voice). İkiside birbirinden güzel ama bu kadar sevememe rağmen oturupta yazılarını yazmak hiç içimden gelmiyor. Şu üstümdeki ölü toprağı atınca inşallah dizilerin kalitesine uygun bir yazı yazarım. O zamana kadar da uzun zaman önce izlediğim sevimli bir film önerip kaçayım ismi Love You You.

Konusunu kısaca anlatayım; Esas kızımız Xia Mi (Angelababy) bir avukatlık bürosunda asistan dedektif olarak çalışmaktadır. Müşterisinin isteği üzerine yasadışı işler yaptığından şüphelenilen  You Lele (Eddie Peng) isimli sahil işletmecisini araştırmaya başlar. Bu amaçla kimliğini gizleyerek sahil işletmesinde işe girer ve ikilinin hikayesi başlar...


Buraya kadar ki kısım çok basit geliyor kulağa ama filmi sonuna kadar izleyin canlar. Konusunu anlatırken söylemeyi unuttum filmin bel kemiğini kızın sağır olaması oluşturuyor. Xia sağır ama dudak okuyarak bunu insanlardan elinden geldiğince gizlemeye çalışıyor. Çünkü bu zamana kadar yeterince darbe almış. Ama filmde sevdiğim kişi kız değildi tabiki de oğlandı:) Kız ne kedar donuk oynadıysa oğlanda o kadar içten oynadı. Zati mimiklerini kullabilen oyuncuları ayrı bi sevmişimdir. Şunu da söyleyeyim öyle çok fazla beklenti içine girmeden izleyin yani öyle aman aman bir film değil ama çokta vasat değil. Kısaca sevimliydi karar size kalmış, izleyin;)

26.05.2012

Çatı Katı Prensi Saraya Döndü!

Son haftalarda kaçırmadan takip ettiğim tek dizi olan Rooftop Prince sonunda final bölümünüde yayınladı ve biz kdrama severlere veda etti. Dizinin tanıtımını falan daha önce buradaki yazımda yapmıştım o yüzden hiç o konulara takrardan girmicem. Sadece dizi hakkında içimde kalanları söyleyip gidicem;) Bu arada çok salak bir başlık yazdım farkındayım ama idare edin aklıma başka hiç bişey gelmiyor:)

Not: Eğer diziyi izlemediysen ve izlemeyi düşünüyorsan o zaman bu yazıyı okuma;)

Öncelikle hala bu diziyi izlemeyen kaldı mı? Eğer hala varsa bırak yazıyı okumayı direk diziyi açıp izlemeye başla derim... Yeni çekilen ve hala daha çekilmekte olan bir çok diziye göz attım ama sadece Çatı Katı Prensi'nin tiryakisi oldum. Çok eğlenceli aynı zamanda merak unsurunun yüksek dozda olduğu bir diziydi. Tabi diziyi bu kadar çok sevmemde ve dizinin bu kadar çok tutulmasında oyuncularım çok büyük katkısı vardı. 


Ha Ji Min gerçekten çok yetenekli ve deneyimli bir oyuncu. Kadını daha önce de izlemiştim ama burda ayrı bi sevdim Pak Ha rolünü iyi kıvırdı, duygu geçişlerini falan tam dozunda verdi. Seviyorum bu kadını ya girdiği her role ayak uyduruyor...


Yoochun! Hep diyorum ciddi roller sana yakışmıyor diye, oğlum bir kere ciddi olmak senin doğana aykırı. Gerçek hayatta her saniye gülen, şebeklik yapan birini dizilerde somurtuk görmek benim gibi saftiriklere ters tepki yapıyor galiba. Yoochun her ne kadar duygusal sahnelerde oyunculuğunu sergilese de çocuğun yüzünü görünce gülesim geliyor napayım. Hele de bu diziden sonra ağzıyla kuş tutsa ciddiye almam bu çocuğu:)) Şimdi ister istemez prensimizin oyunculuğunu diğer dizileriyle kıyaslıyorum. Sungkyunkwan Scandal da tamam iyidi hoştu ama açıkçası orda pek bi eğrelti durmuştu. Şahsen ben o dizide diğer oyuncuları sevmiş bizim oğlanı ister istemez göz ardı etmiştim. Her ne kadar SS de dizi boyunca odun gibi durduysa Rooftop Prince de bir o kadar harika oyunculuk segiledi. Mimikler, ses tonlamaları, hareketleri vs herşeyiyle on numara bir karakter çıkardı ortaya. Sevdim hemde çok sevdim seni çohaaaa:)
 

Üç kafadarlar! Ah siz ne şekersiniz yahu. Genellikle dizilerde başrol oyuncuları göz önündedir yan karakterler sadece zaman doldurmak için bir araçtır. Ama bu dizide bu üç kafadar olmazsa olmazdı. En çok güldüğüm yerler bunların oldukları sahnelerdi. Her biri karakterini kusursuz oynadı, oyunculuklarını çok sevdim. Bundan sonrada bu üçlüyü takip etmeye devam edeceğim, umarım yeni bir komedi dizisinde iyi bir rolle karşıma tekrar çıkarlar.


Hong Se Na & Yong Tae Moo...  İçimden şöyle okkalı bir küfretmek geçiyor ama ne benim kişiliğime yakışır ne de bloğumu bu ikisi yüzünden kirletmeye değer, o yüzden direk üç nokta (...) koyuyorum siz anlayın:) Bilerek resimlerini eklemedim hatta tanıtım yazısından da kaldırsam mı ki bu pisliklerin resmini:) Ben bu şahsiyetlere bu kadar sinir olmam onların iyi birer oyuncu olduğunu mu gösterir? Hımm sanmıyorum çünkü Tae Moo'yu canlandıran arkadaş bana göre dizideki en acemi isimdi. İfadeleri falan pek bi donuktu, dizide oyunculuğunu sevmediğim tek bu çocuk vardı desem yeridir. Se Na'yı canlandıran arkadaş biraz daha iyiydi,  en azından mimiklerini kullanmaya çalışıyordu kadın. Özelliklede korkması gerektiği sahnelerdeki vücut hareketlerini iyi kullandı. Bu ikiliye asıl sinir olmamdaki neden dizideki rolleriydi bence. Yani düşününce kötü karakterlerin alasını ortaya çıkarmışlar. Bi tanesi tek bir yumruğuyla önüne geleni öldürüyor ötekinde de yalan-dolan ne ararsan var. Dizinin ana fikri şu olsa gerek, bizdeki ''insan yedisinde ne ise yetmişinde de o dur'' atasözünden yola çıkarak ''insan geçmişte nasılsa 300 yıl sonra da aynıdır değişen sadece zamandır'':))




Gelelim finale; pek çok şey istediğim gibi olamadı, senarist beni çok şaşırttı. Tamam finali berbat etmedikleri için çok mutluyum ama böyle bir sonla bitince de biraz garip oldum. Ne bilem başta zaten ''ne yani bitti mi?'' gibi tepkiler verdim. Ama şimdi oturup düşününce de adamlarda haklı, böyle karışık bir diziyi başka nasıl sonlandırabilirler di ki? Kafasında mantıklı bir son yazan var mıydı? 



Beni en çok şaşırtan  Bu Yong'un ölümü oldu, doğrusu böyle bir olasılığı hiç düşünmemiştim. Anlaşılan pembe gözlüklerimi takmış mutlu sonla bitecek diye kendimi kandırmışım. Oysa senarist prensi 300 yıl bekletmeyi çoktan kafasına koymuş da haberim yok:( Neyse yine de herkes er yada geç muradına erdi gerçi bende içine Lee Gak kaçmış Tae Yong ile kalakaldım ama olsun bunada şükür:) Son olarak yirmi bölümdür ne olabilir acep diye düşündüğüm bilmecenin cevabını beni o kadar süründürdükten sonra  yirminci bölümde söylediniz ya alacağınız olsun! 

Bir diziyi daha bitirdik! Hımmm sanırım bu yazı dizi bittikten sonra hakkında ikinci kez yazdığım ender dizilerden biri oldu.  Eringeçliğimi bir kenara bırakıp kolay kolay ikinci bir yazı yazmam kıymetini bil Rooftop Prince;) Aslında yazıya başlamadan önce aklımda söylemem gereken bir yığın şey vardı ama hepsi uçup gitti, o yüzden bende gidiyorum:)

Başka bir yazıda görüşmek üzere 
sağlıcakla kalın;)
 

21.10.2011

Strobe Edge - Minyatür bir kızdan aşk masalları;)

~~ストロボ・エッジ~~


Anime kadar olmasa da arada sırada manga okumayı çok severim. İçlerinde ayıla bayıla okuduğum bir çok manga var ama ilk kez bir manga serisini bloğumda tanıtmak istedim. İşte son gözdem Strobe Edge (ストロボ・エッジ) Strobe Edge romantik komedi tarzında, 10 cilt 36 bölümden oluşan şeker mi şeker bir manga. Benim gibi mangakaları takip ederek seçenler için bu serinin mangakası (seriyi yazıp çizen şahsiyet) ise Sakisaka Io. Yazımın başlığı da amma fiyakalı oldu he:D Manga boyunca esas kızımıza minyatür dedikleri için bu geldi aklıma yani başlık bulamadığımdan değil yalnış anlaşılmasın ahhaha^^

Bu seri uzun zamandır gözüme takılıp duryordu ama bir türlü başlamak içimden gelmiyordu açıkçası. Ama beni bu mangaya iten en önemli etken karakter çizimleriydi. Diğer mangalardan daha farklı bir şekilde çizilmiş bu yüzden daha gerçekçi daha bir sasmimi geldi nedense. Zati karakalen çizmeyi seven bir olaraktan benim için bulunmaz bir hazine oldu resmen. Dizi yada filmler de senaristleri pek takip etmem ama mangakaları göz hapsine almaz boynumun borcu oldu, hatta öyle gaza geldim ki sınavlardan sonra tekrar çizmeye başlaya bilirim;) Bütün bunların haricin de bu sevimli mangayı sevgili günlüğün bloğunda da görünce tamam dedim okumak farz oldu;)

Kısaca konusundan bahsedeyim; Sevimli ama bir o kadarda saf kızımız Ninako hayatında daha önce hiç aşık olmamıştır, doğal olarak aşkın ne anlama geldiğini bilmemektedir. En yakın arkadaşı Daiki'ye duyduğu sevginin aşk olduğu zannettiği anda okulun havalı çocuğu Ren'le karşılaşır ve gerçek aşkın ne olduğunu o zaman anlar. Bütün cesaretini toplayıp Ren'e ilan-ı aşk eder ama ortada büyük bir sorun vardır. Ren'in zaten bir kız arkadaşı vardır bu yüzden Ninako eli mahkum geri çekilmek zorunda kalır. Eee sonrası? Bu aşk hikayesi burda mı bitecek? Tabiki hayır, Ninako aşkından hem vazgeçer hemde geçmez bu çelişki arasında bocalayıp dururken Ren'in en yakın arkadaşı Andou da Ninako'ya çoktan aşık olmuştur bile...
 
İşte böyle klasik bir aşk konusu var ama dediğim gibi beni bu mangayı okumaya iten etken çizimleriydi. Fakat okudukça o kadar hoşuma gitti ki hatta en çok güldüğüm ve eğlendiğim manga bu diyebilirim;) Eğer romantik komedi tarzında bir şeyler arıyorsanız gayet isabettili bir seçim olur efenim, tavsiyemdir;) Özellikle de karakterler o kadar şeker ki; Ninako'nun saf ama vazgeçmeyen halleri, Ren'in hiçbirşeyi umursamaz görünen ama sevgisini de belli etmekten geri kalmayan hareketleri ve tabiki Andou'nun beni benden alan şebeklikleri. Hepsi birbirinden güzeldi^^ Yeni okuduğum için mi bilmiyorum ama ben baya baya sevmişim bu seriyi ya O_o

Uzun uzadıya anlatmayı, karakterleri tek tek ele almayı inanın çok istiyorum ama şu anda önümde dağ gibi yığılmış kitapları gördükçe sinirlerim bozuluyor:D Neyse işte canlar bundan sonra mangaları da tanıtmaya karar verdiğim için bu manganın da bloğumda olmasını istedim. Bu aralar canım çok sıkkın birazcık yüzüm gülsün diyorsanız okuyun derim;)



Strobe Edge mangasını buradan (resimlerin üzerine tıklayarak ilerleyin canlar;)) Türkçe olarak okuyabilirsiniz. Şimdilik bana müsade gerçek hayata dönüş yapıp birazcıkta kitap okuyayım;)

Başka bir manga serisinde görüşmek üzere,
Hepinize iyi okumalar 
^^

29.09.2011

Kanojo to no Tadashii Asobikata - Prenses ve Hizmetkarı




Bloğa ne yazsam diye bakınırken bu film gözüme çarptı. Yine çok uzun zaman önce izlediğim romantik-komedi tarzında, 45 dakikalık mini bir japon filmi Kanojo to no Tadashii Asobikata...

Bu film izlediğim ilk japon yapımlarından biridir. Normal de üzerinden o kadar zaman geçince izlediğim çoğu filmi hatırlamam en azından ayrıntılarıyla ama bu filmi unutmam mümkün değil.
Nedeni mi?
-Filmin başrollerini Hiro Mizushima'nın oynaması ki filme başlama nedenimdir,
-Konu itibariyle farklı olması ve bu senaryo ile en iyi drama ödülü alması,
-Filmin lise yıllarında geçmesi...vs vs
Hayır efendim hiçbiri değil asıl neden şu yukardaki resimde oturan uyuz, gıcık, kendini beğenmiş, benim sevgili Hiro'cuma hayatı zehir eden, nemrut, güzel olduğunu hala kabul etmediğim kız yüzünden:D İşte oyunculuk diye ben buna derim, kız öyle bir oynamış ki rolünü yıllar geçsede hala ilk günkü gibi gıcık olabiliyorum bu kıza ahahah. Konuyu dağıttığımın farkındayım ama elimde değil, kızın iki kaşının tam ortasına sıkı bir yumruk atmadan da rahatlamıcam anlaşılan aigooo!

Hiro'cum  yaa^^
Kıza övgüler yağdırmaya devam edicem ama öncesinde filmin konusunu anlatalım. Film ilkokuldan beri arkadaş olan iki kişi etrafında şekilleniyor. Cadı kızımızın bir gün yine canı sıkılır ve oğlana ''Hadi bir oyun oynayalım, ben prenses olayım sende benim hizmetkarım'' der. Saf oğlumuzda eli mahküm kabul eder. Filmde asıl bundan sonra başlar. Bu oyunun belli başlı kuralları vardır, mesela prenses ne derse anında yerine getirilecek (kukla gibi gel derse gelecen git derse gidecen, ulan zorla dayak istiyo bu kız demedi demeyim), bu oyun sadece yalnız kaldıklarında geçerli olacak, okulda yada başkalarının yanında sadece sınıf arkadaşı gibi davranılacak ve en önemlisi bu oyun biri onları keşfedene kadar devam edecek;)

Neyse işte konu itibariyle böyle bu iki kafadarın oyunu liseye kadar devam eder. Kız ne derse çocuk sorgusuz sualsiz yerine getirir. Aklıma gelmişken bu kız tam bir manyak:D Resmen çocuğa işkende çektirmekten zevk alıyor, durmadan emir yağdırmalarını falan geçtim başka biriyle randevuya çıkarken çocuğun kendisini uzaktan izlemesini istiyor (deli! diyorum size;)) Sonracıma kıza dışardan bakınca kusursuz bir melek modunda ama aslında hiçte göründüğü gibi biri değil. Fakat bunu oğlandan başkası bilmiyordur, ya bu oyun sonsuza kadar böyle sürüp gidecek yada başkası tarafından keşfedilecektir. Filmin hangi yönde ilerlediğini izleyip görelim;)

Aslında  bu film için söylenecek pek bişi yok, hani öyle aman aman diyebileceğim bir yapım değildi. Hatta Hiro'cum olmasa belki devam bile etmezdim. Ha devam ettim de noldu? Normal şartlar da olsa seni seviyorum demeyi çok mu gördünüz derdim ama yok anacım çocuk bu kıza seni seviyorum deyipte başına püsküllü bela mı alsın. Akıllı çocuk vesselam:D Yine de kızı bir kenara atarsak konu itibariyle gerçekleşmesi zor olan bir masalı izlemek güzeldi. Eğer bu filme başka bir isim verecek olsaydım ''Sevdiğin kişiyi yanında tutmanın farklı yolları'' derdim:D İlginç ama etkili yollar... Sonuç olarak bu işten en kazançlı, oyunu başlatan cadı kız çıktı gerçi oğlanda halinden pek şikayetçi gibi görünmüyordu ne dersiniz;)  Dediğim gibi çok tatmin etmese de yüzünüz de hafif bir tebessüm bırakıyor. Zamanınız varsa izleyin derim;))



Hepinize iyi seyirler...
ve bana da iyi geceler^^

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...