11.05.2012

Şarkı Molası - 3

 
Uzun zamandır bişeyler izlemekten ziyade genellikle şarkı dinliyorum. En son Şarkı Molası (1-2)'nı yayınlayalı baya olmuş, hazır sevdiğim şarkılar da birikmişken bu listeyide paylaşmak istedim.
Hatırı sayılır dört-beş grup haricinde diğer grupların bütün şarkılarının dinlemem doğal olarak. Ama en azından bir tanecikde olsa şarkısını dinlemediğim grup yok gibidir, yani ben adama grubuna göre değil şarkılarına göre muamele ediyorum:) Söyledikleri bir şarkıyı sevdiysem sırf o şarkı için seviyorumdur hepsi bu. Tabi hastası olduğum gruplar hariç, onların bütün şarkılarını dinlemeye çalışırım (JYJ, FT Island, T-ara, BigBang, Kat-tun...) O yüzden bu liste biraz karman çorman olacak ona göre. Neyse işte vakti zamanında kulağıma takılan ve kaydettiğim şarkıların birazını sıralayayım hemen.

***
G.NA - I Already Miss You

***
Super Junior - Way


Grubun Bonamana'dan sonra sevdiğim bir diğer şarkısı Way.

***
Kyuhyun (Super Junior)- How to break up


Kyu'nun sesini çok sevdiğimi bilmeyen kaldı mı acep:)

***
Yesung (Super Junior) - Love Really Hurts


Bu çocuğu yeni keşfettim desem:) Son zamanlarda baya gözüme takılır oldu izlediğim videolardaki en eğlenceli kişilik Yesung. Sesi de güzelmiş dimi ama, tuttum bu çocuğu:))

***
 Oran G -Mayday (Fugitive Plan B)


Fugitive Plan B dizisini izlemedim ama bu şarkıyı pek bi sevmiştim hala da dinlerim.

***
Nine Muses - Give Me (Prosecutor Princess)


***
Navi (ft. K.Will) - We Really Did Love Each Other


K.Will şarkısı paylaşmazsam olmazdı zati. Ama ben bu adamın düet şarkılarını daha çok seviyorum galiba onu farkettim O_o

***
FIX - Please Don't Say


***
Young Gun - Must Let You Go


 ***
Kim Jae Joong (JYJ) -  I'll Protect You (Protect the Boss)



***
BigBang - Cafe


 Bu şarkıda özellikle de G-Dragon'un ses tonlaması çok hoşuma gidiyor. Çocuk sesini istediği gibi şekillendiriyor bence şarkıcılar için bu en önemli yeteneklerden biri...

***
Ayna - Gemiler Sapasağlam


Araya bi tane de Türkçe şarkı ekleyelim dimi.
Lise yıllarında ne kadar çok dinlerdim Ayna grubunu, hey gidi günler hey... 


İnsana bi gram yazma isteği gelmez mi arkadaş!!
Çok şey yazmak istiyorum ama kalem oynatamıyorum. 
Yine depresif günlerimden birini yaşıyorum sanırım yakında düzelirim:)
Şimdilik benden bu kadar,
bir diğer Şarkı Molası'nda görüşmek üzere...

6.05.2012

Taeyang - Sushi'nin en tatlı hali:)


Her ne kadar hala tam olarak adını koyamasamda bende Vip alemine adım atmış bulunmaktayım. BigBang grubunu önceleride dinliyordum ama üstünkörü... Şimdi ise grubu araştırdıkça, dinledikçe, hakkındaki yazıları okudukça ne kadar yetenekli ve sağlam bir grup olduğunu anlıyorum.

BigBang'e tam anlamıyla sardım saralı grup hakkında kapsamlı bir yazı yazmak istiyordum ama durmadan ertelemek zorunda kaldım. Ertelememdeki bir diğer neden ise grup hakkında daha çok şey öğrenmek istemem. Boş kaldığım her an BigBang hakkında bilgi toplamaya çalışıyorum, bilgisayarımda kocaman bir dosya bloğa aktarılmak için beni bekliyor. Ama buna rağmen istediğim çoğu bilgiye hala ulaşamadım, yani bu kadar başarılı bir grup hakkında neden bu kadar az yazı var ki? Hımm sanırım bu televizyon programlarına çok az çıkmalarından kaynaklanıyor. Zati adamların reklama ihtiyacı yok ki, bir tek şarkı söylemeleri olay olmaları için kafi...

Grup hakkında yazımı şu sıralar yazamıyorum ama en azından her gün ilaç niyetine izlediğim bir video paylaşmak istedim. Bundan sonra bloğumda küçük çaplıda olsa BigBang yazıları ve şarkıları paylaşıcam. Özellikle de çalışkanlığına hayran olduğum G-Dragon ve yeteneğine hasta olduğum Taeyang hakkında;)

Bunlardan ilkiyle başlıyorum. Bu klibi kime izlettirdiysem aynı tepkiyi aldım, bayıldılar!  En önyargılı insanlar bile hasta oldu Taeyang'a. Her ne kadar rakiplerimi arttırıyorum diye kendime kızsamda arkadaşlarımın önyargılarını kırmak mutlu ediyor beni. Başkasını şu sahneye koysalar ve dans ederek yemek yap deseler en azından insan bir durup düşünür ama Taeyang da bir gram duraksama yok. Cidden dans konusunda çok yetenekli biri, başka kim bir yemeği bu kadar tatlı yapabilir ki! Ne kadar yaratıcı olduğunu sırf grup arkadaşlarının dansın sonundaki yüz ifadelerinden bile anlabilirsiniz. Taeyang çok fena göz hapsindesin ona göre;)

İşte Taeyang'ın Sushi dansı izleyelim keyfimiz yerine gelsin^^


Hele de o sondaki gülüşü yok mu...
Bu yaştan sonra fangirl yapcak bu çocuklar beni:)

Not: BigBang grubu İtalya'da düzenlenen ödül töreninde En İyi Hayran kategorisinde ödül kazandı. Bir çok ünlü ismin yer aldığı kategoride BigBang sadık Vip'leri sayesinde birinciliği göğüsledi... Tebrikler BigBang;)

Rooftop Prince- Çatı Katı Prensi



Bir dizi insanı bu kadar mı kendine bağlar arkadaş! Son zamanlar da deli gibi takip ettiğim dizi Rooftop Prince yani Çatı Katı Prensi...(옥탑방 왕세자)

Son zamanlarda blokla ilgilenemediğim farkındayım ama bu sevilesi diziyi bloğa yazmazsam içim rahat etmezdi. Zira diziyi o kadar çok sevdim ki başka bişi izleyemez, okuyamaz, takip edemez oldum. Rooftop Prince 2012 yapımı ki bence bu yıla şimdiden damgasını vurdu, 20 bölümlük, romantik-komedi-fantastik tarzında şeker bir dizi. Kısaca Rooftop Prince eskiyle yeninin günümüze uyarlanmış en eğlenceli hali diyebiliriz.

Hemen kısacıkta olsa konusunu anlatayım: Joseon prensi Lee Gak (Micky Yoochun) öldürülen(!) veliaht prensesin katilini bulmak için, kendi alanlarında yetenekli olan üç adamıyla birlikte bu şüpheli ölümün arkasındaki sırları araştırmaya başlar. Bu esnada prens ve üç adamı zamanda 300 yıllık bir yolculuk yaparak günümüze gelirler. Kendilerini Pak Ha (Ha Ji -Min)'nın çatı katında bulurlar asıl komedide bundan sonra başlar. Günümüze geldiklerinde prensese tıpatıp benzeyen Se Na ile karşılaşırlar. Se Na aynı zamanda asıl kızımız olan Pak Ha'nın üvey kardeşidir, eski zamanda ise öz kardeşlerdi. Yani çoğu karakterin günümüzde bir kopyası var diyebiliriz.
 
Oyuncuların bazıları iki faklı zamanda farklı karakterleri canlandırdıkları için başta karışık gelebilir ama diziyi izledikçe taşlar yerine oturacaktır;) Karakterleri reimlerle anlatmak gerekirse:

*****
  • Micky Yoochun (Prens Lee Gak = Tae Yong)
Tek istediği prensesin katilini bulmak olan Prens Lee Gak bir anda kendini
üç yüz yıl sonrasında bulmuştur. Bir taraftan yeni dünyasına uyum sağlamaya çalışırken bir taraftanda sevdiği kadın için öücadele etmeye devam edecektir. Şaşkın bir o kadar da grurlu prensimiz bakalım daha ne kadar bizi güldürmeye devam edecek:)

Micky oynadığı diğer dizilerde de gayet başarılı bir grafik çıkarmıştı. Ama bana kalırsa mimiklerini en çok kullandığı yapım bu dizi oldu. Canlandırdığı karakter tek kelimeyla harika, bayıldım! Birbirinden farklı duyguları aynı anda seyirciye verebilmek kolay olmasa gerek ama Micky bu rolün altından gayet güzel kalktı diye düşünüyorum.
Bizim şebelek oğlana not: İlk defa sana bu kadar övgü yağdırdım Micky gözümde ne kadar başarılı bir grafik çizdiğini sen hesap et artık:)

***
  • Ha Ji Min (Bu Yong = Pak Ha)
Pak Ha'yı tek kelimeyle özetlemek gerekirse ''bahtsız bedevi'' derdim heralde. O kadar şanssız bir kız ki oturup sinirden ağlasa yeridir. İki kez mutluluğun kıyısından dönmüş ve kaderi her seferinde değiştirildiği için hep yalnız mücadele etmiştir. Bütün bunlara rağmen tuttuğunu koparan, güçlü biridir.

Ji Min'i Capital Scandal adlı diziden tanıyorum. Daha doğrusu ordaki saçı ortadan ikiye ayrılmış kadınla burdaki kadının aynı kişi olduğunu sonradan farkettim. Nedendir bilmem benim için büyük şok oldu, sanırım Capital Scandal da sevmemiştim kadını ondandır heralde. Bu dizide Pak Ha rolüyle göz dolduruyor Ji Min, bazen karaktere uyuz olsamda genel olarak sevilesi bir oyunculuk ortaya çıkmış.

***
  • Jung Yoo Mi (Prenses Hwa Yong = Hong Se Na)
Yeşilçam izleyen teyzeler gibi bende başlıcam şimdi bu kadına '' Cadııııı! Sen nasıl bişeysin böyle yahu, insanın söylediği beş cümleden en azından biri doğru olmaz mı hiç. Cık cık cık... Birde abla olacak ama nerde. Aklı fikri yalanda dolanda...''

Ben bu kadına bu kadar uyuz olduğuma göre ya Yoo Mi güzel oynuyor yada Se Na karakteri cidden uyuzun önce gideni:)

***
  • Lee Tae Sung (Yong Tae Moo)
Tae Moo sözde Tae Yong'un kuzenidir ama Tae Yong'un kuyusunu kazanların başında gelir kendileri. Aynı zamanda Se Na'ya hastalık derecesinde aşıktır. (Zati birbirinizden başka kimse almaz sizi, tencere kapak misali gül gibi geçinip gidin. İnsanların hayatını zehir etmeyin artık yahu. ) Tae Moo hayatı ömrümde gördüğüm en güçlü adamdır bir parmağıyla vurduğunda sakat kalırsınız, sol eliyle dokunduğunda komaya girersiniz, eee artık yumruk attığında kurtuluşunuz yok demektir. Dizide bu güçlü özelliğini kuzeninin üzerinde baya gösterdi izleyin görün:))

*****
İlk bölüm bir nevi dizye giriş olduğu için ve eski-yeni zamana gidiş yapıldığı için biraz sıkıcı gelebilir. Merak etmeyin daha ikinci bölümden dizinin tiryakisi olucaksınız en azından ben oldum:) Her bölümü ayrı bir komedi helede dört kafadarın yeni dünyaya uyum sağlama süreçleri tam curcuna. Bu sefer kararlıyım diziyi deşifre edecek pek bişi yazmıcam o yüzden üstün körü geçiyorum. Tabi aklıma gelen bir çok sahneyi yazamadığım içinde bu yazıda daha çok resimlerden yararlanıcam. Mesela prens ve üç  adamının zaman içindeki değişimleri aynen şu şekilde;

Her ne kadar daha çok başroldeki oyuncular hakkında yazsamda en az onlar kadar övgüyü hakedenler prensin kendi gibi deli üç adamı.  Özellikle de Choi Woo Shik oyunculuğuna hayran oldum. En komik sahnelerde bile sert yüz ifadenden bi gram bile ödün vermiyorsun ya helal olsun. Acaip iyi iş çıkartıyorsunuz çocuklar aynen devam!


Jung Suk Won- Woo Young Sul (yeşilli)
Choi Woo Shik- Do Chi San (kırmızılı),
Lee Min Ho- Song Man Bo(mavili)


Kaliteli aynı zamanda eğlenceli bir dizi izlemek istiyorusanız bu diziyi şiddetle öneririm. Ben şu anda dizinin büyük bi bölümünü izledim ve harika bir tempoyla ilerliyor. Genelde koreli senaristler tadında ilerleyen bir çok diziyi batırıyorlar ama bu dizi berbat edilemeyecek kadar güzel. İzleyinnn canlar pişman olmayacaksınız;)

Not: Resim ve gifler alıntıdır...

25.04.2012

So I'm Loving you ♫

 
Sevdiğim insanların bir araya gelip şarkı söylemelerine bayılıyorum yahu. Kimler yok ki; Hyun Bin, JYJ, BigBang, Jang Geun Suk, 2PM, Kim Hyun Joong, Choi Ji Woo, Song Seung Hoon... Ve daha fazlası Lotte Duty Free reklamında oynamak için bir araya gelmiş, tatlı tatlı şarkılarını söylemişler. Seviyorum bu reklamı renkli, eğlenceli ve şarkısı da pek bi güzel. Bu sevimli reklam çekileli nerdeyse bir yıl oldu ama şimdiye kadar bloğa neden eklememişim bilmemneyse izleyelim canlar;)



Bu da daha eski reklamları yine BigBang, JYJ, Song Seung Hoon var bunlara ek olarak Bi Rain, Kang Ji Hwan, Lee Byung Hun, Park Yong Ha da katılmış. Yine bu da gayet eğlenceli bir reklam olmuş. 



Bunlarda ikinci eklediğim reklamın kamera arkası çekimleri, özellikle Bi-rain ve JYJ'yi eklamemde herhangi bir ayrımcılık yok bunu özellikle belirtmek isterim ahah:)



Taslaklarda örümcek ağı bağlayan ve
 asıl yazmam gereken yazıları bitiremediğim için
 böyle farklı şeylere takar oldum. Offf...

23.04.2012

23 Nisan Neşe Doluyor İnsan(!)


Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yurdun her yerinde büyük bir coşkuyla kutlandı. Yani öyle olduğunu ümit ediyorum. Günün büyük bir kısmı gitti sayılır ama ona rağmen bu yazıyı yazmak istedim, kendi adıma olmasa bile bugün ilk defa çocuk bayramı olduğunu hissettim. Gerçi çocukluktan terfi edeli baya uzun bir zaman oldu ama olsun benim içimdeki velet hala küçük bir çocuk...

23 Nisan'ı bu yaşıma kadar hiç sevmedim, cidden. Ve benim gibi sevmeyen çok kişi olduğunuda biliyorum. Çocuklara adanan bu güzel günü yalnış anlayıp, küçücük elleri soğukta donduran yada sıcakta pişmelerine neden olan sevgili büyüklerimizi ve anlamsız bulduğum bir çok uygulamayı burda izninizle yad ediyorum! Dediğim gibi bugün bir çok il, ilçe ve köyler de törenler falan yapıldı. Ama içlerinden bir büyük çıkıpta çocuklara ne istediğini sormadı! ''Koreografiler hazırlandı, müzik ayarlandı, kostümler tamam o zaman haydi bakalım birinci sınıflar kağıtta gösterilen hareketlerin aynısı yapıcaz. Önümüzde daha bir ay var çocuklar sıkılmak olur mu. 6. ve 7. sınıflar da stada gidecekler, yarınız pankart tutup diğer yarınızda dans edecek. İş bölümü yapıldığına göre haydi bakalım 23 Nisan'ınız kutlu olsunnnn'' Ben bana dayatılan bir şeyi çok çabuk kabullenmem en azından direnirim. Bu yüzden öğretmenimden çok azar yemişimdir. Mesela bu koreografiler, o kadar saçma hareketler vardı ki müziğe uymayan. Bende arada kafama göre takılır farklı şeyler yapmaya çalışırdım. Hem müziğin ritmine uygun hemde bizim yapabileceğimiz basit ama şık hareketler. Öğretmenim sağ olsun daha ne yaptığıma bakmadan azarlamaya başlardı. Eee kadın haklı ne de olsa uyumu bozuyorum, ortada bir kural varsa uyulacak!


Ulan şu stad ve pankart kelimelerini duyunca bile tüylerim diken diken oluyor. Şu pankart açma olayı karşıdan izleyenler için gayet eğlenceli ve renli bir olay gibi görünüyor ve ortaya cidden çok hoş resimler çıkıyor. Ama işin aslı biraz uyuz. Gelen konukların görmeyecekleri bir yere yerleştiren bir amca karşıdan çocuklara bazı işaretler yaparak hangi pankartları, ne zaman, hangi rengi, hangi sırayla açıcağını gösteriyor. Benim zamanımdaki işaretçi amca pek bi bağıtkandı daha dün gibi hatırlıyorum, bir kişi bile yalnış pankartı kaldırsa okulun ismini söyleyip bir güzel haşlardı bizi. Sadece bir kartı kaldırıp indirmek için bir ayını heba ettiğine mi yanasın, o gün için 23 Nisan'a dair tek hatırladığımın karton kokusu ve bomboş bir karton parçası olmasına mı yanayım, amcanın korkusundan gösteriyi izleyemediğime mi yanayım, sıcağın anlında saatlerce piştiğime mi yanayım...
Neyse işte kısaca bu gibi zoraki törenlerin %80'ini saçma ve gereksiz buluyorum. Evet çocuk bayramı kutlanmalı ama bu kutlama büyüklerin değil gerçek sahiplerinin yani çocukların istediği gibi yapılmalı. En azından yapılmaya çalışılmalı. Yalnış hatırlamıyorsam geçen sene 23 Nisan kutlamaları soğuk bir güne denk gelmişti, stadın ortasında saatlerce (devlet erkanını) bekleyen ana okul öğrencilerini çok net hatırlıyorum. O soğukta resmen donmuşlarıdı, öğretmenleri ısıtmaya çalışsada nafile hatta bir kaçı ağlamıştı bile. Atatürk'ün çocuklara armağan ettiği bayram bu olmasa gerek!

Diğer kafama takılan bir konuda her 23 Nisan da çocukların makam koltuğuna oturtulmaları. Bu gelenek nereye dayanıyor yada ilk kim çıkartmiş cidden merak ettim. Ulan çocuğu oraya oturtturupta ''Hadi bakalım yavrum ver emirlerini abilere'' deyipte önceden çocuğa ezbettirilmiş sözcükleri duymak ne kazandırıyor bu insanlara hala anlayabilmiş değilim yada anlamamazlıktan geliyorum neyse.
Çocukları bir kendi haline bırakın gezsinler, arkadaşlarıyla top oynasınlar, ip atlasınlar tatilin keyfini çıkarsınlar. Bürokrasiyse yine yapın abicim ama çocukları ortada tırpalayarak değil dozunda. Ve mümkünse törenlere geç gelen devlet büyükleri yüzünden çocukları saatlerce hava şartlarıyla mücadele etmek zounda bırakmayın. Yazıktır! Hiç kimse kimsenin keyfini beklemek zorunda değil, bir tören yapılacaksa verilen tam saatinde yapılır ve biter bu kadar basit.

Bu kadar iç karartıcı sözler yeter dimi şimdide size bugün izlediğim güzel bir olayı söyleyeyim. En başta demiştimya 23 Nisan olduğunu hissettim bu günün diye işte o olayın mimarları Evim Şahane ekibi. Evim Şahane tahmin ettiğiniz gibi evini yenilemek isteyenler için yapılan bir program. Bir öğretmenin başvurusu üzerine ekip çocuk bayramı olması sebebiyle de bu hafta bir okulu yeniledi. Böyle programları sevmem ama ilk defa televizyonun başına geçip baştan sona kadar izledim ve bayıldım. Okul Türkan Şoray’ın 1967 yılında çekilen Bir Dağ Masalı adlı filmde Murat Soydan’la birlikte başrolde oynadığı ve bir öğretmeni canlandırdığı Gümüşdere İlköğretim Okulu. Okul yılların verdiği ağırlıkla baya eskimiş ama ekip tam altı günde resmen baştan yenilediler, bayıldım ya. Bence böyle bir günde çocuklara verilebilecek en güzel hediyeydi. Her şey çocukların sağlığını ve rahatını düşünülerek yapıldı aynı zamanda onların oyun alanları daha güvenli bir hale getirildi, tek kelimeyle bayıldım. İşte ya budur dedim! Bilmem hangi lüks dairenin bilmem kaçıncı odasını yenileyene kadar, ki bu beni ilgilendirmez sadece misal diyorum, böyle derme çatma okulları, kütüphaneleri, bakım evlerini vs yenileyin. Emin olun modayı takip eden kadar sosyal sorumluluk sahibi bireylerde çok fazla, yani reytinginize bir zeval gelmez.


Yine çok konuştum kısa kesicektim halbuki. Umarım söylemek istediklerimi doğru telaffuz etmişimdir ve yalnış anlaşılmam.  Benim herkese özelliklede öğretmenlere ve siyasetçilere saygım cidden sonsuz ama işlerini mantık çerçevesinde, adil, doğru ve severek emek verdiklerinde onları daha bi ayrı seviyorum;)) Benim düşüncelerim bunlar ister kabul edin ister etmeyin size kalmış;) Herşeye rağmen bütün çocukların ve çocuk kalanların 23 Nisan çocuk bayramı kutlu olsun ayrıca 92 yıllık meclisimiz daim olsun. Sağlıcakla kalın canlar...

14.04.2012

Yetenek Avcısı - Part 5



Küçük Mucize

Bu dünyada beni en çok şaşırtan hayvan karıncadır! Bütün tabiatın yaradılış özünde binlerce mucize var belki ama benim en çok dikkatimi karıncalar çeker. Hele de bu cüssesi küçük marifeti büyük hayvanlar hakkında farklı yazılar okudukça daha fazla hayran kalıyorum.

Küçüklüğümde bir karınca yuvasının karşısına geçip saatlerce yuvada olup bitenleri izlerdim. Tamam bu depresif bir durum gibi görünüyor ama olsun, ben severdim. Neler yoktu ki yuvada; iki santimlik yolu zikzak çizerek yarım saatte gelen acemiler, ekmek kırıntısını yuvaya taşıyacağım diye yuvanın girişini kapatan inatçılar, arkadaşına yardım niyetiyle gidipte bir daha dönemeyen garibanlar... Bu istatisliklere ben yıllarımı verdim a doslar ona göre yani:) Ulan asıl neye üzülüyorum biliyor musunuz? Uzmanlar kırk yıl bir karıncayı inceler asrın buluşu olur, ben bir saat yuvanın başında bekleyince deli damgası yerim. Kader naparsın:) Şimdi bu yazıyı yazarken farkettim ki karıncalar benim hayatımda baya yer kaplamış. Mesela siz başı önünde yürüyen bir kız görseniz ne düşünürdünüz? ''Aaa maşallah başını hiç kaldırmadan yürüyor, terbiyeli kız canım'' dersiniz dimi, en azından büyükler öyle düşünür. Ama benim başımı kaldırmamamın nedeni karınca yuvalarına basma korkusudur ahahahh (evet bunu kimse bilmiyor hala terbiyeli bir kızım):)) Küçüklüğümde onların küçük bir yuvayı haftalarca hiç durmadan çalışıp yaptıklarını gördükten sonra, bir yuvaya basıp o kadar emeği bir kaç saniyede yok etmeye gönlüm razı olmuyor. Kıyıya vuran deniz yıldızlarının hikayesi vardır ya işte benimkide o hesap, bir tanesine bile basmadan yürüyebilirsem işte o beni çok mutlu eder...

Anlaşılacağı üzere bu seferki yetenek konumuz karıncalar ve onlarım mükemmel uyumu. Küçükken hep merak ederdim ''Bu karıncalar bu kadar kırıntıyı nereye taşıyor acaba, yolun ortasına bırakamazlar o zaman giriş kapanır. Bizim gibi kendilerine yiecek depoları yapmışlarmıdır? Yiyecek kavgası yapıyorlar mıdır, acaba hepsinin kendine ait odası varmıdır. Aksi halde bu kadar akrabayla bir odada yaşamak uvaaa...'' Evet farkındayım küçükken çokderin düşünceleri olan bir çocukmuşsum ama şu anda eski halimden eser yok. Bilim dünyası beni kaybetti malesef :D Tamam daha fazla kendimi deşifre etmeden sadede geliyorum, uzun zaman önce bir video izlemiştim karıncalarla ilgili geçenlerde yine rast geldim. Bir araştırmacı karıncaların yuvaları hakkında bir deney yapmış, yuvaların ne kadar büyüklükte ve neye benzediğine dair bir deney. Yuvaya tam 10 ton çimento dökmüşler ve çimento kuruduktan sonra yuvayı kazarak çıkarmışlar.
Bir yuva ne kadar büyük olabilir ki, hele de bu kadar mini minnacık hayvanların yuvası... Birlikten kuvvet doğar diye atalarımız boşa dememiş arkadaş, karıncalar tek kelimeyle bir yaradılış harikası.


Yuvanın büyüklüğü ne kadar hayret verici, tek bir yuva ne kadar büyük bir alanı kaplıyor ve bunlardan milyonlarca olduğunu düşünün. Güzel olansa bir sürü dandik teorim içinden birkaçının tutması. Mesela karıncaların yiyecekleri sakladıkları küçük bölmeleri var ayrıca her gurubun kendine ait odası var:)


En sondan girişe kadar bölmecikler arasında sadece bir yol olduğunu farkettiniz mi? İki bölmecik arasında hiç zikzak çizilmemiş sadece bir yol var. Ama buna rağmen aynı yuvadaki milyonlarca karınca inanılmaz bir uyum içinde hareket ederek, birbirinin yolunu tıkamadan çalışıyorlar.
Yeryüzündeki en kalabalık nüfüsa sahip canlı karıncalarmış. Yaklaşık her yeni doğan 40 insana karşılık 700 milyon karınca dünyaya geliyor!


Uzmanların yıllarca edindikleri gözlemlere göre karıncalar son derece iyi örgütlenmiş bir şekilde yaşayan en sosyal hayvanlar. Bir bakıma insanların örgütlenme biçimlerine çok benziyor. Karıncalar  belli koloniler halinde çalışıyorlar. Her bir kolonin ayrı bir görevi var. Bekçi karıncalar, toplayıcılar, yaprak kesiciler, kraliçe, askerler, temizleyiciler, bakıcılar... Mesela bekçi karınca; kafası büyük olan karıncalar kapı bekçiliği yapıyor. Çünkü yuvanın ağzı en fazla, cüssesi en büyük olan karıncanın geçebileceği kadar açılıyor. O da kafasıyla yuvanın ağzını kapatıp saatlerce kıpırdamadan bekliyor. Ne bebek karıncaların çıkmasına ne de farklı koloniden olanların içeri girmesine izin vermiyor. Ne kadar ilginç dimi ama... Peki ama milyonlarca karınca içinden kendi kolonisindeki karıncaları nasıl tanıyor bunlar? Bunun cevabı hala bilinmiyor;) Gerçi belli de neyse...

İşte canlar böyle acaip şeyler benim ilgimi çok çeker. Depresif bir durum mu hiç umrumda değil. Tek bir karıncaya bakarak Yaradan'ın büyüklüğünü hatırlamak paha biçilmez... Aklıma geldi de bu zaman kadar siyasetçiler boş yere çenelerini yormuşlar (kırmışlar...) aslına şu karıncaların yuva yapılanmasını, disiplinlerini, uyumlarını kısaca tek bir karıncayı model alarak bunu devlet yapısına uygulasa ne dert kalırdı ne de tasa:) Bu günkü saçmalama limitimi doldurduğuma göre artık gidebilirim. Başka bir yetenek avcılığında görüşmek üzere, kendinize iyi bakın;)

10.04.2012

K-pop Dünyası (Mim)


Şarkı dinlemek bir insanı bu kadar mutlu edebilir mi yahu! Kulaklığı taktığım anda sanki başka bir dünyaya geçiş yapıyorum, kimsenin bilmediği sadece kendimle başbaşa kalaldığım bütün yalanlardan uzak benim dünyam. Evet bazen bu iki dünya arasında kalmışlığın sakıncaları da olmuyor değil mesela dalgın olduğum için her an bir arabanın altında kalma ihtimali gibi. Çekirge misali zıplayıp duruyorum, sonumu pek hayırlı görmüyorum ya neyse:) Şeker bloger Harmony bu konuya istinaden bir mim başlatmış ''Kliplerine Aşık Olduğumuz Şarkılar'' diye. Aslında bu yazıyı bana ilk paslandığı zaman yazmayı planlıyordum ama malesef evdeki hesap çarşıya uymadı (ne zaman uydu ki O_o) Malum üniversitelerin vize haftası o yüzden yazmaya yine zaman bulamıyorum. Ama ben herzaman ki gibi isyan bayraklarını çektiğim gibi soluğu blokta aldım tabiki:) Bu huyumu şuan için sevmiyorum hatta sınavlar açıklandığında hiç sevmicem ama napayım be seviyorum bloğumu, blokları, yazmayı, okumayı, konuşmayı...

Bu kadar gevezelik yeter şimdide gelelim mim'i cevaplamaya. Konumuzun sevdiğimiz K-pop alemindeki şarkı ve videoları kategorilere uygun bir şekilde yerleştirmek. Ama hemen iki uyarıda bulunayım. Birincisi şarkı dinlemeyi çok çok severim ama mp3 de. Yani şarkı hazinem geniştir fakat klipler için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim, hatta berbat hafızam yüzünden sevdiğim klipleride unutuyorum. İkincisi ise bu yazıya eklediğim bitin videolar o an için aklıma ilk gelenlerdir vesselam^^

Not:Yukarıdaki resim ne kadar tatlı olmuş dimi.
Bu VIP'lerin resim çalışmalarına bayılıyorum yahu:)

~~~~~~~~~~~~~
Şaşırtıcı

Şaşırtıcı! Hımm sanırım bu kategoriye bütün K-pop şarkılarını ekleyebilirim, ''Hangisi normal ki'' diye sorsak daha doğru olurdu herhalde. Adamlarda inanılmaz bir rekabet var, her gün her an kendileri yenileyip bir adım öne geçmek için uğraşıyorlar. O yüzden aklıma ilk gelen videoları ekliyorum;)

CN Blue - Love Girl
Bende duvarıma grubun posterini asmaya karar verdim, belli mi olur belki dışarı çıkarlar:) (Bu korelilerdeki avrupa hastalığı beni öldürecek...)



FTIsland Love Love Love
Bu klibi eklememdeki amaç ne şarkı ne de klibin kendisi sadece lee hong ki ve saçları:) Ben söylemekten yoruldum bu çocuk saçlarıyla oynamaktan yorulmadı arkadaş, yanarım da buna yanarım:) Yine de sesine hayranım be hadi yine iyisin;)


Acıklı
T-ara Cry Cry
Klip ilk yayınlandığı sıra sabah akşam ilaç niyetine izliyordum, şu sıralar dozajını azaltsam da hala severek dinlediğim bir şarkı. Cha Seung Won'nun renk kattığı film tadındaki Cry Cry'ı Acıklı kategorisinde tek geçiyorum.



Jang Ri In & Xiah Junsu - Timeless (Part 1)
Bu klibi kaç kez izlemişimdir ve bu şarkıyı kaç kez dinlemişimdir artık cidden bilmiyorum. Çok güzel şarkı be... Junsu'nun dokunaklı sesi beni hüzünlendirmeye yetiyorda artıyor bile.


Jang Ri In & Xiah Junsu - Timeless (Part 2)
Bu da yukarıdaki klibin devamı merak edenler için ekledim zira birincini devamı niteliğinde. Adamlar film gibi klip çekiyorlar azizim.




Neşeli


TVXQ- Balloons
Bu klibi eklesem mi eklemesem mi diye çok düşündüm!!! Ben ki bir çoğunuzun bildiği üzere DBSK (JYJ) sevdalılarından biriyim doğal olarak elbetteki grubun iyiliğini istiyorum ve karizmalarını dağıtıcak bişi yapmam(!) Ama biri bana neşeli klip dediğinde ilk aklıma gelen Bolloons olur. Ne zaman moralim bozulsa bu klibi izleyip salak salak sırıtıyorum. Ama abi çok komikler ya:D Ben bu zamana kadar sakladım hiç bir zaman yayınlamamıştım bu klibi ama napayım onlar vakti zamanında çekmişler ki yayınlayalım diye dimi.
 DBSK'ye not: Ulan bu klibinizi izledikten sonra bile seviyorum sizi, bu nasıl bir sadakattir bendeki arkadaş kendime hayran oldum ahahah:)))



SHINee - Hello Hello
Şeker oğlanların şeker klibi. Grubu pek dinlemesemde bu klipleri pek bi sevimli.


Eritici

Taeyang - I'll Be There
Öhömm Öhömm... Canlar işin özü uzun zamandır Taeyang'a fena halde taktığım için bu kategoriye yumuk gözlünün kliplerini ekliyorum izninizle;) Zira şu anda aklıma ilk gelen isimdir...



Taeyang - I Need a Girl (Dance Ver.)



Tıpkısının Aynısı

Tıpkısının aynısı olmasada konu itibariyle birbirine benzediğini düşündüğüm iki klibi ekliyorum. Her ikisinde de ''sevdiğine kavuşamama, yarimi eller aldı'' teması mevcut. Klasik bir konu ama klipler güzel mi? Güzel. O halde sorun yok;)

DBSK - Why Did I Fall In Love With You
DBSK'nin en sevdiğim şarkılarından biridir. Grubun japonca olarak seslendirdiği şarkının klibi de bir o kadar güzel.

 


Taeyang - Wedding Dress

Şimdi farkettimde ben bu Taeyang'ın ne çok şarkısını dinliyor muşum böyle. 
Vuuu görünmez Vip mi oldum ne O_o


Şeker


K. Will I Need You
K.Will sesine hasta olduğum adam, bu genç yaşında bir çok başarılı dizi müziklerine imza atmış yetenek ve onun sevimli klibi...  Sevimlilikten kastım mı ''128√e980'' bu acaip sayılara iyi bakın şimdi de klibi izleyin;) 



Sevilesi Düetler

Bu kategoride benden olsun. Bir iki tane sevdiğim düetleri ekliyorum;)

 SeeYa & Davichi & T-ara (Hyomin & Eunjung) - Wonder Woman 
 Farkedildiği üzere farklı grup üyelerinin ve kadın şarkıcıların bir araya gelerek söylediği bir şarkı. Sevimli...


 T-ara & Supernova  - TTL (Time To Love)
Bir şarkı ancak bu kadar akılda kalıcı olabilir. 
Sevmiştim, seviyorum, sevicem...


~~~~~~~~~~~~

Kazasız belasız bir mim yazısını daha bitirmenin mutluluğu içerisindeyim;) Şimdide geldi bu mim paslamaya Kimbapsushi, Sağbeyin, Sevgili Günlük sizleri seçtim canlar bakalım sizlerin sevdiği, gözünün gönlünün takıldığı klipler hangileriymiş. Haydi size kolay gele:)

Her şey gönlünüzce olsun.
Bassa!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...