Sevdiğim insanların bir araya gelip şarkı söylemelerine bayılıyorum yahu. Kimler yok ki; Hyun Bin, JYJ, BigBang, Jang Geun Suk, 2PM, Kim Hyun Joong, Choi Ji Woo, Song Seung Hoon... Ve daha fazlası Lotte Duty Free reklamında oynamak için bir araya gelmiş, tatlı tatlı şarkılarını söylemişler. Seviyorum bu reklamı renkli, eğlenceli ve şarkısı da pek bi güzel. Bu sevimli reklam çekileli nerdeyse bir yıl oldu ama şimdiye kadar bloğa neden eklememişim bilmemneyse izleyelim canlar;)
Bu da daha eski reklamları yine BigBang, JYJ, Song Seung Hoon var bunlara ek olarak Bi Rain, Kang Ji Hwan, Lee Byung Hun, Park Yong Ha da katılmış. Yine bu da gayet eğlenceli bir reklam olmuş.
Bunlarda ikinci eklediğim reklamın kamera arkası çekimleri, özellikle Bi-rain ve JYJ'yi eklamemde herhangi bir ayrımcılık yok bunu özellikle belirtmek isterim ahah:)
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yurdun her yerinde büyük bir coşkuyla kutlandı. Yani öyle olduğunu ümit ediyorum. Günün büyük bir kısmı gitti sayılır ama ona rağmen bu yazıyı yazmak istedim, kendi adıma olmasa bile bugün ilk defa çocuk bayramı olduğunu hissettim. Gerçi çocukluktan terfi edeli baya uzun bir zaman oldu ama olsun benim içimdeki velet hala küçük bir çocuk...
23 Nisan'ı bu yaşıma kadar hiç sevmedim, cidden. Ve benim gibi sevmeyen çok kişi olduğunuda biliyorum. Çocuklara adanan bu güzel günü yalnış anlayıp, küçücük elleri soğukta donduran yada sıcakta pişmelerine neden olan sevgili büyüklerimizi ve anlamsız bulduğum bir çok uygulamayı burda izninizle yad ediyorum! Dediğim gibi bugün bir çok il, ilçe ve köyler de törenler falan yapıldı. Ama içlerinden bir büyük çıkıpta çocuklara ne istediğini sormadı! ''Koreografiler hazırlandı, müzik ayarlandı, kostümler tamam o zaman haydi bakalım birinci sınıflar kağıtta gösterilen hareketlerin aynısı yapıcaz. Önümüzde daha bir ay var çocuklar sıkılmak olur mu. 6. ve 7. sınıflar da stada gidecekler, yarınız pankart tutup diğer yarınızda dans edecek. İş bölümü yapıldığına göre haydi bakalım 23 Nisan'ınız kutlu olsunnnn'' Ben bana dayatılan bir şeyi çok çabuk kabullenmem en azından direnirim. Bu yüzden öğretmenimden çok azar yemişimdir. Mesela bu koreografiler, o kadar saçma hareketler vardı ki müziğe uymayan. Bende arada kafama göre takılır farklı şeyler yapmaya çalışırdım. Hem müziğin ritmine uygun hemde bizim yapabileceğimiz basit ama şık hareketler. Öğretmenim sağ olsun daha ne yaptığıma bakmadan azarlamaya başlardı. Eee kadın haklı ne de olsa uyumu bozuyorum, ortada bir kural varsa uyulacak!
Ulan şu stad ve pankart kelimelerini duyunca bile tüylerim diken diken oluyor. Şu pankart açma olayı karşıdan izleyenler için gayet eğlenceli ve renli bir olay gibi görünüyor ve ortaya cidden çok hoş resimler çıkıyor. Ama işin aslı biraz uyuz. Gelen konukların görmeyecekleri bir yere yerleştiren bir amca karşıdan çocuklara bazı işaretler yaparak hangi pankartları, ne zaman, hangi rengi, hangi sırayla açıcağını gösteriyor. Benim zamanımdaki işaretçi amca pek bi bağıtkandı daha dün gibi hatırlıyorum, bir kişi bile yalnış pankartı kaldırsa okulun ismini söyleyip bir güzel haşlardı bizi. Sadece bir kartı kaldırıp indirmek için bir ayını heba ettiğine mi yanasın, o gün için 23 Nisan'a dair tek hatırladığımın karton kokusu ve bomboş bir karton parçası olmasına mı yanayım, amcanın korkusundan gösteriyi izleyemediğime mi yanayım, sıcağın anlında saatlerce piştiğime mi yanayım... Neyse işte kısaca bu gibi zoraki törenlerin %80'ini saçma ve gereksiz buluyorum. Evet çocuk bayramı kutlanmalı ama bu kutlama büyüklerin değil gerçek sahiplerinin yani çocukların istediği gibi yapılmalı. En azından yapılmaya çalışılmalı. Yalnış hatırlamıyorsam geçen sene 23 Nisan kutlamaları soğuk bir güne denk gelmişti, stadın ortasında saatlerce (devlet erkanını) bekleyen ana okul öğrencilerini çok net hatırlıyorum. O soğukta resmen donmuşlarıdı, öğretmenleri ısıtmaya çalışsada nafile hatta bir kaçı ağlamıştı bile. Atatürk'ün çocuklara armağan ettiği bayram bu olmasa gerek!
Diğer kafama takılan bir konuda her 23 Nisan da çocukların makam koltuğuna oturtulmaları. Bu gelenek nereye dayanıyor yada ilk kim çıkartmiş cidden merak ettim. Ulan çocuğu oraya oturtturupta ''Hadi bakalım yavrum ver emirlerini abilere'' deyipte önceden çocuğa ezbettirilmiş sözcükleri duymak ne kazandırıyor bu insanlara hala anlayabilmiş değilim yada anlamamazlıktan geliyorum neyse.
Çocukları bir kendi haline bırakın gezsinler, arkadaşlarıyla top oynasınlar, ip atlasınlar tatilin keyfini çıkarsınlar. Bürokrasiyse yine yapın abicim ama çocukları ortada tırpalayarak değil dozunda. Ve mümkünse törenlere geç gelen devlet büyükleri yüzünden çocukları saatlerce hava şartlarıyla mücadele etmek zounda bırakmayın. Yazıktır! Hiç kimse kimsenin keyfini beklemek zorunda değil, bir tören yapılacaksa verilen tam saatinde yapılır ve biter bu kadar basit.
Bu kadar iç karartıcı sözler yeter dimi şimdide size bugün izlediğim güzel bir olayı söyleyeyim. En başta demiştimya 23 Nisan olduğunu hissettim bu günün diye işte o olayın mimarları Evim Şahane ekibi. Evim Şahane tahmin ettiğiniz gibi evini yenilemek isteyenler için yapılan bir program. Bir öğretmenin başvurusu üzerine ekip çocuk bayramı olması sebebiyle de bu hafta bir okulu yeniledi. Böyle programları sevmem ama ilk defa televizyonun başına geçip baştan sona kadar izledim ve bayıldım. Okul Türkan Şoray’ın 1967 yılında çekilen Bir Dağ Masalı adlı filmde Murat Soydan’la birlikte başrolde oynadığı ve bir öğretmeni canlandırdığı Gümüşdere İlköğretim Okulu. Okul yılların verdiği ağırlıkla baya eskimiş ama ekip tam altı günde resmen baştan yenilediler, bayıldım ya. Bence böyle bir günde çocuklara verilebilecek en güzel hediyeydi. Her şey çocukların sağlığını ve rahatını düşünülerek yapıldı aynı zamanda onların oyun alanları daha güvenli bir hale getirildi, tek kelimeyle bayıldım. İşte ya budur dedim! Bilmem hangi lüks dairenin bilmem kaçıncı odasını yenileyene kadar, ki bu beni ilgilendirmez sadece misal diyorum, böyle derme çatma okulları, kütüphaneleri, bakım evlerini vs yenileyin. Emin olun modayı takip eden kadar sosyal sorumluluk sahibi bireylerde çok fazla, yani reytinginize bir zeval gelmez.
Yine çok konuştum kısa kesicektim halbuki. Umarım söylemek istediklerimi doğru telaffuz etmişimdir ve yalnış anlaşılmam. Benim herkese özelliklede öğretmenlere ve siyasetçilere saygım cidden sonsuz ama işlerini mantık çerçevesinde, adil, doğru ve severek emek verdiklerinde onları daha bi ayrı seviyorum;)) Benim düşüncelerim bunlar ister kabul edin ister etmeyin size kalmış;) Herşeye rağmen bütün çocukların ve çocuk kalanların 23 Nisan çocuk bayramı kutlu olsun ayrıca 92 yıllık meclisimiz daim olsun. Sağlıcakla kalın canlar...
Bu dünyada beni en çok şaşırtan hayvan karıncadır! Bütün tabiatın yaradılış özünde binlerce mucize var belki ama benim en çok dikkatimi karıncalar çeker. Hele de bu cüssesi küçük marifeti büyük hayvanlar hakkında farklı yazılar okudukça daha fazla hayran kalıyorum.
Küçüklüğümde bir karınca yuvasının karşısına geçip saatlerce yuvada olup bitenleri izlerdim. Tamam bu depresif bir durum gibi görünüyor ama olsun, ben severdim. Neler yoktu ki yuvada; iki santimlik yolu zikzak çizerek yarım saatte gelen acemiler, ekmek kırıntısını yuvaya taşıyacağım diye yuvanın girişini kapatan inatçılar, arkadaşına yardım niyetiyle gidipte bir daha dönemeyen garibanlar... Bu istatisliklere ben yıllarımı verdim a doslar ona göre yani:) Ulan asıl neye üzülüyorum biliyor musunuz? Uzmanlar kırk yıl bir karıncayı inceler asrın buluşu olur, ben bir saat yuvanın başında bekleyince deli damgası yerim. Kader naparsın:) Şimdi bu yazıyı yazarken farkettim ki karıncalar benim hayatımda baya yer kaplamış. Mesela siz başı önünde yürüyen bir kız görseniz ne düşünürdünüz? ''Aaa maşallah başını hiç kaldırmadan yürüyor, terbiyeli kız canım'' dersiniz dimi, en azından büyükler öyle düşünür. Ama benim başımı kaldırmamamın nedeni karınca yuvalarına basma korkusudur ahahahh (evet bunu kimse bilmiyor hala terbiyeli bir kızım):)) Küçüklüğümde onların küçük bir yuvayı haftalarca hiç durmadan çalışıp yaptıklarını gördükten sonra, bir yuvaya basıp o kadar emeği bir kaç saniyede yok etmeye gönlüm razı olmuyor. Kıyıya vuran deniz yıldızlarının hikayesi vardır ya işte benimkide o hesap, bir tanesine bile basmadan yürüyebilirsem işte o beni çok mutlu eder...
Anlaşılacağı üzere bu seferki yetenek konumuz karıncalar ve onlarım mükemmel uyumu. Küçükken hep merak ederdim ''Bu karıncalar bu kadar kırıntıyı nereye taşıyor acaba, yolun ortasına bırakamazlar o zaman giriş kapanır. Bizim gibi kendilerine yiecek depoları yapmışlarmıdır? Yiyecek kavgası yapıyorlar mıdır, acaba hepsinin kendine ait odası varmıdır. Aksi halde bu kadar akrabayla bir odada yaşamak uvaaa...'' Evet farkındayım küçükken çokderin düşünceleri olan bir çocukmuşsum ama şu anda eski halimden eser yok. Bilim dünyası beni kaybetti malesef :D Tamam daha fazla kendimi deşifre etmeden sadede geliyorum, uzun zaman önce bir video izlemiştim karıncalarla ilgili geçenlerde yine rast geldim. Bir araştırmacı karıncaların yuvaları hakkında bir deney yapmış, yuvaların ne kadar büyüklükte ve neye benzediğine dair bir deney. Yuvaya tam 10 ton çimento dökmüşler ve çimento kuruduktan sonra yuvayı kazarak çıkarmışlar.
Bir yuva ne kadar büyük olabilir ki, hele de bu kadar mini minnacık hayvanların yuvası... Birlikten kuvvet doğar diye atalarımız boşa dememiş arkadaş, karıncalar tek kelimeyle bir yaradılış harikası.
Yuvanın büyüklüğü ne kadar hayret verici, tek bir yuva ne kadar büyük bir alanı kaplıyor ve bunlardan milyonlarca olduğunu düşünün. Güzel olansa bir sürü dandik teorim içinden birkaçının tutması. Mesela karıncaların yiyecekleri sakladıkları küçük bölmeleri var ayrıca her gurubun kendine ait odası var:)
En sondan girişe kadar bölmecikler arasında sadece bir yol olduğunu farkettiniz mi? İki bölmecik arasında hiç zikzak çizilmemiş sadece bir yol var. Ama buna rağmen aynı yuvadaki milyonlarca karınca inanılmaz bir uyum içinde hareket ederek, birbirinin yolunu tıkamadan çalışıyorlar.
Yeryüzündeki en kalabalık nüfüsa sahip canlı karıncalarmış. Yaklaşık her yeni doğan 40 insana karşılık 700 milyon karınca dünyaya geliyor!
Uzmanların yıllarca edindikleri gözlemlere göre karıncalar son derece iyi örgütlenmiş bir şekilde yaşayan en sosyal hayvanlar. Bir bakıma insanların örgütlenme biçimlerine çok benziyor. Karıncalar belli koloniler halinde çalışıyorlar. Her bir kolonin ayrı bir görevi var. Bekçi karıncalar, toplayıcılar, yaprak kesiciler, kraliçe, askerler, temizleyiciler, bakıcılar... Mesela bekçi karınca; kafası büyük olan karıncalar kapı bekçiliği yapıyor. Çünkü yuvanın ağzı en fazla, cüssesi en büyük olan karıncanın geçebileceği kadar açılıyor. O da kafasıyla yuvanın ağzını kapatıp saatlerce kıpırdamadan bekliyor. Ne bebek karıncaların çıkmasına ne de farklı koloniden olanların içeri girmesine izin vermiyor. Ne kadar ilginç dimi ama... Peki ama milyonlarca karınca içinden kendi kolonisindeki karıncaları nasıl tanıyor bunlar? Bunun cevabı hala bilinmiyor;) Gerçi belli de neyse...
İşte canlar böyle acaip şeyler benim ilgimi çok çeker. Depresif bir durum mu hiç umrumda değil. Tek bir karıncaya bakarak Yaradan'ın büyüklüğünü hatırlamak paha biçilmez... Aklıma geldi de bu zaman kadar siyasetçiler boş yere çenelerini yormuşlar (kırmışlar...) aslına şu karıncaların yuva yapılanmasını, disiplinlerini, uyumlarını kısaca tek bir karıncayı model alarak bunu devlet yapısına uygulasa ne dert kalırdı ne de tasa:) Bu günkü saçmalama limitimi doldurduğuma göre artık gidebilirim. Başka bir yetenek avcılığında görüşmek üzere, kendinize iyi bakın;)
Şarkı dinlemek bir insanı bu kadar mutlu edebilir mi yahu! Kulaklığı taktığım anda sanki başka bir dünyaya geçiş yapıyorum, kimsenin bilmediği sadece kendimle başbaşa kalaldığım bütün yalanlardan uzak benim dünyam. Evet bazen bu iki dünya arasında kalmışlığın sakıncaları da olmuyor değil mesela dalgın olduğum için her an bir arabanın altında kalma ihtimali gibi. Çekirge misali zıplayıp duruyorum, sonumu pek hayırlı görmüyorum ya neyse:) Şeker bloger Harmony bu konuya istinaden bir mim başlatmış ''Kliplerine Aşık Olduğumuz Şarkılar'' diye. Aslında bu yazıyı bana ilk paslandığı zaman yazmayı planlıyordum ama malesef evdeki hesap çarşıya uymadı (ne zaman uydu ki O_o) Malum üniversitelerin vize haftası o yüzden yazmaya yine zaman bulamıyorum. Ama ben herzaman ki gibi isyan bayraklarını çektiğim gibi soluğu blokta aldım tabiki:) Bu huyumu şuan için sevmiyorum hatta sınavlar açıklandığında hiç sevmicem ama napayım be seviyorum bloğumu, blokları, yazmayı, okumayı, konuşmayı...
Bu kadar gevezelik yeter şimdide gelelim mim'i cevaplamaya. Konumuzun sevdiğimiz K-pop alemindeki şarkı ve videoları kategorilere uygun bir şekilde yerleştirmek. Ama hemen iki uyarıda bulunayım. Birincisi şarkı dinlemeyi çok çok severim ama mp3 de. Yani şarkı hazinem geniştir fakat klipler için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim, hatta berbat hafızam yüzünden sevdiğim klipleride unutuyorum. İkincisi ise bu yazıya eklediğim bitin videolar o an için aklıma ilk gelenlerdir vesselam^^
Not:Yukarıdaki resim ne kadar tatlı olmuş dimi.
Bu VIP'lerin resim çalışmalarına bayılıyorum yahu:)
~~~~~~~~~~~~~
Şaşırtıcı
Şaşırtıcı! Hımm sanırım bu kategoriye bütün K-pop şarkılarını ekleyebilirim, ''Hangisi normal ki'' diye sorsak daha doğru olurdu herhalde. Adamlarda inanılmaz bir rekabet var, her gün her an kendileri yenileyip bir adım öne geçmek için uğraşıyorlar. O yüzden aklıma ilk gelen videoları ekliyorum;)
CN Blue - Love Girl
Bende duvarıma grubun posterini asmaya karar verdim, belli mi olur belki dışarı çıkarlar:) (Bu korelilerdeki avrupa hastalığı beni öldürecek...)
FTIsland Love Love Love
Bu klibi eklememdeki amaç ne şarkı ne de klibin kendisi sadece lee hong ki ve saçları:) Ben söylemekten yoruldum bu çocuk saçlarıyla oynamaktan yorulmadı arkadaş, yanarım da buna yanarım:) Yine de sesine hayranım be hadi yine iyisin;)
Acıklı
T-ara Cry Cry
Klip ilk yayınlandığı sıra sabah akşam ilaç niyetine izliyordum, şu sıralar dozajını azaltsam da hala severek dinlediğim bir şarkı. Cha Seung Won'nun renk kattığı film tadındaki Cry Cry'ı Acıklı kategorisinde tek geçiyorum.
Jang Ri In & Xiah Junsu - Timeless (Part 1)
Bu klibi kaç kez izlemişimdir ve bu şarkıyı kaç kez dinlemişimdir artık cidden bilmiyorum. Çok güzel şarkı be... Junsu'nun dokunaklı sesi beni hüzünlendirmeye yetiyorda artıyor bile.
Jang Ri In & Xiah Junsu - Timeless (Part 2)
Bu da yukarıdaki klibin devamı merak edenler için ekledim zira birincini devamı niteliğinde. Adamlar film gibi klip çekiyorlar azizim.
Neşeli
TVXQ- Balloons
Bu klibi eklesem mi eklemesem mi diye çok düşündüm!!! Ben ki bir çoğunuzun bildiği üzere DBSK (JYJ) sevdalılarından biriyim doğal olarak elbetteki grubun iyiliğini istiyorum ve karizmalarını dağıtıcak bişi yapmam(!) Ama biri bana neşeli klip dediğinde ilk aklıma gelen Bolloons olur. Ne zaman moralim bozulsa bu klibi izleyip salak salak sırıtıyorum. Ama abi çok komikler ya:D Ben bu zamana kadar sakladım hiç bir zaman yayınlamamıştım bu klibi ama napayım onlar vakti zamanında çekmişler ki yayınlayalım diye dimi.
DBSK'ye not: Ulan bu klibinizi izledikten sonra bile seviyorum sizi, bu nasıl bir sadakattir bendeki arkadaş kendime hayran oldum ahahah:)))
SHINee - Hello Hello
Şeker oğlanların şeker klibi. Grubu pek dinlemesemde bu klipleri pek bi sevimli.
Eritici
Taeyang - I'll Be There
Öhömm Öhömm... Canlar işin özü uzun zamandır Taeyang'a fena halde taktığım için bu kategoriye yumuk gözlünün kliplerini ekliyorum izninizle;) Zira şu anda aklıma ilk gelen isimdir...
Taeyang - I Need a Girl (Dance Ver.)
Tıpkısının Aynısı
Tıpkısının aynısı olmasada konu itibariyle birbirine benzediğini düşündüğüm iki klibi ekliyorum. Her ikisinde de ''sevdiğine kavuşamama, yarimi eller aldı'' teması mevcut. Klasik bir konu ama klipler güzel mi? Güzel. O halde sorun yok;)
DBSK - Why Did I Fall In Love With You
DBSK'nin en sevdiğim şarkılarından biridir. Grubun japonca olarak seslendirdiği şarkının klibi de bir o kadar güzel.
Taeyang - Wedding Dress
Şimdi farkettimde ben bu Taeyang'ın ne çok şarkısını dinliyor muşum böyle.
Vuuu görünmez Vip mi oldum ne O_o
Şeker
K. Will I Need You
K.Will sesine hasta olduğum adam, bu genç yaşında bir çok başarılı dizi müziklerine imza atmış yetenek ve onun sevimli klibi... Sevimlilikten kastım mı ''128√e980'' bu acaip sayılara iyi bakın şimdi de klibi izleyin;)
Sevilesi Düetler
Bu kategoride benden olsun. Bir iki tane sevdiğim düetleri ekliyorum;)
''Hayatın bazen adil davranması gerektiğini düşünmüyor musun!''
Yine bir sınav haftası ve ben yine kore camiasına takmış durumdayım... Bir önceki yazımda da bahsetmiştim, bu zamana kadar izlediğim diziler içinde A Love To Kill senaryo ile şarkıların uyumu bakımından benim en en çok sevdiğim dizidir. Yıllar geçmesine rağmen dizinin ost'lerini hala dinlerim ve hala ilk günkü gibi kalbimi sızlatmaya devam eder. Tabi bunda şarkının sözlerini bilmem ve bunları dizinin sahneleriyle özleştirmemin büyük payı var;) Her ne kadar şarkılar beni bunalıma soksada dinlemekten kendimi alamıyorum. O gün için dizinin bir şarkısını bile duymam bütün bir A Love To Kill arşivini elden geçirmeme yetiyor.
Anlaşılacağı üzere bu yazımda dizinin en sevdiğim şarkılarından bir kaçını paylaşıcam. Daha önceden (eski blogda) dizinin tanıtımını yapmıştım o yüzden bi daha aynı şeyleri yazmak istemiyorum. Zati yazdığım bir dizi hakkında tekrar yazı yazmamak gibi salak bir alışkanlığım var:) O yüzden hala Ölümsüz Aşk'ı izlememiş birileri varsa zaman kaybetmeden play tuşuna bassınlar diyorum;) Bence bu dizi dram türünün en iyi örneklerinden biriydi...
Lee Soo Young - Ee Jook Il Nom Eh Sarang (Ölümüne Aşk)
Hayır bana ait değilsin.
Hayır birbirimizede ait değiliz.
İlk kez değil seni görmem, ne de kalbime girmen.
Kaç ki uzaklara gözlerim seni görmesin.
Duygularım büyümesin, kalbim bilmesin.
Sen nefretten doğdun böyle, ama aşkıda sen ektin yüreğime.
Seni seviyorum lütfen sen de beni sev.
Hayır yapma...Dur! Gidemeyiz daha öteye.
Sen nefretin büyürken derinlerde
Seni seviyorum lütfen sende beni sev.
Hayır yapma...Dur!Gidemeyiz daha öteye.
Olanları görmezden gelemem
Gözyaşlarım yağmur gibi düşerken.
Görmeseydim hiç seni var, olmasaydın hiç sen.
İçim böyle derinden acırken,
Nefret ediyorum bana gösterdiği sevgiden.
Varlığımın anlamı bile senmiş gibi hissettirken
Artık kendime söz geçiremem.
Sen nefretten doğdun böyle, ama aşkıda sen ektin yüreğime.
Seni seviyorum sen de beni sev lütfen...
***
K.Will - Ggoom (Dream)
Seni isteme arzusuyla büyüyorum. Ben de mutlu olmak istiyorum. Ne kadar bırakmak istesen de fark etmez. Gözlerim devamlı sende. Rüya görmeye devam ediyorum.
Yavaş yavaş, acılarla büyüyorum. Ve böylece sonbahar benim omuzlarımda… Söyle bana dünya rüyada mıyım? Senin ve benim için hiçbir umut yok. Ve aramızdaki aşka izin verilmiyor...
*** Shin Seung Hoon - Geu Rae Do... Sarang Ee Da
Olurda aşkı görsem bile,
Geçer giderdim görmemiş gibi.
Olurda aşkı bilsem bile,
Senden vazgeçemem
Takarım başka bir ad bırakamam seni.
Olurda aşkı duysam bile,
Geçer giderdim duymamış gibi.
Kalbim artık atmadığında
Patlatırım gür kahkahalarımı
Örterim iç çekişlerimi.
Aşkım bu kadar mı kötü gerçekten ?
Mutlu olur başkaları sevince,
Bense ağlarım aşka düşünce...
Neden yalnızca benim canımı yakar bu, neden?
Oysa vazgeçerdim herşeyden,
Böyle bir aşka düşsem.
Parlak ışığın gözlerimi kör etsede,
Böylesi acı bir aşkla yaralı kalbim daha da kötüleşsede,
Yaşardım o aşkı yine de,
Ecelim onun elinden gelsede...
Of ulan bütün şarkılar birbirinden güzel, şimdi gelde sevme bu diziyi. Lee Soo Youngve Shin Seung Hoon'un şarkı sözlerini daha bi çok seviyorum, hepsi güzel ama bu iki şarkının sözleri insanın içine daha işliyor sanki. Herneyse uzun zamandır dizinin şarkılarını paylaşmayı planlıyordum, kısmet bu güneymiş. Aslında bana kalsa ost'nin en azından yazısını paylaşırdım (yaklaşık 34 tane şarkı var) ama malum sınav zamanı, yine yeniden çalışma vakti;)
Not: Şarkı sözlerini vakti zamanında ordan burdan toplamıştım, o yüzden her ne kadar adlarını bilmesem de çevirmenlere teşekkürler;)
Kore dizileri (kdrama) sever birinin ayıla bayıla cevaplayacağı bir mim yazısıyla daha karşınızdayım.Sevgili çingum Hikaruivy düşünmüş taşınmış izlediğimiz dizilerle alakalı bir oscar töreni yapmaya karar vermiş. Genelde mim yazılarını bana paslandığı gün yazmam ama konusu ilgi alanıma girdiği için mimi havada kaptığım gibi oturdum bilgisayarın başına. Çingum kendi en'lerini bi güzel sıralamış ve aslında benim de sevdiğim bir çok diziyi kendi yazısında yazmış. Eee malum aklın yolu bir:) Yine de ben kendi listemi şu an için aklıma gelenlerle oluşturmaya çalışıcamç
Not: Bu yazı tamanem keyfim ve kahyasının ortaklaşa çalışmasıyla yazılmıştır. Kategorilere o an için aklıma gelen ilk cevapları yazdım, belki biraz düşünsem isimler değişebilir ama çok çok az bir kısmı. Genel olarak benim listem bu;)
Kore dizilerine ödül verme törenimiz başlıyor efenim. İşte Kore Delisi'nin EN'leri:
En Şaşırtıcı: Öyle ağzım bir karış izlediğim kore dizisi olmadı ama bu bölümü de boş bırakmaya gönlüm razı olmadı. O yüzden dizi/film karışımı olan Teach You Love’a en şaşırtıcı ödülümü verebilirim. Bu dizi/film de çok fena ters köşe olmuştum.
En Sıkıcı:Bir diziden sıkıldıysam zaten izlemem. Ama belki düzelir diye diye izlediğim diziler vardı, mesela onlardan biri Fireworks. Şuanda aklıma gelen en sıkıcı dizidir kendileri.
En Şeker: Biri en şeker mi dedi? İlk akla gelen tabiki deCoffee Prince'dir. Bir dizi de bulunması gereken herşey fazlasıyla vardı, Gong Yoo ve onun gülümsemesi de cabasıydı;) Aklıma gelen diğer şeker diziler ise My Girlfriend is a Gumiho ve My Girl'dür.
En Sürükleyici:Bu kategoride Sungkyunkwan Scandal adlı diziyi tek geçiyorum arkadaş. Tarihi dizileri öyle aman aman izleyemem, sıkılırım lakin bu dizi cidden çok başarılıydı. Ha tabi oyuncuların (yakuşukluluğunun) bunda büyük payı var ama konu ve işlenişiyle takılmadan, gereksiz uzatma yapmadan sona gelen en güzel diziydi bence;)
En klişe yıkıcı:İlk ödülümüz esas oğlanların bütün kusuzsuzluğunu yerle bir eden Secret Garden'a gidiyor. Belki bu diziden önce de böyle karakterler okuşturulmaya çalışılmıştı ama SC en çok ses getiren ve ezbere bildiğimiz çoğu klişeyi yıkan dizi olmuştur.
Bu klişe mevzusunda iki dizinin daha adını anmak istiyorum biri Protect the Boss, bu dizi o zaman kadar izlediğim bütün baba (esas oğlanın babası) karekterleri alt üst ederek beni kendine hayran bırakmıştır. Baba rolündeki adam ne şeker biriydi yahu pek bi sevmiştim acuşşiyi. Diğer dizimiz ise Playful Kiss (Mischievous Kiss anna) burda da oğlanın anasını çok sevdim. Yani bir sürü cadı kaynana rolünde oyuncu izledim ama ilk kez bu kadar sevimli dünya tatlısı bir kaynanaya rast geldim. Bu iki dizide anne ve baba karakterleri yönünden klişeleri bozdular bence;)
En Komik:Bu konuda başı Protect the Boss çeker. Bu dizide güldürü unsuru bir sürü kişi vardı. Başta iki kafadan noksan kuzenler, sonracıma oğlanlarının babası ve anne olacak cadaloz, büyükanne...:) Ohoo bu dizi başlı başına komedi zaten. Hemen ardından My Girl ve My Girlfriend is a Gumiho dizilerini sıralayabilirim, izlerken baya güldüğümü hatırlıyorum;)
En Acıklı:Herkes ilk sıraya Misa'yı başa getirecektir büyük ihtimalle ama ben ilk A Love To Kill diyorum. Bu dizide ağladığım kadar başka hiçbir kore dizisinde ağlamamışımdır. Hele de dizide abi karakterini canlandıran adamın oyunculuğuna hayran kaldım, bir rol ancak bu kadar gerçekçi oynanabilirdi doğrusu. İkinci olarak ise Misa'yı (I'm Sorry I Love You) getirebilirim. Zati bir dizinin içinde So Ji Sub gibi etmen varsa ağlamamak imkansız, adamın küçük emrah modundaki bakışı yeter be:)
En Yakışıklısı bol: Hala izlemekte olduğum Shut Up: Flower Boy Band adlı diziyi tek geçiyorum. Her yer gözünün alabildiğine yakuşuklu kaynıyor. Sayelerinde gözüm bayram ediyor valla:)
En Güzeli Bol: Tam olarak kadınların odak alınarak çekildiği bir dizi izlemedim ama bu kategoriye Boys Over Flowers'ı yazayım. Jan Di hariç dizideki diğer hatunlar baya güzeldi yani.
En Klasik:İlk aklıma gelenFull House oldu. Önce oğlanla kızın birbirinden nefret etmesi, sonra mecburi olarak aynı evde kalmaları hemen ardından da aradaki buzların erimesi ve mutlu son. Artık bu konu çok ama çok klasik oldu be.
En Değişik:Genel de kore dizilerinde konu saray yada resmi yerlerde geçiyorsa baş karakterler ya prenses ya prens yada üst rütbeli biridir. Ama Love Truly adlı dizi de konu Kore Başkanlık Evi'nde geçmesine rağmen baş kahramanlar aşçı ve korumadır. İşte bu yüzden bu dizi benim için değişiktir;)
Diğer aklıma gelen dizi ise Manny yani erkek bakıcı demek. Bu zaman kadar bebk bakıcıları hep kadınlardı dimi ama bu dizi de bakıcımız taş gibi bir erkek;)
En Felsefik:Diziyi izlerken durdurup repliklerini satır satır yazdığım tek dizidir kendileri, Secret Garden.
En Umut Verici/Gaza Getirici:Sadece güzel ve zayıf kadınların yakışıklı, zengin adamlarla birlikte olabileceği mantığını yıkan dizi My Name is Kim Sam Soon'a gidiyor bu ödül. Bu dizi de Sam Soon adlı kızımız eğer çaba sarfedilirse Hyun Bin gibi bir adamı bile kapabileceğimizi bize gayet güzel anlatmıştır efenim:)
En Tatlı Çift: Go Eun Chan - Choi Han Kyul (Coffee Prince)
Gomiho - Dae Woong(My Girlfriend is a Gumiho)
En Tatlı 1. Erkek:Coffee Prince deki o sevimli bakışları nedeniyle bu ödülü Gong Yoo'ya veriyorum. Adam ödülü tartışmasız hakediyor canım;)
En Tatlı 1. Kız:Tatlı kız deyince ilk aklıma gelenLee Min Jung (Smile, You) oldu bu kızı cidden çok seviyorum, maşallah pek bi tatlı. Kendisini BOF'dan da hatırlarsınız, hani kıvırcık Lee Min Ho'nun şeker nişanlısıydı;)
En Tatlı 2. Erkek:Bu kategoride aynı diziden iki kişiye ödül vermek istiyorum. Sungkyunkwan Scandaldizisindeki Moon Jae-sin rolüyle Yoo Ah-in'e ve Goo Yong-ha rolüyle Song Joong-ki'ye. Cidden ikiside pek bi tatlıydı:))
En Tatlı 2. Kız:Choi Yeo Jin(Hello My Teacher)
En Güzel Kostümler:Beautiful Spy dizisindeki kadının kıyafetlerini pek bi sevmiştim. Sade ama sık...
Moda konulu bir dizi olduğu için Baby Faced Beauty dizisindeki kıyafetler güzeldi. Soracıma Prosecutor Princess dizisindeki kadının ayakkabılarını çok beğeniyodum, cidden çok güzellerdi.
En Güzel Müzikler:Diziyi yıllar yıllar önce izlememe rağmen A Love To Kill şarkıları hala çalma listemin en başında yer alır. Severim, dinlerim, dinlettiririm...
Hello My Teacher dizisinin şarkıları da benim için vazgeçilmezlerdendir, adamlar güzel şarkı yapıyor azizim;)
En Gerçekçi:Smile, You bana en gerçekçi gelen dizidir. Dizideki herbir olay ve karakter günlük hayatımızda önümüze çıkabilecek gerçekçilikte idi. Bir kadın ve adamın yıllarca nasıl arkadaş olarak kaldıklarını yada kalamadıklarını anlatan güzel bir dizi 9 End 2 Outs.
En Masalsı: Dizideki karaterlerle, senaryosuyla, ev, iş herbir ayrıntısıyla başlı başına bir masal tadında olan dizi Secret Garden.
En Başarılı Diziler (top 5):
Secret Garden
Coffee Prince
Sungkyunkwan Scandal
I'm Sorry I Love You
A Love To Kill
En Keyifli Diziler (top 5):
My Girlfriend is a Gumiho
Protect the Boss
Greatest Love
My Girl
Sungkyunkwan Scandal
En Sinir Bozucu:Attic Cat, Fireworks, Playful Kiss / Mischievous Kiss... Bunlar da bana saç baş yolduran dizilerdir. İzlerken beni şekilden şekle sokup, sıkıcak diş bırakmadıkları için kendilerini saygıyla yad ediyorum:))
En Sevilesi Aile Dizisi:Smile, You severek ve sonuna kadar izlediğim tek aile dizisidir.
Başlarken kolaymış falan dedim ama yok anacım baya zamanımı aldı yahu. Neyse nihayet bitti, benim naçizane En'lerim bunlar. Bu arada son iki kategoriyi ben ekledim, aklıma ancak iki tane En geldi;) Şimdi de gelelim bu mimi paslamaya;Bunusevdim, Makinosev, Mydestiny, Masalevisizleri seçtim çingular. Bakalım sizin En'leriniz nelermiş, yazınızı merakla beklicem umarım en kısa zamanda yazarsınız;))
Bu sefer de sizi 2012 yılının en iyi çıkış yapan dizilerinden birini tanıtıcam. Can sıkıntısıyla başladığım ama bağımlısı olduğum dizi Shut Up: Flower Boy Band...
Shut Up: Flower Boy Band başka bir adıyla Flower Boy Band: Eye Candy 16 bölümden oluşan tür olarak gençlik, romantik, komedi, müzik tarzında bir dizi. Kore de dizinin son bölümü yayınlanacak ama burda çeviriler çok yavaş ilerliyor, sanırım şu anda sekizinci bölüm çevriliyor. Yok ben sabredemem yada ingilizce altyazılı izleyemem diyorsanız hiç başlamayın yada biraz daha bekleyin derim benden söylemesi;)
Önce dizinin konusuna kısacık bir değinicem hemen ardından da tek tek (normal şartlarda toptan yazar geçerdim ama yakuşukluları göründe gözünüz gönlünüz açılsın diye irdeliyorum konuyu:)) karakter tanıtımı yapıcam. Kadro kalabalık ama önemli olanları kısa kısa yazayım.
Konusu:Dizi birbirine kenetlenmiş altı arkadaştan oluşan Eye Candy adlı bir rock grubunun etrafında şekillenmektedir. Eye Candy bizim kenar mahalle diye tabir ettiğimiz küçük dünyada yaşayan, en büyük tutkuları müzik olan serseriler takımıdır. Dizi bu grubun arkadaşlıklarını, aşklarını, tutkularını ve mücadelelerini anlatmaktadır. Eye Candy bir çok sorunla karşı karşıya kalır bu onların arkadaşlık sınavıdır aslında... Üstüne üstlük bu serseri arkadaşların bir de okulları kapanır ve başka bir okula transfer olmak zorunda kalırlar. Ama bu okul zengin züppeleriyle dolu seçkin bir yerdir ayrıca okulda başka bir müzik grubu daha vardır. Bu iki grup karşı arşıya geldiğinde işte o zaman müzik şöleni başlar;)
Oyuncular:
*****
Joo Byeong Hee (Lee Min Ki)
Konuk Oyuncu - Eski Lider
Eye Candy grubunun uçarı kaçarı lideridir. Oldukça yetenekli ve ileriye dönük biridir. Onu ilk görenler deli olduğunu zanneder ama sadece içinden geldiği gibi doğal davranmaktadır. Grup içinde en çok Kwon Ji Hyuk'la yakındır hatta ev arkadaşlarıdır. Ayrıca Su Ah'a ilk görüşte aşık olmuştur. bu saaten sonra Su Ah onun ilham perisidir.
Baştan söyleyeyim esas adamımız bu değil Min Ki sadece iki bölümde oynayan bir konuk oyuncu yani grubun eski lideri oluyor kendisi. İlk bu yavrucağı yazayım dedim zira çoğu olan bu yakuşuklunun arkada bıraktıkları etrafında dönüyor.
***
Kwon Ji Hyuk (Sung Joon)
Esas Oğlan - Yeni Lider
Müzik kulağı oldukça keskin yetenekli bir gençtir, duyduğu bir melodiyi anında çalabilir. Byeong Hee'den iki yaş küçük olduğu için grubun ikinci çocuğudur. Ama Byeong Hee gittiğince liderlik vasfı Ji Hyuk'a geçer. Peki ya yetenek liderlik için yeterli olacak mıdır?
Ji Hyuk, Byeong Hee'nin geride bıraktıklarını korumaya çalışmaktadır. Bunlardan biri de sınıf arkadaşı ve karşı komşusu olan İlham Perisi Su Ah'dır. Peki ama emanete aşık olursa?
Bu çocuğun saçlarına bitiyorum yaa aynı kuş yuvası gibi. Bu şekle sokmak için çok uğraşmışlar mıdır acep:) Ama sesine diyecek lafım yok cidden çok güzel.
***
Im Su Ah (Jo Boa)
Esas Kız - İlham Perisi
Kendileri Byeong Hee'nin ilk görüşte aşık olduğu esas kızımızdır. Bir zamanlar zengin bir ailesi olan Su Ah, babasının istifa etmesiyle birlikte bir çatı katına yerleşir ve babası gelene kadar orda yaşar. Seçkin bir okula giden Su Ah dışlanma korkusuyla beş parasız kaldığını okuldakilere söyleyemez. Zaten karmaşık olan hayatı Eye Candy grubunu özellikle de Ji Hyuk'u tanımasıyla daha da içinden çıkılmaz bir hal alır.
***
Jang Do İl (Lee Hyun Jae)
Gizemli adamımız Do İl. Kendileri pek konuşmayan sessiz sakin biridir. Çok mecbur kalmadığı sürece şiddete asla başvurmaz hatta şiddetten nefret ediyordur. Aslında grup üyeleri bilmiyor ama içlerinde en çok korkulması gereken kişi Do İl'dir. Acaba bu sessizliğinin sırrı nedir?
Kimse bilmiyordur ama aslında Ji Hyuk'u seven bir kıza (adını unuttum) abayı yakmıştır.
Erkeklere yakışlı denir ama bu adam hem yakışıklı hemde çok güzel bee:) Ayrıca kesin melez bu çocuk gözler felan belli ediyor kendini. Not: kızlardan bile daha güzel saçı var adamın yaa kıskandım:(
***
Lee Hyun Soo (Myung Soo)
Grubun gitaristi ve asi çocuğudur. Byung Hee gelene kadar Ji Hyuk'un en iyi arkadaşıydı aslında, bu yüzden
Byung Hee'nin Ji Hyuk'un arkadaşlığını kendinden çaldığını düşünmektedir. İkisinin dostluğunu kıskanan Hyun Soo çok fala yeteneği olmamasına rağmen gitara öğrenir. İkilinin gölgesinde kalmanın verdiği hırsla gece gündüz gitar çalar, taki bir numara olana kadar da durmayacaktır.
Bu çocuğun bakışlarına bittim pek bi haşin bakıyo kerata. Ayrıca asi rolü de cuk oturmuş, daha iyi bir seçim olamazdı doğrusu.
***
Kim Ha Jin (Yoo Min Kyu)
Tek kelimeyle bir kadın avcısıdır. Müziğe başlama nedeni bile kadınları etkilemektir. Ha Jin yıllar boyunca altı ablanın arasında büyümenin verdiği ''kadını anlama'' gücünü kullanarak istediği kadını kolayca ayarlayabilmektedir.
***
Seo Kyung Jong (Kim Min Seok)
Grubun en sevimli veledi, resmen neşe kaynağı.
***
Yoo Seung Hoon (Jung Eui Chul)
Strawberry Fields Grubunun Lideri
Seçkin okulun önde gelen öğrencisi ve Strawberry Fields grubunun lideridir. Sakin ama kararlı bir kişiliğe sahiptir. Ayrıca İlham Perisi'nin çocukluk arkadaşıdır. Ve yıllardır da çocukluk arkadaşına aşıktır. Sakin olan okul hayatı Eye Candy grubunun okula transfer olmasıyla ve Ji Hyuk'un sevdiği kıza aşık olmasıyla karman çorman olur.
*****
İşte dizimiz bu karakterler etrafında gelişmektedir. Dizi izleme kriterlerinde yakışıklı oppa takıntısı olanlar için bu dizi bulanmaz hint kumaşı haberiniz olsun:) Şaka bir yana diziyi sevdim ben hele de dizide çalan şarkılara bittim çok çok güzel be. Dizinin son bölümlerini henüz bende izlemedim sonu nasıl ilerler bilmem ama şimdilik gayet iyi gidiyor. Aslında konu gayet bilindik ama nasılsa insanda merak uyandırıyor ki bu çok önemli, bir sonra ki bölümü iple çekmeme neden olduğu için bile sevdim bu diziyi. Güzel bir gençlik dizisi izlemek istiyorsanız başlayın derim;) En azından ben piman olmadım ve şu an için sürekli takip ettiğim tek dizidir.
Son olarak dizide çalan bir iki şarkı ekleyip kaçıyorum ben, dinleyin bakalım canlar sizde benim kadar sevecek misiniz şarkıları;)
Sung Joon -Jaywalking
Sung Joon - Today
Sanırım bu günlük bu kadar yeter.
Bir günde iki yazı yazmak çarptı beni:)
Hepinize huzur dolu günler dilerim...
Güncelleme:
Diziyi izlememin üzerinden aylar geçti şarkılarını hala severek dinliyorum ama bölümler ilerledikçe dizi monotonlaşmaya başlıyor, haberiniz olsun. Ha tamam yakuluşluları iyi hoş ama diziye başlarken büyük beklentiniz olmasın;)