20.02.2014

Havadisler

 

Selam canlar... Yazmayalı nerdeyse bir ay olmuş, aslında taslağa kaydettiğim bir sürü yazı var ama yayınlamak kısmet olmadı. Bu yazıyı bloğumun ziyaretçi sayısı bir milyonu bulduğunda yazıcaktım ama kaçırdım o yüzden bugün aklıma ne gelirse yazıcam, yani ortaya karışık bir yazı olucak şimdiden uyarayım;)


Sherlock dizisi sezon finali yapalı nerdeyse bir ay oldu ama ben hala yastayım. Sherlock Holmes serilerini herkes gibi bende çok severim kitaplarını, filmlerini takip ederim. Ama hiçbirini burdaki Sherlock kadar sevmedim. Sanırım bu dizideki oyuncuların kimyalarının mükemmel bir şekilde uyuşmasından ve bireysel olarak rollerini iyi oynamalarından kaynaklanıyor. Özelliklede Sherlock rolünü oynayan Benedict Cumberbatch isimli adama hayran kaldım. Sherlock'un dahilikle delilik arasındaki karakterini çok iyi yansıttı. Ekşi sözlükte gezerken Benedict için yazılmış şu söze rasladım ''Yıllarca bir yüz yakıştıramadan platonik bir şekilde aşık olduğum sherlock holmes'un benim için nihayet kazandığı yüzdür kendisi...(Jean Grey)'' işte tamda duygularıma tercüman olan cümle budur, altına imzamı atıyorum. Konuya balıklama daldım ama napayım Sherlock diyince kendimi kaybediyorum:) Dizi hakkında kısaca bilgi verip konuyu kapatıyorum inşallah ilerde daha kapsamlı bir yazı yazarım. 2010 dan beri devam eden Sherlock dizisinin en son 3. sezonu çekildi ve finalini yaptı. Malesef her sezon 3 bölümden oluşuyor ve daha siz kahvenizi bitirmeden dizi bitmiş oluyor. Yeni sezonuda Allah bilir ne zaman çekilir...


Iss Pyaar Ko Kya Naam Doon türkçe adıyla ''Bu Aşka Ne Ad Vermeli'' gibi bişi. Hint filmlerini zati çok severdim Nefertiti sayesinde ilk hint dizimi de izlemiş oldum. Bu diziyle birlikte Arnav ve Khushi(Kuşi) gibi dünya tatlısı iki karakterle tanıştım. Ama ben bu ikiliyi öyle böyle sevmedim resmen aşık oldum onlara! Yakında bloğu bu ikilinin resimleriyle donatırsam şaşmayın. İlk işim bu dizi hakkında kapsamlı bir yazı yazmak olucak o yüzden ayrıntı vermeden atlıyorum.
Ama sizi uyarmadan geçemicem, evet ben çok sevdim diziyi ama buraya izleyin diye değil ''aman ben yandım sizde izleyip yanmayın'' diye yazdım:) Sırf böyle yazdım diye gidip izleyen arkadaşlar olucak biliyorum ama özellikle de sınavı olanlar gözünüzü seveyim gidip ders çalışın zira dizi 398 bölümlük sonra gelip bana söylenmeyin;)


Man From The Stars şu anda takip ettiğim tek kore dizisidir kendileri. Koreliler kendilerini aştı, erkek karakterleri (genel olarak) zati kusursuz olarak gösteriyorlardı bir tık ötesine gidip ''bundan fazlası da ancak uzaylı olur kardeşim'' diyerek son noktayı koydular:) Kim Soo Hyun genç yaşına rağmen bu rolü iyi kıvırdı. Herkes bu yıldızlardan gelen uzaylıya göz koydu ama ben asıl Jeon Ji Hyun hatununu sevdim. Kadının My Sassy Girl filminden beri hastasıyım bu diziyle daha bir çok sevdim. Yani bir insan bu kadar mı tatlı olur, saniyeler içinde hem ağlatıp hemde güldürübilen tek kadın oyuncudur benim için.
İkilinin aynı projede yer almasını The Thieves filminden beridir çok istiyordum dualarım kabul oldu resmen. Dizi 20 bölüm olarak başladı ama bir bölüm daha uzatma kararı almışlar galiba, şu anda 19. bölüm yayınlandı. İnşallah sonuda dizinin gidişatı kadar güzel olur...




Son olarak canlar, yukarda da bahsettiğim gibi bloğum 1Milyon ziyaretçiye ulaştı. Benim gibi takıntılı insan var mıdır bilmiyorum ama ben bu site-blog işlerine bulaşmadan önce (teee lise zamanlarından bahsediyom) sitenin görünmeyen kısmını daha çok merak ederdim. Yani sadece yöneticilerin görebildiği kısmı. Sonra moderatör- yönetici felan oldum da başım göğe erdi:) Demem o ki, o günlerin hatrına bu yazıda sadece bloğun istatistiğinden bahsedicektim ama böylesi daha iyi oldu. Yinede içinde kalmasın genel olarak bir kaç bilgi verip kaçayım.

Çoğunuzun bildiği üzere aynı isimdeki ikinci bloğum bu. WP de yaşadığım talihsizlikten dolayı blok işine sil baştan burda devam ettim. Elbetteki yazdığın yazılar nedeniyle birçok kişinin yolu buraya düştü ama ziyaretçi sayısının bu kadar hızlı artmasının nedeni ilk bloğum sayesinde bence. Çünkü orda acemiliğini atlatmış ve adımı duyurmuştum. Hey gidi günler...

 
<Bloğa en çok ziyaretçi gönderen ülkeler>
 
Yine de yalan çıkmayayım hazır söz etmişken 2011 den beri gelen ziyaretçilerin genel istatistiklerinden bir iki tane ekran alıntısı ekledim. Buraya öyle yada böyle yolu düşen herkese selam olsun!

Ayrıca aşağıda ismi yazan çingularıma, sabırla yazılarımı okuyan ve yorum yapan herkese teşekkür ederim. Gözleriniz dert görmesin;)
 
<Bloğa en çok ziyaretçi gönderenler>

Not 1: ''İzleyiciler'' kısmında blogdan kaynaklanan sorun var düzeltmeye çalışıyorum ama pek başarılı olduğum söylenemez, blogger yeni gadget'te eklemedi. Bu soruna çare bulan var mı?

Not 2: ''Dikkat çekenler'' kısmını cidden takip eden var mı? (Duruma göre değişiklik yapıcam)  

Şimdilik sağlıcakla kalın canlar...

6.01.2014

Kuroko no Basket


Selam canlar. Bugünde size çok severek izlediğim bir animeden bahsedicem Kuroko no Basket ... Eminim ki bir çoğunuz çoktan izledi bu seriyi ama bloğumda bulunmasını istediğim animelerden biriydi o yüzden bir köşede dursun. 

Konusu: Birbirinden yetenekli altı kişiden oluşan ve Mucize Oluşum olarak bilinen basketbol takımı farklı liseleri seçmeleriyle dağılırlar. Mucize Oluşum'un hayalet oyuncusu Kuroko da Seirin Lisesi'ne giderek Taiga Kagami'nin de içince bulunduğu takıma katılır. İkili yeni takımlarını liseler arası basketbol yarışmasıda birinci yapabilmek için elinden geleni yaparlar.


Bu seriyi diğerlerinden daha güzel yapan noktalara değineyim azıcık. Öncelikle spor temalı animeler (istisnalar hariç) beklediğimden çok daha iyi ve sürükleyici oluyorlar. Bazıları çok uzun olduğu için zamanla sıkıyor ama bu seri kısa ve öz. Basketbol bireysel sporlardan ziyade takım oyunu olduğu için daha yaratıcı ve değişik taktikler buluyorlar ki bu da animeden sıkılmamızı engelliyor. Ayrıca olaylar sadece (gönlümüzün birincisi) Kuroko üzerine yoğunlaşmıyor. İzlediğim diğer animelerde hikayedeki asıl adam hep göz önünde ve herkesten bir tık öndedir, burdaysa Kuroko Mucize Oluşum içindeki hatta okuldaki en silik kişi. Zaten aşırı hırslı, bu altı kişiyi yenmeyi kafasına koymuş olan Kagami'yi en çok sinirlendiren de Kuroko'nun bu halidir. Ama daha ilk maçta Kuroko'ya neden hayalet dediklerini, ülkenin en iyi takımında neden as oyuncu olarak oynadığını kısaca bu kısa boylu çelimsiz çocuğun yeteneklerine herkes şahit olucaktır. 

Bu animede tek sinir olduğum şey insanların boynuna yaptıkları çubuk şeklindeki gölgelendirmeler. Başlarda baya gıcık olmuştum ama zamanla alıştım mecburen. Onun haricinde kesinlikle harika bir anime özelliklede oyuncuların birbirine takılmasını Kagami'nin her gaza gelişinde Kuroko'dan dayak yemesini pek bi sevdim:)

Birinci sezonda ve devamında Mucize Oluşum'un nerdeyse bütün oyuncularını gördük sadece Akashi kaldı. En çok merak ettiğin oyuncuda oydu zira Kuroko'ya en çok benzeyen de o. Ama inadına Akashi'yi hiç göstermedikleri gibi insanı daha da meraklandırıyorlar, sanırım en sona bırakıcaklar. Bu altı kişi dışında birbirinden yetenekli daha bir çok oyuncu var, hepside animeye ayrı hava katıyor. Hala izlemeyen varsa izleyin canlar çok eğlenceli ve sürükleyici bir seri.


Serinin daha 2. sezonu bile bitmedi ama inşallah 3. sezonunu da çekerler:)
Sağlıcakla kalın...

4.01.2014

Maksat Muhabbet

Selam canlar... Karma bir yazı yazmak için gelmiştim ama cümleler hiç ilerlemiyor. Üstümdeki şu sıkılganlık inşallah bir an önce geçer. Ayrıca ben bu 2014'ü hiç sevmedim, kim ne derse desin giden ömürden gidiyor malesef. Daha dün 2000 milenyum yılını tartışıyorduk bir adım ileri attım kendimi 2014'te buldum, geriye dönüp baktığımda on dört yıllık zaman bir adım kadar kısa geliyor. Halbuki ne kadar ağır ilerlemişti zaman...

Bugün kelimeleri bir araya getiremiyorum o yüzden aklımdaki karma yazıyı başka bir gün yazarım inşallah. Biraz önce bilgisayarımı temizlerken kıyıda köşede kalmış resimleri buldum. Gezdiğim sitelerden hoşuma giden resimleri saklamayı severim, bellekte yer kalmayınca mecbur silmem lazım. İçlerinden birkaç tanesinide buraya ekleyeyim hemde bu vesileyle size selam vermiş olurum dedim;)


Türkiye'de gelinen son nokta bu olsa gerek. Şimdi asıl kızmamız gereken mesele iş verenin hiç ihtiyacı olmadığı halde ingilizce bilen birini araması mı yoksa bu saçma durumu yüzümüze vurmasımı?


Kimi öğretmenler öğrencilerine birşeyler anlatabilmek için yıllarca didinip dururlar kimi öğretmenler ise diğerlerinin sayfalarca anlatamadığını tek bir cümleyle beyinlere kazırlar. Böyle insanları hep sevmiş ve taktir etmişimdir. Sevmediğim bir derste benimde başıma gelmişti. Sınavdan bir gün önce rehber hocası gelip dersin ne kadar önemli olduğundan falan bahsetti. Tabi benim bir kulağımdan girip diğerinden çıktı. Sınav günü geldi çattı, hoca on tane soru sormuş kağıdın altınada büyük harflerle şu cümleyi yazmış ''Ne Biliyorsan O'sun!'' O an kalbimin ortasına koca bir taş attılar sanki çünkü sadece bir soruyu cevaplayabilmiştim. Şimdi ise kpss de en fazla net çıkardığım ders o dur. Hey gidi günler...


Askerdeki adama erinmeden bu mektubu yazan vefalı arkadaşa selam olsun:)


Öptüm ? :)


Yorumsuz:))

Sağlıcakla kalın canlar...

12.12.2013

Sevilesi Güney Kore Dizileri 2

Selam canlar... Zaman darlığından dolayı bloğu eskisi kadar güncelleyemiyorum. Sevdiğim dizileri tek tek yazacak vaktim olmadığı için liste olayına devam edicem. Geçen sene Sevilesi Güney Kore Dizileri başlığı altından sevdiğim dizilerin listesini yapmıştım, şimdiki yazıcaklarım da o tarihten sonra severek izlediğim diğer diziler. Yeni çıkan dizilerin hepsini izlemedim o yüzden listedekilerin dışında önerilere açığım;) Yine herhangi bir sıralama yapmadım yani hepsini severek izledim. Lafı fazla uzatmadan başlıyorum:

****
I Hear Your Voice 

Bir kamu avukatı olan Hye Sung ve insanların düşüncelerini duyabilen So Haa'nın geçmişten süregelen hikayesini anlatmaktadır. 18 bölümlük 2013 yapımı romantik, komedi ve fantastik türünde bir dizi.

Dizinin ortalarına doğru hafif bir yavaşlama olsada, mahkemede başka hakim yada savcı kalmamış gibi aynı kişileri oynatsalarda yinede güzel diziydi. Aralarında yaş farkı olan çiftler çoğu zaman diziyi izlememe sebebim olur ama bu dizide çifler o kadar tatlı ki yaş farkını pek hissetmedim. Yan karakterlerden tutun katiline kadar bütün oyuncuları çok sevdim, özellikelde başroldeki kadının küçük dağları ben yarattım havasıda ayrı bir şenlikti;) İlgili yazı için tık tık.
***

Bridal Mask / Gaksital


Japon sömürgesinde olan ülkede sevdiklerini korumaya çalışan Lee Kang To, yüzünü gizlemek için taktığı Gelin Maskesi nedeniyle Gaksital ismiyle anılacaktır. 28 (24+4) bölümlük 2012 yapımı tarihi, aksiyon bir parçada romantik türünde bir dizi.

Açıkçası tarihi dizileri pek sevmem, sıkılırım. Ama bu dizi sıkmak şurda dursun romantik-komedi sevenleri bile kendine çekiyor. Bi kere o kadar çok merak öğesi var ki ha yakalandı ha yakalanacak derken ekran başında kalp krizi geçiriyosun o derece yani:) Kadın oyuncu hariç diğer oyuncular çok ama çok iyi. Lee Kang To'ya abayı yaktığımı ve Öğretmen Shunzi'ye gözyaşları eşliğinde içimin cız ettiğini söylemek istiyorum. Bu diziyi çok sevmeme rağmen yazısını bir türlü yazamamıştım içimde ukte kaldı:( İzleyin canlar cidden çok iyi ayrıca dizisinin şarkılarıda ayrı bir güzel.

***
Nine: Time Travelling Nine Times

Haber sunucusu Park Sun Woo'nun bulduğu dokuz tütsü sayesinde zamanda yolculuk yapmasını konu alıyor. 20 bölümlük 2013 yapımı romantik, komedi ve fantastik türünde bir dizi.

Bölümün uzunluğundan olsa gerek dizinin ortalarına doğru tempo biraz yavaşlasada yinede her bölümde acep şimdi nolcak diyerek izlediğim güzel bir diziydi. Hep deriz ya hani keşke zamanı geriye alıp şunu değiştirebilseydim diye. Bu dizinin güzelliği istediğimiz gibi zamanda yolculk yapılıyor lakin basit bir kararın ne büyük sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor. Sürükleyiciydi vesselam... İlgili yazı için tık tık.
***
The Master's Sun

Geçirdiği bir kaza sonucu hayaletleri görebilen bir kadın ve hırslı, burnu havada bir şirket sahibinin trajikomik hikayesi. 17 bölümlük 2013 yapımı romantik, komedi ve korku(korkutmayan korku:)) türünde bir dizi.

2013'ün belkide en sevilen dizisi oldu, öyle çok abartılacak bir senaryosu olmamasına rağmen ortada So Ji Sub gibi bir elaman var. Bilindiği gibi So Ji Sub dram türünün aranan ismi, lakin adamcağız ağlaya ağlaya gına gelmiş olacak ki  bir güzellik yapıp ilk defa komedide oynadı. İyikide oynadı! Bu adam resmen komedi için yaratılmış yahu o mimikler falan, utanmasam kırk yaşındaki adamın yanaklarını mıncırcam o derece güzel olmuş. SJS'nin o şukela oyunculuğu dururken yoluk saçlarını bir türlü adam akıllı toplamayan diğer karakterden bahsettirmeyin bana rica edicim.
***

Answer to 1997 / Reply 1997 

Altı gencin etrafında gelişen olayları anlatan ve 90'lı yıllara atıf yapan bir gençlik dizisi. 16 bölümlük 2012 yapımı romantik, komedi türünde...

Öncelikle hemen uyarımızı yapalım dizide alışkın olduğunuz Seul lehçesi yerine Busan lehçesini kullanıyorlar.Başlarda biraz garibinize gidebilir ama zamanla alışıyor insan. Hatta ben bu lehçeyi baya baya sevdim. Benim gibi 80'lerin sonu 90'ların başında doğanlar bu diziyi ayrı bir sevicektir. Başka işin yokmuş gibi sanal bebek büyütmek efendime söyleyeyim kasedi kaleme takıp çevirmek gibi o dönemin uğraşlarını konu alan şukela bir dizi. Ayrıca Seo In Guk sen ne tatlı bir adamsın!
***

Answer to 1994 / Reply 1994


Answer to 1997 dizisinin ikinci sezonu olup yine 90'ları konu alan bir gençlik dizisi. Romantik, komedi türündeki dizi halan devam etmektedir. 

Pislik mi beyzbolcu mu işte butün mesele bu! İlk sezonda olduğu gibi yine kocanın kim olduğunu söylemeyip bizi kıvrandıran çok sevimli bir dizi. Go Ara'nın cıyaklamasına rağmen dizinin bağımlısı oldum hatta şu anda takip ettiğim tek dizidir kendileri. İlk sezondaki anne-baba rolünü oynayan oyuncular değişmemiş ki buna çok sevindim, ikisinin uyumunu ve kavgalarını pek bi seviyorum:) Ayrıca bütün oyuncular çok iyi, senaryo çok iyi kısaca dizi çok iyi. Hatta 94 ilk sezonu yani 97den bir tık önce diyebilirim. İlk defa devam eden bir diziyi listeye aldım, belki son bölümde çuvallıcaklar bilemiyorum ama şimdiye kadar ki izlediğim bölümler bile bu listeye girmek için yeterliydi. İzleyin canlar...
Not: Chil Bong Yi fighting!!!

****

Geçen seneden bu zamana kadar ki sevdiklerim de bunlardı. İnşallah seneyede serinin üçüncü yazısını yazarım. Hazır aklıma gelmişken listedekilerin haricinde The King 2 Hearts ve Gu Family Book dizileri de hiç fena değildi. Şimdilik benden bu kadar sağlıcakla kalın canlar;)

Güncelleme:
Not 1: Reply 1994 hakkında çok pis şeyler yazasım var, kendimi zor zaptediyorum! İşin en sinir tarafı dizide kız kimi seçerse seçsin ben yinede üzülecektim ki şu anda bu dizide emeği geçen herkesi saygıyla yad ediyorum. Ha yanlış anlaşılmasın dizi kötü falan değil sadece gıcık:)
Not 2: Şu sıralar Man From The Stars dizisine fena takıldım, çok sevdiğim iki oyuncu yine yanyanalar. Lütfen bari bu diziyi batırmayın ya nolur...


~~Serinin birinci yazısı: Sevilesi Güney Kore Dizileri 1~~
~~Serinin üçüncü yazısı: Sevilesi Güney Kore Dizileri 3~~

3.12.2013

Düğün Dernek Kurulsun!


Selam canlar... Uzuuuuuuuuun bir aradan sonra ilk defa bir türk filmini bu kadar merakla ve sabırsızlıkla bekliyorum. Bu cümleyi sonunda bloğuma yazdırlıkları için Ahmet ve Murat ikilisine teşekkürlerimi bir borç bilirim:) Zira yıllar sonra paraya kıyıp Düğün Dernek filmini sinemada izlicem. Normalde, en azından bu zamana kadar, filmin sonunda sinemaya verdiğim paraya acırdım ama bu film kötü çıksa bile üzülmücem. Şunların tipine bakın ya:)) 

Başrollerini Ahmet Kural ve Murat Cemcir'in üslendiği Düğün Dernek filmi 6 aralıkta vizyonda. Aslen Sivaslı olan Selçuk Aydemir'in yazıp yönettiği film Sivas'ta geçen bir düğünü ve etrafında gelişen komik olayları konu almaktadır. 

Bu filmi bloğa yazmamdaki asıl neden ise şu aşağıdaki videodur. İnşallah filmde fragmanı kadar iyi olur zira izlenme sayısı 3milyonu geçti, gerçi bu sayının en azından bir milyonluk kısmı bana ait olabilir:)   


Not 1: Videodaki türkü Sivas yöresine aittir.

Not 2: Bir Sivaslı olarak burdan Selçuk Aydemir'e sesleniyorum sivasta ''gelcük, gitcük'' gibi kelimeler kullanılmaz ciğerim. Bi kere sivasta K diye bir harf yoktur, onun yerine G yada H kullanılır. Misal hiçbir zaman ''Kız geliyor musun?'' denmez ''Gız geliyo mu?'' denir, ki dikkatinizi çekerim konuşurken olabildiğince kısa cümleler kurarız ki harf israfı olmasın:)) Şaka bir yana filmi dört gözle bekliyorum...

Sağlıcakla kalın canlar...


Güncelleme:

Sonunda filmi izleyebildim. Küfürün dozajı beni biraz rahatsız etsede eğlenceli bir filmdi. En azından cidden güldürüyor adamlar, verdiğim para helali hoş olsun:)  

28.09.2013

Akapella - Dinle Burayı!


Yazıda en nefret ettiğim şey giriş cümlesini kurmaktır. Sanırım blog yazarlarını en fazla zorlayan kısımda bu, aslında söyleyecek çok şey vardır ama bir türlü başlayamazsın. O yüzden ben girişi bir kenara bırakıp direk konuya dalıyorum. Bugün Akapella müziği hakkında konuşucam ve akabinde seçtiğim şarkıları eklicem. Öncelikle bu ismi ilk kez duyanlar için Akapella kısaca enstrüman kullanmadan çıplak insan sesiyle söylenen müzik türüdür. 

İlk akapellayla Sertap Erener'in Voice Male grubuyla birlikte söylediği Zor Kadın şarkısıyla tanışmıştım. Adamlar o kadar uyumlu ki enstrüman olmadığına insanın inanası gelmiyor. Çok iyilerdi be, Zor Kadın şarkısını zaten severdim ama akapella versiyonunu da çok sevdim, hatırladıkça da hala dinlerim. Onlardan sonra da Türk yapımı olan Vokaliz grubuyla tanıştım daha doğrusu adamlar 2004 yılında kurulmuş ama ilk albümlerini 2007 yılında çıkardılar. Ben bu grubun adını sanını Neredesin Firuze filminin şarkısını seslendirdikleri Ya Evde Yoksan şarkısıyla farketmiştim. Filmin güzel ve orjinal şarkılarından biriydi. Türkiye'nin ilk ve bildiğim kadarıyla tek akapella grubu olan Vokaliz yeni üye arıyormuş, yeteneği olan arkadaşlara duyurulur;) (Bilgi için tık tık) Bu türdeki şarkıları dinlemeyeli baya olmuştu malum ülkemizde pek ön planda değil, geçen gün izlediğim Pitch Perfect isimli bir film sayesinde tekrar hatırladım ve buraya da eklemek istedim. Bilen bilir amerikan yapımı filmlerinin %90'ını sevmem duygu yoksunu ve saçma gelir bana. Bu filmde onlardan biri (hadi hakkını yemeyeyim orta seviye diyelim) o yüzden filmi falan boşverip direk filmde söylenen akapella tarzı şarkıları ekliyorum. Film üniversiteler arası yapılan akapella türü şarkı yarışmsını konu alıyor yani bol bol şarkı vardı ama ben en sevdiğim şarkları ekleyip ufaktan kaçıyorum. Sağlıcakla kalın;)

Not: Yaptıkları iş dinleyenlere her ne kadar kolay gibi görünse de birbirinden farklı müzik aletlerinin seslerini çıkarmak zor olsa gerek. Herşeyi geçtim aralarındaki uyum bile taktire şayan...

*****
Pitch Perfect Filminden





****
Zor Kadın / Sertap Erener- Voice Male


****
Ya Evde Yoksan / Özcan Deniz- Haluk Bilginer- Vokaliz


****
Kaç Yıl Geçti / Vokaliz

6.09.2013

Size bir sır vereyim mi a dostlar?



Baya bir zaman sonra blogda yazar olduğumu hatırladım ve koştum geldim. Blogda bir ilk gerçekleştirip kendi özümüzü  yani bir türk dizisini tanıtıcaz (arada hatırlamak lazım dimi ama) Uzun zamandır  hatta bayaaa bir zamandır  tv de dizi izlemiyordum (ha sanmayın bu kız hiç  tv izlemiyor ) yok öyle bir şey tabi, her yerde elim kolum vardır evelallah. Bir diziyi şöyle günü gününe takip etmiyordum demek en doğrusu.
Gündüz vakti  Fox tv de tesadüfen dek geldim. Aslında birkaç kere zapladım ben bu diziye ama ben zapladığım zamanlarda ekranda Murat Han ve  Esra  Ronabahar ‘ı görünce tam bir  öngörümle diziyi hemen çözdüm. Konusu; Bu adamla kadın evli, çoçuklarını  kaçırmışlar, çoçuklarını bulmaya çalışırken bir sürü olaylar olaylar diye kardeşime anlatırken buldum kendimi ve bunu sadece 30 saniye de  izleyip çözmüştüm.
Aradan zaman geçtikten  sonra tekrar aynı diziye dek geldim, çoçukları niye kaçırmışlar diye fikir sahibi olmaya çalışırken, bir çoçuk diğer adamın kılığına bürünüyor, biri görünmez oluyor, öbürü ampulleri falan patlatıyor…..  
Abowww!  Bu buu buu neymiş bunlar  derken kısa süreli bir şok geçiriyorum. 
Evet bu bir fantastik diziymiş, hemi de drama olanından. Acemi cadı, Selena gibi sadece  çoçuklara yönelik   değil  de yetişkinlerinde izleyebileceği türden (kendime pay da çıkartayım)X-men vari... Biraz daha mantığa dayandırmaya çalışmışlar.
Ne yalan söyliyim, valla ne yalan söyleyim izlemediğim bölümleri de internetten tamamlayıp yayınlanacak olan son bölüme kadar geldim. Arada  internet yorumlarını da okuyorum tabi ; baktım  minnak kuzular etkisi altına almış diziyi. Yetişkinler izlemiyor mu   bu diziyi  sadece ben mi izliyorum diye kendi kendime dert yanarken bir geçmişime döndüm, zamanında Kavak Yelleri kabusuna da ben böyle bulaşmıştım işte (Allah'tan sonra fark ettim de geç de olsa döndüm o diziden o  dizi  de şimdi tahtını Güneşi Beklerken'e bırakmış sanırsam) Düşündüm taşındım sadece ben mi izliyorum piskolajisinden sıyrılıp   bizim korecanlara da bildireyim de  yalnız kalmayım dedimJ  


Neyse efendim  ben sevdim bu diziyi çoğunluk da biliyormuş , sosyal medyada da ses getiren bir diziymiş. Benim gibi sonradan yetişen azınlıktaki izleyiciler içinse dizinin konusu;
Geleceği görebilen bir yetenege  sahip olan kızın annesi:Sevgi
Eşyaları hareket ettirebilen bir çoçuk ve onun babası: Mehmet
Düşünceleri okuyabilen bir kız :Zeynep
Vucudu eletrik yayan bir kız: Aylin
Görünmezlik yeteneğine sahip  yağuşuklumuz :Tilki
Bu yetenekli karakterler ilk bölümde, Zeynep in babasının etkisiyle  ve birtakım da tesadüflerle buluşuyorlar. Kendilerini kaçırmak isteyen insanların sırlarını çözmek için  de aynı evde yaşamaya karar veriyolar. Dokunduğu insanın  kılığına bürünen  bir yeteneğe sahip  Burak da aileye katılan  son üye. İşte böyle kısa ve öz bir dizi, tabi ben olabilecek en sade şeklinde yazdım. Dizi gerçek bir aile olmayan , bir aile dizisi aslında :) Yer yer keyiflendiriyor, yer yer üzüyor. Fazla boğmuyor sizi , gününüzü neşelendirebiliyor.
 Bu diziyi yazmamın amacı bu türdeki fantastik  dizilerin önünü açmak birazda. Tabi bizimkilerden de vampirli, zombili, kurt adamlı diziler beklemiyoruz . O kadar  ufkumuzu açmaya gerek yok. Ama şöyle Secret Garden gibi fantastik bir dizi neden olmasın. Olamaz mı, OLABİLRRBak bu ekip yapmış olmuş bir ilk olma yolunda da öncü olmuşlar. Bir de söylemeden geçmeyelim efektleri çok sağlam kullanıyorlar. Kim ne  yapıyorsa, ne ediyorsa eline koluna sağlık. Özelikle Aylin’de elektrik vucudunda pat pat patlıyor ya işte ona bayılıyorum:D
Yıllar sonra  öz babasının aslında yan komşusu olduğu öğrenen çoçuk, Tecavüze uğramış bir kızın öyküsü,    zengin kız fakir oğlan klişesi, iki erkek  kardeşin paylaşamadığı  bir kadın, kardeş kavgası, kan davası, miras kavgası, ferihası emiri, kuzeyi güneyi, doğusu batısı   da da da daaaa ne kadar  da … Hep ağlak  hep ağlak  dizilere  de  bir dur demek için  aslında bu diziyi yazdım. 
Diziyi daha ayrıntılı yazmama sebebim daha da  önemlisi yazamama sebebim; hiçbir şeyi bilmemem.
Aylin in ;hiç ailesi ,arkadaşı yok mu, ne yapmış nasıl yaşamış bu zamana kadar ,parası  nerden geliyor:BİLMİYORUZ
Sevgi’nin kocasına ne olmuş,kızı nerde,nediyor:BİLMİYORUZ
Tilki, yıllar sonra karşısın dikilen kardeşini  hiç tanımadı,neden?,gerçek ismi ne?,Annesi var mı yok mu?babası nerde,ne yapmış?bu çoçuk bu zaman kadar  nasıl yaşamış:BİLMİYORUZ
Zeynep :Gerçek anne babası kim? Bu kızcağız düşünceleri okuyabilen biri neden aile olayları  çözemediği zamanlarda  bu kızın böyle bir yeteneğinden faydalanmıyorlar acep ve I hear your voice dizisindeki çoçuk,  sadece gözünün içine bakan insanın düşüncelerini okuyabiliyordu ve mantıklıydı benim açından ama bu kızcağız sadece gözünün içine bakanın düşüncesini mi okuyor yoksa kapı arkasındaki insanın yada arkasındaki duran insanın   düşüncelerini de okuyabiliyor mu?BİLMİYORUZ

Burak,bu çoçuk hakkında  hiç mi hiçbir şey :BİLMİYORUZ
Ha birde büyük abi var..görüntüsü yok, sesi yok -ama varr  yani olduğunu söylüyorlar - bu abi   nörüyor BİLMİYORUZ

Yani açıkçası pek bir şey bilmiyoruz. Hadi  biz bir şekilde idare ediyoz, kafamızda kuruyoruz  ama bunlar aynı evi paylaşıyolar bir bağ oluştu aralarında hiç mi sormuyolar birbilerine ''Ya gardeş sen napıyordun bundan önce, annen baban sağ mı,sen ne ayaksın yaw''  demiyolar mı? Senaristler de ilerleyen zamanlarda açıklayacaklardır heralde ,yani sanırsam, galiba, inş:D

veeee itirafım; diziye  Aylin ve Tilki ikilisinin müthiş kimyası yüzünden bağlandım
çok şeker mi şeker bir bir çift.Aslında bir  çift olamadılar ama  dizideki  halleri görülmeye değer .
 İkilinin birbirlerine çemkirme diyoloğları ,kıskançlıkları  güldürüyor.
Tilki, ayline çarpılmadan nasıl dokunacak o da merak konusu

Karakter tanıtımları


Sevgi :Evin reisi  olayları derleyip toplayan herkesle birebir ilgilenen,sırların çözüme kavuşturmak için en çok uğraşan.

Esra Ronabar:Çok yakışıyor ekrana.Konuşurken  gözleri dolan,sesi titriyen biri.Ses tınısına ayrı bitiyorum.Çok da alımlı bir kadın ekranda hep görelim onu.Uçurumda da  on numara oyunculuğu vardı dipnot olarak bulunsun..


Mehmet :Mantığına oturmayan hiçbirşeyİ kabul etmeyen, şaşkın,sakar  ve sempatik yanları olan  oğlunu çok seven bir baba

Murat Han:Yani ne desem bilemedim,kırk yıl düşünsenm böyle bir rolde oynayacağını düşünmezdim sırf murat beyi görünce dram dizisidir diye kaçkere istikrarla açmamıştım bu diziyi..yakışmış bu role artık böyle sempatik rollerde görmek isteriz kendisini.





Aylin :Sinirlenince ve heyecanlanınca kalp ritmine bağlı olarak elektik yayan ve böyle zamalarda kimsenin dokunamadığı bir şirine.

Demet Özdemir :Gözleri kocaman, çok sevimli yüz hatlarıyla birlikte  samimi bir oyunculuğu olan balı lokma tatlısı bir kız.Ben bayıldım bu kıza bu diziyle  büyük sükse yapacak gibi duruyor,demedi demeyin.(ahada yazdım buraya)
Not: üzülünce dudakları yerçekimine karşı koyup aşağı doğru eğilmiyor mu ,işte orda kıyamıyorum üzmeyin artık şu kızcağızı içim şişti.









Tilki :İstediğinde görünmez olabilen delikanlı, kalbi yorulursa görünür duruma geçiyor. Espri kabiliyeti, kapak cevapları, cool duruşu ve  artist hareketleri ile Aylin'in gönlünde taht kurmuştur.
Bir an önce Aylin'e sevdiğini  söylese de  o da ,bizde ailecek rahatlasak.

Ekin koçHer dört kişiden üç ‘ü  Johnny Depp i benzetiyormuş.  Peki ya ben, fotoğraflarında benzetirken  dizide yok yahu  neresi benziyor derken buluyorum kendimi . Hem benziyor hem benzemiyor diyenlerdenim... Anlamlı bakışları, hafif sağa yanık gülümseyişi , abartısız oyunculuğu ile  yakışıklı oyuncular kervanına  çoktan katılmış, yolu açık olsun..sevdik...



Not: Bu diziyi yazdım  yazmasına da aylar sonra bu diziyle ilgili  ‘iyice brezilya dizilerine döndü’ diye bir yorum yaptırmazlar inşallah bana senaryocanlar;)

~Misaki~

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...